Bütün iddialar yalan!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Gazeteciliğin en zor yanlarından biridir siyasilerle mülakat yapmak. Fazla sıkıştırmaz, verilen cevapla yetinirseniz de sadece mikrofon tutmuş olursunuz. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, NTV’ye yeni yargı paketi ile ilgili demeç vermiş, basında çıkan haberlerin neredeyse tümünü “desenformasyon” diye yalanlıyor. Yani yanlış, özellikle çarpıtılmış haber. Pozantı mı? “Personelimizi dezenformasyona kurban etmeyiz”. Kozinoğlu’nun ölümü mü? “Olağandışı bir şey yok”. Müyesser Yıldız’ın kedi isteği mi? “Mevzuata göre cezaevinde ancak kuş beslenir”. Cezaevlerinden şikayet mi? “Cezaevleri 5 yıldızlı otel değil”. Bu röportajı niye yaptınız ki? Müyesser Yıldız kendi söylüyor “Cezaevi mevzuatında sadece kuş besleme izni var, hayvanı kafeste görmeyeyim, kedi besleme izni verin” diye.

Kozinoğlu’nun ölümü normalse, hayatı cezaevi güvenliğine emanet edilmiş herkes ölüm tehlikesi altında demektir! Dün Ayşenur Aslan ekranda gösterdi; ağır kanser hastası mahkuma “Derhal tahliye edilmeli ve tedavisi dışarıda yapılmalı” diyen Adli Tıp Raporu yeni çıkmış. Maalesef ölümünden iki ay sonra!.. Affedersiniz, herhalde bu da “desenformasyon”!
[[HAFTAYA]]

Balyoz’da program feyki!

Balyoz davasına esas teşkil eden CD’lerde 1500’ü aşkın yanlış bulunmuştu ya. Son gelen rapor, hepsini taca attı. Aynen fıkradaki gibi: Komutan “Savaşı kaybediyoruz” demiş hükümdara, “bunun yüzlerce nedeni var, birincisi mermi bitti.” “Öbür nedenleri boşver” demiş hükümdar! Yüzlerce yanlış bulunan CD’ler meğer windows’un 2007 versiyonuyla yazılmış. Yanlış nerede mi? CD’ler 2003’de yazılmış diyorlar da! Mahkeme bu bilirkişi raporuna ne mi der? “Desenformasyon!”

Ayaz, ayaza kaldı!

Tam sayfa bir film ilanı ve altında dikkat çeken bir yazı: Bu film sinemalarda gösterilmeyecektir! Günlerdir kentin her tarafını kaplayan ve hâlâ duran afişleriyle dikkati çeken ‘Ayaz’ söz konusu film. Geçenlerde galası yapılmış ve filmin oyuncuları dahil herkes ilk kez seyretmiş. Galadan sonra filmin yapımcısı Lütfi Kara “Biz filmimizi 2 milyon dolar bütçe ile çektik. 500 bin dolar da reklam bütçesi ayırdık ve 23 Mart günü vizyona girmesi için program yaptık. Fakat bize toplam 50 salon vererek emeğimize yazık etmeye çalıştılar. Biz de vizyona girmiyoruz, yazın festivallerde gösteririz, belki televizyona veririz” diyor.

‘Ayaz’ın basın gösteriminden sonra sinema eleştirmeni arkadaşlarımla konuştuklarımızı hatırlıyorum da bıyık altından gülüyorum. Acaba onlar da filmi ilk kez izleyince bizimle aynı duyguları mı paylaştılar? “Allahım biz ne yapmışız” mı dediler? Epeydir iş yoğunluğundan gidemiyordum basın gösterimlerine, amacım, bir Türk filmini görüp desteklemek, omuz vermekti. Ama ‘Ayaz’ı seyrettikten sonra yapabileceğim en büyük iyilik “görmedim, duymadım, konuşmadım, yazmıyorum” olur! Öylesine kötü!

Gösterimden vazgeçilince de ‘herhalde çok kötü de ondan’ diye düşünüyor insan. Senaryo, diyaloglar, oyunculuklar... Amatör işi bile değil. Polisiye film, konu ilginç de olabilir; intikam ateşiyle yanan bir kadın seri katil rolünde. Ama daha önce kimdi, neydi, belli değil. Güya öldürüldü sanılıyormuş ama Yunanlılar bulmuş, sonra alıp eğitmiş, silah kullanıyor, yüzüyor, yakın döğüş tekniklerini biliyor filan... Niye? Belli değil. Bir eski sevgili var; hafif göbekli, hımbıl bir oğlan, bir oyna be yavrum, azıcık oyna. Bu kadar mı kütük olunur! Olan Cemal Hünal’a olmuş. O iyi oynayabilir ama etraf bu kadar yeteneksizle dolu olunca o da kasılıp kalmış. Bir de polisiyede bir kural vardır: Kötü her zaman yakalanır, ne kadar haklı sebebi olursa olsun. Kız otuz sekiz kişi öldürdü, elini kolunu sallayıp gitti. Yok yaaa? Yapımcının o filmi niye geri çektiği belli de, galadan önce hiç mi seyretmemiş acaba?

Yazarlarımızdan

06 Ağustos 2020, Perşembe 07:50
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:38
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:19
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:13
Sıradaki haber yükleniyor...
holder