Bayram değil, çoktan müzelik oldu!

02 Mayıs 2017, Salı 05:00
AA
Bu 1 Mayıs kutlamaları bana artık fevkalade nostaljik geliyor; zaten kutlama biçiminden de belli; çok etkileyici ama söylediğimiz marş Timur Selçuk’dan, görseli Kemal Sunal’ın Yeşilçam filminden kalma!

Oğluma “Yaşasın emekçilerinin dayanışması! Tüm dünya emekçileri birleşin!” filan diye üniversite yıllarımdan kalma bir iki slogan yolladım. Cevap olarak bana “Yaşasın başarı ve zenginlik!” diye yanıt verdi.

Artık dayanışma değil rekabet dünyası.

Sen de haklısın dedim!

Otomasyon işçi bırakmadı

Zamane gençlerinin düşünce biçiminin farklılaşmasının nedeni, elbette gelişen üretim biçimi, teknoloji ve düşünce sistemi, siyasetin de payı var elbet.

Bir kere kimse eli nasırlı işçi olmak istemiyor. Herkesin derdi, çok haklı olarak, az ve rahat çalışıp çok para kazanmak!

Zaten teknoloji de buna hizmet ediyor. Otomasyon giderek işçinin işini yapıyor, çoğu fabrikada artık işçi kalmadı, sadece denetçiler ve beyaz yakalı araştırmacılar çalışıyor.

Zaten ne gerek var, robotun da yapabileceği sıradan bir işi insanın yapmasına? Fabrikalar çoktan insansızlaştı.

İşsizliğe çare lazım

İşte tam da burada ne yazık ki çözülememiş işsizlik meselesi devreye giriyor. Teknoloji ve otomasyon geliştikçe düz işçinin işi elinden alınıyor. Metro istasyonlarına bakın, bankoların arkasında bir kişi bile yok. Biletler otomatik alınıyor. Sadece güvenlikçiler var.

İşsizler ordusu büyürken eğitim de çözüm olamıyor bu gidişe. Çünkü eğitim planlaması yok.

Sanayinin ihtiyacı olan ara eleman yetiştirileceğine sınırsız sayıda açılan iletişim ve eğitim fakültelerinden kalmamış gazetelere girmeye çalışan gençler, öğretmen olmak için yıllarca atama bekleyen ve pazarda limon satan mutsuzlar ordusu çıkıyor.

Sendika da bitti

İşçi kalmayınca sendika kalır mı? Sendikalar işçilerden de nostaljik! Pos bıyıklı, sert bakışlı sendika liderleri Yeşilçam figürü gibi.

Sendikacılığın yerini çoktan sivil toplum aldı. Çoğu sendikaları iktidar ele geçirdi. Üstelik sendikalar zamana uyamadı, işlevlerini yitirdi. Ne hak arayabiliyor, ne işçiyi yönlendirebiliyor, ne eskisi gibi siyasete ağırlığını koyabiliyor.

Sendikaların sesini 1 Mayıs’larda duyuyorduk. Bu yıl 1 Mayıs kutlamaları ülkenin farklı illerinde, sendikaların meşrebine göre farklı biçimlerde kutlanıyor. Erzurum’da HAK-İş, Mehter Marşı çaldırmış, yakışır. Mehteran da sendikalıydı zaten! Keşke buraya gülen adam emojisi koyabilseydim!

Taksim kavgası

1 Mayıs’ların bitmeyen tartışma konusu yine Taksim Meydanı oldu. İktidar güç gösterisi niyetine, inatla Taksim’de kutlamaya izin vermiyor, sendikalar da inatla burayı istiyordu. Güvenlik gerekçe olamaz.

15 Temmuz sonrası burada 45 gün ve gece boyunca Mehter çalındı, sucuk ekmek yendi. Hatta CHP’ye bile bir günlüğüne meydan tahsis edildi.

Olay çıktı mı?

Hayır.

Demek ki mesele sadece ben güçlüyüm inadı.

DİSK ve sivil toplumun bu kez Bakırköy’de yaptığı kutlamaların tersine Taksim’e yapılan insansızlaştırma yüzünden kent felç edildi! Turistler, işlerine gitmek isteyenler, esnaf yine perişan oldu!

1 Mayıs’ı yakında müzeye kaldırır, hep beraber rahat ederiz. Zaten ne işçi, ne sendika kalacak, gençlerin de umrunda değil!

Ha, kıdem tazminatı kaldırılıyor, taşeron işçiler kadroya alınmıyor, maden işçilerinin can güvenliği yok, işçi ölümleri tavan yapmış mı diyorsunuz?

İşçi kardeşlerimiz önce sandığa gittiklerinde kime oy vereceklerini düşünecek, sonra hak arayacak, hatta sosyal medya daha bile etkili olabilir sendikadan!

Bu arada bu uğurda canlarını vermiş Kemal Türkler’den, Şemsi Denizer’e kadar tüm geçmiş sendika liderlerine, iş kazalarında hayatını kaybeden işçilere de selam olsun, kimsenin emeğini hor görmüyorum!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.