Başkanın adamları da konuşsun

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Bütün koşulların lehinde olduğu zaman bile CHP bir yanlış manevra yapıyor ve başta kendi partilileri, herkesi karşısına alıyor. Tabii ki karşıtlarını değil, onlar düşülen duruma kıs kıs gülüyor! Ortada bir yanlış var ve her zamanki gibi başkanın üstüne kaldı. Acaba?Soralım bakalım: Adana mitinginde Kılıçdaroğlu’nun tutuklu gazetecileri isim isim anıp kalabalığa “burada” diye bağırtması mizansenini kim akıl etti? O isimleri başkana kim önerdi?

Gazeteci örgütleri tarafından iddia edilen tutuklu gazeteci sayısı 146. Hükümet ise 3 diyor! Gerisini tespit edemiyorlarmış! Kılıçdaroğlu’nun yoklama yaptırttığı liste kim tarafından hazırlandı? Akşam evde Selvi Hanım’la hazırlamadı herhalde! Mesela Musa Kart’ın yanına Ahmet Altan’ı kim yazdı? Parti, parti olsun da bu düşülen durumun hesabını birlikte versin lütfen. Haa tabi Ekmeleddin Bey olayında olduğu gibi tek kişilik bir karar verme durumu söz konusuysa, onu da bilelim o zaman.

Topuk tıkırtılarına bayılıyoruz!

  Hafta sonu için İstanbul’daysanız ne yapın edin Los Vivancos’ları seyretmeye gidin. Aynı babadan, ayrı annelerden olma, dansın prensi bu 7 erkek kardeş, yeni gösterileri “Born to Dance” ile tekrar İstanbul’da! Onları ilk kez Mersin Festivali’nde izlemiş, tiryakileri olmuştum.

Türk seyircisi zaten flamenco seviyor, müthiş bir teknik performans, bale ve klasik flamenconun birleşimi farklı tablolarıyla, müthiş seksi kostüm ve tavırlarıyla bu 7 delikanlıya ise bayılıyor. İş Sanat’taki son gösterilerinde salonun dörtte üçü çığlık çığlığa bağıran kadınlarla doluydu, bu kez de öyle olacağına eminim! Hoş geldiniz gençler, özlemiştik!

Uzakta parlayan bir yıldız daha: Prof. Aydoğan Özcan

Rahmi Koç Müzesi’nin klasik otomobilleri arasında Rahmi Bey’in artık klasik olmuş dostları dolaşıyor. Bir de akademya! Koç Üniversitesi ve diğerlerinden önemli bilim insanları.

Adeta bir Türk Nobel ödül töreni. Rahmi M. Koç Bilim Madalyası Ödülü bu yıl ilk kez veriliyor ve Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan hangi kriterlerle seçimi yaptıklarını anlatıyor. Ödülün sahibi Prof. Aydoğan Özcan, 36 yaşında genç bir bilim insanı. Ama California Üniversitesi’ndeki kendi deyimiyle “lab”ında sabahtan akşama, fizik, matematik, tıp ve teknoloji arasında gidip gelerek bilimi sağlık alanında kullanabilecekleri buluşlar yapıyor.

Spermin dansı!

Laboratuar dolusu pahalı bir çok aletin yapabileceğinden fazlasını bir cep telefonu kadranına sığdırıyor ve teknolojiyi hastanın ayağına getiriyor! Akıcı konuşmasıyla hiç anlamadığımız konuları bile hepimize kavratıyor. Mesela bir işe yarayıp yaramayacağını bilmeden bir spermin dansını izliyor ve bunu üç boyutlu hale getirip spiral daireler çizdiğini görüyor. Acaba neden? Bilim böyle bir şey, merakla araştırmak!

Ya Türk üniversiteleri?

Rahmi Bey, ceket cebindeki kırmızı karanfiliyle hâlâ çok havalı, bu ödülden ötürü çok heyecanlı. İki oğluyla Özcan ailesini sarıp sarmalıyor.

Bu ilk ödülün diyelim ki 25’incisi Koç Üniversitesi laboratuarlarında benzer buluşlar peşinde koşan bir bilim insanına gitse, ona bu imkanları ülkesinde sunmuş olsalar, ne kadar daha mutlu olurduk!

Harcamalar yaşlılara

Yaşlılar ne olacak? Prof. Aydoğan Özcan’ın konuşmasında bir konu daha dikkatimi çekiyor; sağlık harcamalarının giderek artması ve bunların büyük kısmının 80 yaşın üstündeki nüfusa gitmesi. ABD’den verilen örnekler ama bizim için de geçerli.

Gelişen sağlık bilimleri ve teknoloji, insan ömrünü de uzatıyor. Hükümetler bu harcamalar arttıkça tedbir düşünürler mi?

Aklıma gelen şeyler vahim. Tarihteki örnekleri acımasız. Japon kültüründe belli bir yaştan sonra aile büyüğünü dişlerini kırıp dağa götürüp bırakma işini oğul yapmak zorundaydı! Tabii kıtlık döneminde. Ama şimdi de özel sağlık sigortalarının belli bir yaştan sonra sigorta yapmak istemediklerini düşünürseniz...

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder