Cumhurbaşkanı’ndan gençlere ayar!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Cumhurbaşkanı malum, işini şansa bırakmıyor, il demiyor, ilçe demiyor, kongrelere katılıp seçim çalışması yapıyor. Haberlerde izledim, Giresun’da, kürsüde konuşuyor. Kimi komando gibi giyinmiş partili gençler, bağırarak kurandan ayetler okumaya başlıyor, cumhurbaşkanının konuşması duyulmuyor. Zaten sanırım önce buna kızıyor. Sonra da içeriğe. “Gençler, gençler” diye kükrüyor. “Burası camii mi, ayetleri gidin camide okuyun, burası siyaset meydanı, biz de siyasetin nasıl konuşulacağını biliriz.” Gerekli ve yerinde bir ayar.

Sonra da diyor ki “Biz, herkesi, bütün bir milleti kucaklayacağız.” Partisinin ilçe kongresine bile gidip, muhalefete eleştiri yağdırırken nasıl olacak o iş, bilemiyorum.

İkinci ayar ise Boğaziçi Üniversiteli gençlere geliyor. “O komünistleri, teröristleri, vatan hainlerini orada barındırmayacağız, onları atacağız, eğitim hakkını elinden alacağız!.” Afrin operasyonu nedeniyle bir grup öğrenci stand açıp lokum dağıtmış, bir başka grup da onların standını dağıtmış. Bu hareketin cezası neyse, hukuk çerçevesinde verilmelidir. Ama o “hukuk”a, cumhurbaşkanı peşin peşin işareti veriyor, o gençleri, hain, terörist ve komünist ilan ediyor, cezayı da kesiyor: anayasal hak olan eğitim hakkını bitiriyor. Türkiye hâlâ hukuk devleti olma iddiasını sürdürüyorsa bu olmamalı.

Ayrıca unutulmamalı ki, herkes aynı düşüncede olmak zorunda değil. Tek millet, tek bayrak, tek vatan demek, tek ses, tek fikir demek hiç değil. Aynı düşüncede olmayan herkes zaten devletin her kademesinden dışlanmışken bir de eğitimden dışlanıyorsa vay halimize!

Tiyatro ölmedi, hatta şahlandı!

insanları esir almasına rağmen tiyatrocularımız müthiş bir üretkenlik içinde! İşin güzel tarafı, benim pek bayılmadığım oyunlar bile dolu salonlara oynuyor. Tiyatro öldü derken yeniden dirildi deyip seviniyorum, Dünya Tiyatrolar Günü’nde! Son seyrettiğim oyun, Tiyatro Martı’dan Kral! Erdal Özyağcılar, İonesco’nun ‘Kral Ölüyor’ adlı “absürd komedi” oyununda 400 yıldır ölmek, yani tahtı bırakmak istemeyen Kral’ı oynuyor.

Eşi Güzin Özyağcılar, birinci kraliçe rolünde, üzerine ikinci kraliçe gelmiş olmasının verdiği öfkeyle kral ölsün diye uğraşıyor. Az ama öz, yetkin bir kadro, etkili bir makyaj ve kostüm tasarımı, iki perdelik oyunu sıkılmadan izlettiriyor. İonesco, absürd yani “saçma” diye yazmış zamanında, ama günümüzde pek çok şey o kadar zıvanadan çıktı ki, absürd olaylar bile yanında normal kalıyor! O gözle izleyince gülmek ne kelime, iyice hüzünleniyorsunuz!

Yerli ve milli teklif yapmak zor

Yıllardır evlilikten uzak duran Alişan nihayet gönlünün eşini buldu ve Buse Varol’a evlilik teklifi yaptı. İkinci bir evlilik teklifi ise Yaşar İpek’in Seren Serengil’e yaptığı evlilik teklifiydi ki ikisi de kabul edildi! Erkek için de riskli bir şey, tam tavına getirmek lazım, ya kabul etmezse?

​Çünkü son modaya göre evlilik teklifleri herkesin önünde ve sürprizlerle dolu, amma ille de tek taşla yapılıyor. Nitekim Yaşar da yüzüğü takarken ayılıp, daha evet demedi ki, ya demezse diye panik yaptı! Seren bu, prenses gibi yetiştirildiği için demez demez! Neyse gelin adayından birisi film setinde, diğeri, sevgilinin sahnesinde aldı teklifi. Yani ikisi de iş yerinde sayılır, ucuza mı geldi ne, eleştirileri bundan.

Bense bu işin yerli ve milli olmadığını düşünüyorum. Ne yeniden olmaya çalıştığımız Osmanlı’da, ne alafrangalıkla suçlanan Cumhuriyet Türkiyesi’nde, öyle erkeklerin kızın önünde diz çöküp tek taşla evlilik teklif etmesi gibi bir gelenek yok. Tamamen Hollywood filmlerinden özendik. Acaba öbür kesimde de böyle mi yapılıyor diye merak ediyorum!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder