Basın özgürlüğü mahkemede kutlandı!

25 Temmuz 2017, Salı 05:00
AA
Herşey başından sonuna ironik, yani komik ama acıtan cinsinden. Cumhuriyet Gazetesi’nin 9 aydır tutuklu, yargılanma bekleyen yazar, çizer ve yöneticileri nihayet hakim önünde, suçlamaları yanıtlıyor. İyi de suçlamanın neresinden tutmalı?

Savcı: “Yönetim kurulu üyesi olmadığınızı mı iddia ediyorsunuz?”

Kadri Gürsel: “Ben iddia etmiyorum, resmi kayıtlarda yok. İddianame yanlış.”

Kadri Gürsel’den başlayalım. Hepi topu 34 gün yayın danışmanı olarak görev yapmış bir köşe yazarı, gazeteye daha yeni girmiş. Duayen bir yazar olduğu için de arada fikir verir diye yayın danışmanı yapılmış. İddianamede yönetim kurulu üyesi, hatta başkanı yazıyor! Bunu geçtik. Telefonunda bylock bulunan insanlarla iletişim kurduğu iddia ediliyor. Telefonunda bylock bulunan yüz kişi sms atmış. Onlara cevap bile vermemiş! Bizim telefonlarımız, mail hesaplarımız ortada. Bana da her aklına esen mesaj da atıyor, mektup da, telefon da ediyor. Cevap verdiğim var, vermediğim var. Bu suç mu?

Haber olabilir diye açıyoruz, bakıyoruz. Mesleğimiz bu.

Mahkeme değil okur

Gazetenin yayın politikasını değiştirdin suçlaması ise ibretlik. Gazetenin yayın politikasını beğenmemek okurun işidir, mahkemenin değil. Velev ki değişmiş olsun, size ne? Ayrıca bu suç değil. Ayrıca Kadri Gürsel değil, feriştahı gelse Cumhuriyet gibi köklü bir gazetenin yayınını 34 günde sırf kendisine danışılarak değiştiremez. Acıklı olan şu, bu iddianameyi yazan savcı, FETÖ’den sanık. Şikayetçiler, iktidar şakşakçısı, bugün var, yarın yok, tetikçi.

Bunların yaptıkları FETÖ’cülerin Silivri’de yaptıklarını geçti! Ve bunun için Kadri Gürsel, 9 aydır tutuklu. Ahmet Şık, Musa, Güray, Murat, ne yaptı bu meslekdaşlarımız da 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışı’nın yıldönümünü Çağlayan Adliyesi’nde, abuk subuk bir davanın günah keçileri olarak geçiriyorlar?

Bu davanın birinci derece kurbanları onlar, ikinci derece kurbanları ise korkudan bir gazetenin 17 yönetici ve yazarının yargılandığı haberini gazetelerinde görmekten çekinen, rehin alınmış diğerleri. Ve tabii doğru haber alma hakkı ellerinden alınan halkımız. Onlar da HERO yazılı tişört giymenin tehlikeli olduğunun bile farkında olmayacak kadar medyayı ne okuyor, ne dinliyor!

Çocuklar da meyveler gibi iyi bakılıyor
 

Anadolu Etap tarafından işletilen Tahirova Çiftliği, Türkiye’nin en büyük meyva yetiştirilen çiftliği, Balıkesir’de. Teknoloji, bilim, işçilik, iklim, toprak, sevgi, bakım, ele ele vermiş, en kaliteli elma, erik, şeftali, mücevher gibi diziliyor kasalarda. Çiftliği ziyaret nedenimiz, MİÇO’lar. Onlar, buraya Urfa, Adana’dan çalışmaya gelen mevsimlik tarım işçilerinin çocukları. Okullar kapanmadan geliyor, okullar açıldıktan sonra dönüyorlar diye, çocuklara MEB desteğiyle, kreş, okuma sınıfı, basketbol kursu gibi etkinlikler düzenlenmiş. İlgi görmenin keyfiyle kömür gözler sevinçle, ışıl ışıl parlıyor.

Anadolu Grubu, meyvelerine baktıkları gibi bilim ve sevgiyi karıştırıp bakıyorlar çalışanlarının çocuklarına. En küçükler şarkı söylemeyi, resim yapmayı öğreniyor, ortancalar, okuma yazmayı; daha büyükler, Anadolu Efes Spor Klübü’nün katkılarıyla, kızlı-erkekli basket oynuyor, sertifikalarını büyük patron Tuncay Özilhan’ın elinden alıyor! Meyvelere gelince, işletme ve olanak büyük olunca meyvesi de farklı oluyor: dalından topladığım yeşil elmaların hemen hepsi aynı boy, üstünde bir tek çizik yok. Seyreltilmiş dalların üstünde perde, meyve ağaçlarının altında özel örtü, aralarında rüzgar önleyici özel ağaçlar, suyuna, gübresine uzmanlar karar veriyor. Bir de güzel haber olsun dedim!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.