Fazıl'ın kıymetini biz de anlasak!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Artık Antalya için “Türkiye’nin festivalleriyle ünlü Riviera’sı” demek lazım. Altın Portakal Sinema Festivali kadar 12’ncisi bugün bitecek olan Uluslararası Piyano Festivali de bu yıl içerdiği 13 konser, 4 halk konseri ve 8 atölye çalışmasıyla bu konuda dünyanın önde gelen festivalleriyle yarışıyor. Katılanların her biri yıldız ama bu yıl Japonya’da bir rock starı kadar ünlü olan doğuştan kör piyanist Nobuyuki Tsujii, piyano ve flamenco evliliği Dorantes’in açık piyanosuyla Rios (favorim) ve Joaquin Grilo’nun nefes kesen dans gösterisi Antalyalıları büyüledi!

[[HAFTAYA]]

Dorantes ve arkadaşlarının ikinci gelişi bu. Antalya da benim kadar seviyor flamenco’yu. Dakikalarca süren bis alkışları sayesinde bir topuk tıkırtısı ve piyano daha dinledik, huşu içinde. Göremedim ama anlatılanlara göre Döşemealtı’ndaki Atlı Spor Kulübü’nün kapalı manejinde Fazıl’ın verdiği halk konserine ilgi de olağanüstüymüş.

Halka açık konsere çoluk çocuk katılım varmış ve çocukların ‘gık’ı bile çıkmamış dinlerken. Zaten menajeri Antalyalı olan Kadir Dursun’un sayesinde Antalyalı gibi benimsenen Fazıl Say’ı çok seviyorlar bu kentte. Flamenco konserinden çıkarken “Bu sanatçıların hepsini Fazıl seçiyor, tabii iyi olacaklar” diye konuşuluyordu. Fazıl Say’ın son CD’si Fransa’da da yılın en iyi klasik müzik CD’si seçildi. Bizim gazetelerde ise sadece müzik ve siyaset konusundaki sağa-sola sataşma geyikleriyle yer alıyor!

İstiyorlar ki Fazıl, şimdiye kadar diğer sanatçılardan alışık olduğumuz üzere müziğini yapsın ve sussun! O ise gerek müzik, gerek ülkesi üzerine düşünüyor, konuşuyor. Hem de sert konuşuyor ve önemi kendilerinden menkul kimileri onu ‘gıcık olunanlar’ listesine koyuveriyor. Fazıl Say, Türkiye’nin son yıllarda yetiştirdiği en büyük müzisyen. Sadece yorumcu değil, iyi bir besteci de. Dünyada kendi ülkesinden daha çok dinlenen ve sevilen bir klasik müzik sanatçısı. Bir gün biz de değerini anlarız inşallah.

Ermeni tezlerini çürütecek belgeler hazır


Kıymetini anlamadığımız, üstelik her nedense, tehlikeli bulup içeri attığımız bir diğer değerli genç insanımız da Mehmet Perinçek. İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, 10 yıldır Rusya arşivlerindeki Rus bilim adamlarının özel belge ve makalelerinde Ermeni meselesi üzerinde çalışıyor. Yine Rusya’daki çalışmasından döndükten bir-iki gün sonra tutuklandı. Bunun bence tek bir nedeni var: Doğu Perinçek’in oğlu diye!

Bu hesaplaşmayı bir yana bırakırsak, Ermeni soykırımı meselesi yine ısıtılıyor. Fransa her yıl olduğu gibi yine aynı tasarıyı 21 Aralık’ta Senato’ya getiriyor. Buna göre Fransa’da “Ermeni soykırımı yoktur” diyen suç işlemiş olacak. Tabii amaç Türkiye’yi, Türkleri zor duruma düşürmek. Bizim Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden bir heyet de yeni yılda Rusya’ya gidip Türk tezlerini güçlendirecek belge araştıracakmış.

Silivri Cezaevi’nde yatan Mehmet Perinçek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na bir mektup yazarak diyor ki; “Ben bu araştırmaları yıllardır yapıyorum. Bunlar bir ayda toparlanamaz. Elimdeki bilgi ve belgeleri değerlendirebilirsiniz, yılların emeğidir!” İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem ve CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt de Mehmet Perinçek’in çalışmalarından yararlanılması konusunda Dışişleri Bakanlığı’nı uyarıyor. Duyan dinleyen olur mu? Bilemiyorum! Bir tarafta Türk tezlerini destekleyen bilimsel çalışmalar hazır ama onları toparlayan kişi cezaevinde, bir yandan da ‘birilerini yollayalım da bu bilgileri toparlasın’ diye düşünülüyor. Burası Türkiye!

Yazarlarımızdan

01 Mart 2021, Pazartesi 09:46
01 Mart 2021, Pazartesi 09:40
01 Mart 2021, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder