Askerdeki teftiş fırçasını bilir misiniz?

13 Mayıs 2012, Pazar 05:00
AA

İki bakanın eşliğinde Silivri gezisi yaptı seçilmiş gazeteciler. Diğerlerinin ne yazdığına bakmaya bile gerek yok, “erken rezervasyon dönemi bitmeden ucuza kapatın, tam tatil yeri” tavsiyesi yapmışlardır; her zaman şeytanın avukatlığını yapan Ahmet Hakan’ı okudum, bir de uzun yıllar cezaevlerinde yatmış Oral Çalışlar’ı. Hepsinde “şimdi bunu hangi gözle okuyacaklar” tedirginliği var. Genel anlamda izlenimleri olumlu. Halkla ilişkiler gezisi başarılı olmuş.

Silivri teftişe hazırdı

Aklıma ünlü Rus yazar Soljenitsin’in Gulag Takımadaları isimli kitabı geldi, tam hatırlamıyorum, Cherriere’in Kelebek’i de olabilir, orada bir cezaevi teftişi anlatılır. Kötülüğü dillere destan cezaevine uluslararası bir teftiş heyeti getirirler. Üstelik bir de koğuşa sokarlar, mahkumlara da nasıl davranılacağı konusunda önceden tembih kıyamet. (Bizimkiler büyük bir insanlık gösterip tutuklu ve mahkumları gazetecilere göstermemişler).

[[HAFTAYA]]

Hikayede mahkumlara uluslararası heyetin önünde yemek dağıtılır, içinde tavuk eti de vardır. Yıllardır ne et ne de lezzetli yemek yememiş mahkumlar, önce kibar kibar yerler, sonra tavuğun kalan kemiklerini de çıtırdatırlar, neredeyse kapları yemeğe kalkarlar! Onların yüzünde mutluluk, heyetin yüzünde dehşet vardır! Bizim heyet karavanayı çok beğenmiş, hastaneyi de pek beğenmiş, o cezaevinde kalp krizi geçiren eski komando, Kozinoğlu öldü! Sağlık hizmeti verilebiliyor madem, o zaman öldürüldü mü?

Bilgisayar kullanımının haftada iki saatle sınırlı olduğu ve kayıt alınamadığı es geçiliyor. Bir başka gazeteci grubu, daha yeni ziyaret etti Silivri’de tutuklu gazetecileri; hepsinin parmakları nasırlıymış. O kitaplar elle, kalemle yazılıyor! Bütün bunları bilmesine rağmen eski mahkum Oral Çalışlar “Cezaevi koşulları iyi” diyebiliyor. Hani “Allah düşürmesin” derler ya, “Allah gazeteciye bakanla cezaevi ziyareti yaptırmasın” demek zamanı!

ÜÇ KUŞAK BİR ARADA

Mayıs’da Anneler Günü’yle annemin doğum günü çakışır. Maşallah 86’ya girişini kutladık bu yıl. Anneler günüyle ilgili ne yazacağımı düşünürken “işte mutluluk bu" dedim, bir yanımda annem, yıllarca hem annelik hem babalık yapmış ablamla ikimize, şimdi kendisi bizim çocuğumuz oldu. Öbür yanımda oğlum, bana annelik mutluluğunu yaşatıyor. Bir gün bile armağan almayı beceremedi ama varlığı en güzel armağan, bir şey almasa da olur. Bir de unutmamak lazım, güzel kızım Pıtırcık, büyük zorlukla dünyaya getirdiği beş yavrusundan kalan ikisine sevgiyle bakıyor, bize de “torun” keyfi tattırıyor. “Baby is on board” ve kapalı gözleri, şiş göbekleriyle o kadar sevimliler ki annelerini kızdırmak pahasına gözümüzü alamıyoruz yuvadan! Bütün anneler kutsal, bütün çocuklar çok sevimli! Hepimizin anneler günü kutlu olsun.

Ya sizin çocuğunuz olsaydı?

Cihan Kırmızıgül. Üniversite öğrencisi. Sokakta yürürken boynunda Doğuluların taktığı poşi olduğu için gözaltına alındı. Gerisi sonu kötü biten uzun bir serüven. 11 yıl hapis! Suçu terör örgütüne yardım. Kanıt yok. Tanık yok. Bir gizli tanık vardı, sonra vazgeçti! İspat yok. Sadece kanaat var. Türkiye’de artık hukuk yok. Cihan’ın iyi bilinen bir üniversitede öğrenci olmasını, bundan sonra hayatının kaymasını filan es geçiyorum. Kim olursa olsun, tinerci olsun, bir insanın durup dururken on bir yılını çalmaya hangi hukukun hakkı var? Ya benim çocuğum olsaydı, ya sizin çocuğunuz olsaydı? Orada bulunmaktan başka ispatlanan hiç bir şey yok! Efendim Yargıtay’a gidecek. Bu yargıçları hangi hukuk fakülteleri mezun etti, hangi dünyada yetiştiler, hangi duygularla bu vicdansız hale geldiler? Bunlar hiç mi yemin etmedi, adalet dağıtacağına? Çok tehlikeli bir ülkede yaşıyoruz, hakikaten gitmeli mi ne, çoluğu çocuğu alıp...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.