Atatürk'ü bize bırakmadılar!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin, askeri dehasıyla, önce kurtarıcısı; siyasi dehasıyla da, laik, demokrat Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Aradan 79 değil, 179 yıl da geçse, saygıyla, sevgiyle anılması doğaldır, vefa ve insanlık gereğidir. Doğal olmayan kimilerinin karnım ağrıdı, boğazım acıyor diye resmi bayramlarda anma törenlerinden kaçması, ne o öyle sap gibi duruyoruz diye saygı duruşlarını hafife alması, hatta bu milletin ona verdiği soyadı olan Atatürk’ü ağzına almayıp, Gazi Mustafa Kemal diye bahsetmesiydi.

Yani askeri başarıyı kabulleniyor da, kurduğu cumhuriyetin niteliklerinden, yani laik oluşundan hazetmiyor! Doğal olmayan, Atatürk’ün adının ve fotoğraflarının, büstlerinin, Atatürk devrim ve ilkelerinin milli eğitim müfredatından, ders kitaplarından ufak ufak çıkarılması, sövenlerin, saldıranların hoş görülmesi, sırtının sıvazlanmasıydı.

Resmi bayramlarımızın itibarsızlaştırılması, Atatürk anıtlarına çelenk koyulmasının bile izne bağlanmasıydı! Atatürk’ü, daha doğrusu, onun getirdiği başta laiklik olmak üzere, “batı uygarlığına denk” ilkeleri hayatımızdan silme çabaları o boyuta ulaşmıştı ki, etki tepkiyi doğurdu: sivil toplum, kendi kendine organize oldu, Atatürk’e her zamankinden fazla sevgi ve saygı duydu.

Hepimiz delirdik

Bir dönemin sıkıntısını, bir faninin çoktan yok olmuş varlığında değil elbet, sembolünde aramaya başladık! Anıtkabir’e koşar olduk. Yoksa, hepimizin keyfi gıcır, hayatımızdan memnun olsak, biz deli miyiz, Anıtkabir’de milyonlar itiş kakış, elinde karanfil, küçücük bebesiyle ezilmek pahasına beklesin? Ben deli miyim; sabahın köründe yataktan fırlayıp Dolmabahçe’ye koştum, 9’u 5 geçe, bahçede, onun sesini dinleyerek, gözlerim nemli, düşünüyordum. Oradan Atatürk Hava Limanı’na. Uçaktan inip Anıtkabir’e, elimde, Dolmabahçe’den getirdiğim karanfillerle, kesilmiş yolları aşmak için sağdan soldan atlayıp koşarak, kalabalığı aşarak kendimi mozolenin önünde buldum. Bir iki dakikalığına saygı duruşunda bulunurken düşündüm: evet deliyim, delirdim! Bizi delirttiniz!



Yanlışlarınız çok

Bu ülkenin yarısı olmamıza rağmen yok saydınız. Yanlış yoldasınız dememize rağmen Fetullah’la iş birliği yaptınız. Ülkenin sürüklendiği kaosta, bir kuşak perişan oldu. TSK darmaduman. Yüzbinler hapiste, bir o kadar işsiz güçsüz, açlığa mahkum.

Bir yıldan fazladır OHAL’de sesini çıkaran içeride. Şimdi Atatürk’ü de telaffuz etmeler, 10 Kasım’lara sahip çıkmalar, Atatürk’ü marksist marjinal çevrelerin eline mi bırakacağız demeler komik bile değil. Evet bu yıl izin çıktı ya, Anıtkabir üç misli daha kalabalıktı, ama kimse bu söylemin samimiyetine inandıramaz. Keşke olsa!

HSYK referandumu öncesi de gördük, başkanlık referandumu öncesi de. Ve şimdi 2019 telaşıyla Atatürkçü görünmeler, bizi ikna etmez, olduysanız da hoş geldiniz!

İyi Parti iyi geldi

2019 hesapları içinde Meral Akşener ve arkadaşlarının MHP’yi çökertecek gibi görünmesi önce Bahçeli’yi rahatsız etti, birden demokrat kesildi, seçim barajını indirelim demeye başladı. Ardından AKP’nin Atatürk açılımı geldi.

Daha geçen yılın gazeteleri ortada, 10 Kasım bir paragraf bile değilken bu yıl sayfa sayfa! 2019’da Başkanlık seçiminde Akşener adaylığını açıkladı bile. Üç aday daha olacak olması, AKP’nin ilk turda başarısını tehlikeye düşürür.

Her kesimle iyi geçinmek, kimseyle kavga etmemek lazım. 2019’dan sonra hesaplar görülür! RTE, bu arada öz eleştirileriyle, bazen de sanki 16 yıldır iktidarda başkası varmış gibi, muhalefet görevini de üstleniyor, icraatlarına yükleniyor! Gerekirse Atatürkçülüğü de, muhalefeti de en iyi biz yaparız demeye getiriyor!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder