En pahalı ve de en havalı James Bond vizyonda, koşun!

07 Kasım 2015, Cumartesi 19:00
AA

Bir James Bond filminde olması gereken, beklediğiniz ne varsa hepsi ‘Spectre’de.

Üstelik yılların verdiği deneyim, uzmanlık, teknolojik birikimle, en üst düzeyde! Daha başlarken ilk beş dakika nefesiniz kesiliyor. Mexico City’de bir “Ölüler Günü Karnavalı” sahneleri çekmişler, para dökmüşler.

300 milyon dolarlık bütçeyle ‘en pahalı James Bond yapımı’ olan filmin yönetmenliğini ise Sam Mendes yapıyor.

Heyecan fırtınası

İlk 5 dakikada suikast, patlama, helikopterle takip, ne istersen seyrediyorsun. Ve jenerik başlıyor.

Yani daha film yeni başlıyor! Muhteşem manzaralı şehirler: Elbette Londra, arkasından Roma, Fas, karlı Avusturya Dağları, tozlu Sahra Çölü’nde tren...

Nefes kesici araba kovalamaca sahneleri. Harcadıkları araba, helikopter ve uçağın haddi hesabı yok! Müthiş teknolojik yenilikler; bunları yapan manyak dahiler. Bir kısmına tek gözle bakabildiğim dövüş ve işkence sahneleri...

Karmaşık uluslararası ilişkiler, örgütler... Kötüler, iyiler... Biraz seks. Biraz romantizm. Herhalde en büyük başarısı her daim hayatta kalabilmek olan ve her zaman şık bir adam; Daniel Craig. Buz gibi mavi gözler ve müthiş bir fizik performans.

Eksik olan ne vardı?

Tabii ki mantık aramayın. Ayrıca bundan önceki 23 James Bond filminin hepsini izlemiş olanlar için tabii ki tekrar çok. Ama bence o güzelim Monica Belluci biraz daha var olamaz mıydı? Sahneleri o kadar azdı ki! Daha fazla anlatmıyorum, izleyin.

Hele şu moralsiz ortamda ilaç gibi geliyor, iki saat boyunca ne seçim sonucunu düşünüyorsunuz, ne dört yılın nasıl geçeceğini!

Bir de en üstte, tepelerde bir yerlere mutlaka en kötülerin sızmış olabileceğini!

Dizilerin reytingiyle partilerin reytingi

1 Kasım akşamından beri hiç bir kamuoyu araştırma şirketinin ve uzmanların altından kalkamadığı Seçmen Davranışı’nı analiz etmeye çalışıyoruz.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyaset ve Kamu Yönetimi doktora dersleri almış biri olarak öğrendiğim teorilerin hiç biri bu kadar kısa sürede yüzde 10’luk yükselmeyi açıklamıyor.

Televizyon yazarımız Mesut Yar’ın köşesini okurken bir kez daha kafam karışıyor: Bu yaz, sıradan bir yaz dizisi olarak başlayan ve giderek ekranın en yüksek reytingli, vazgeçilmez dizisi haline gelen ‘Kiralık Aşk’a bakar mısınız? İçinde bir tek çok ünlü oyuncu yok.

Büyük bir prodüksiyon filan da değil. Güzel bir kadın, yakışıklı bir genç, nasıl uzatacaklarını bilemedikleri eften püften bir senaryo! Kadınların hepsi süper mini, süper dekolte giyiyor. Her hafta mutlaka bir şarap içme sahnesi var. Güya kapalı bir ortamdan gelen kadın kahraman, sevdiği erkeğin evinde sabahlıyor.

Doğrusu öpüşemediler daha ama başka kahramanlar, sevgili olmakta mahzur görmüyor. Bu dizi toplamda yüzde 44 reyting alıyor.

Oysa AB’de, yani hani CHP’ye oy veren tuzu kuru “elit” kesimde diyelim, yüzde 47’yi buluyor.

Yani halkımız, ben de öyleyim deyip dindar ve muhafazakar partiye oyunu veriyor, sonra da gidip benimle birlikte, çekirdek çitleterek en kakara kikiri diziyi seyrediyor! Özetle kimsenin muhafazakar ve dindar bir hayat istediği filan yok.

Herkes karnını doyurmak, keyfini sürmek istiyor. Öbürlerinde bu ışığı göremedikleri için yine AKP’ye oy verdiler.

Piyasa düzelsin, işler açılsın, yardımlar sürsün diye. Bunu AKP de anlamıştır diye umuyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.