Hâlâ güzel hâlâ bülbül hâlâ boncuk

AA
Emel Sayın, 53. Antalya Film Festivali’nde onur ödülü aldı. Sanatçıyı, cuma gecesi Cemal Reşit Rey’deki konserinde izledim. Makam Zamanı adını verdiği konserleri devam edecekmiş, kaçırmayın, sadece Türk Sanat Müziği sevenler için değil, herkes için büyük keyif. Bize “Beyati ve Uşşak Makamları”ndan şarkılar söyledi, ama ısrar üzerine Mavi Boncuk da seslendirildi tabii. Çile Bülbülüm Çile’de en üst seslere çıkarken ne yılların yorgunluğu var ne sıkıntısı. Bildiğimiz Emel Sayın: Kırmızı şifon tuvaleti, upuzun kırmızı tırnakları, el hareketleri, mimikleri ile hep o hayran olunan, assolist, ulaşılmaz güzel kadın! Mavi Boncuk dağıtılır ama daha fazlası olmaz! Değişmez şefi Selçuk Tekay’ın yönetiminde saz arkadaşları ve Beyoğlu Musiki Derneği Korosu’nun eşlik ettiği sanatçıya ilgi de büyüktü. Onu herkes seviyor ve unutmuyor; çevirdiği 15 filmle sinemada da ayrı bir yeri var ve ödülünü hak ediyor

 Madonna kürk giymiş Kürt Maradona mıymış?

 “Kürk Mantolu Madonna” Sabahattin Ali’nin “Türkiye’de en çok satılan roman” olarak ipi göğüslemiş kitabıdır. Yani bir Elif Şafak’ın Aşk’ından, bir Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi”nden, bir Yaşar Kemal’in İnce Memet’inden daha fazla satılan ve okunduğu “varsayılan”. Ve Ay Yapım madem ki bu kadar çok okunuyor deyip romanı senaryolaştırarak dizi çekmeye karar veriyor. TV8’in “Aramızda Kalmasın” isimli magazin programında iki kadın sunucunun arasında şöyle bir tartışma geçiyor: Sabahattin Ali 1943’de bu kitabı yayınladığında Madonna var mıydı? Romanın kahramanı Maria Puder’i Beren Saat oynayacak ya, “Beren, Madonna’yı oynayabilir mi?” soruları sosyal medyada bir espri tufanına dönüşüyor! 1943 yılında yazılmış romandaki Madonna’yı ünlü şarkıcı Madonna’nın hayat hikayesi sanmak, magazin programı sunmak için bile gereken asgari eğitim düzeyinin olmadığını gösteriyor

 Liseliye tüfek doğrulttular

 Nasıl olsun ki Türkiye’nin yüz akı birkaç iyi eğitim kurumuna bile tahammül edilemiyor ve “proje okul” adı altında bu okulların eğitimini düşürmek için öğretim kadrosu dağıtılıyor; bunu protesto eden öğrencileri korkutmak için de okullarının önüne uzun namlulu tüfeklerini çıkarmış polisler gönderiliyor! Ki o öğrencilerin en büyük hakkıdır bunu protesto etmek, çünkü daha iyi bir eğitim için bu okullara girmeyi onlar proje yaptı ve yaşamlarının en güzel yıllarını sadece test çözerek yaşamadan geçirdi. Ne için? İmam hatipe dönüşecek bir okul enkazı için! AKP iktidarı bütün okulları bir Kabataş, bir Kadıköy Anadolu, bir İstanbul Erkek düzeyine çıkarmak için proje yapacağına, hepsini Davutpaşa imam hatip düzeyine indiriyor. Bir zamanların komünizmi gibi, zenginliği yayamayınca halkı yoksullukta eşitliyor. Kim tutar seni, nasıl olsa halkın da Madonna’yı Maradona sanıyor, “Adam gibi ölmek mi, madam gibi ölmek mi?” dediğin zaman kadınlar oturup ağlayacağına alkış tutuyor, küfür de etse hakkıdır

 Musul’da ne niye oluyor, kim biliyor?

 Roman kahramanının kim olduğunu bilmeyen insanların Musul operasyonunu anlamasına imkan var mı? Daha senin cumhurbaşkanın Ezidilerin hangi dine mensup olduğunu anlamamış, “Sizi Hıristiyan diye dışlamadık, bağrımıza bastık” diyor. İyi de adamlar Hıristiyan değil zaten, Ezidi! Barzani “Musul’un Halep olmasına izin vermeyeceğiz” derken önünde 40 küsur kamera var. Körfez Savaşı gibi, bütün operasyon, onlarca televizyoncunun önünde gerçekleşiyor. Biz görüyoruz ama anlamıyoruz. Anlamak için bilmek lazım. Musul, sünni Arapların olduğu bir bölge. Halep’de ne oldu? Demografik yapıyı bozmayalım diyorlar ama insanların yapısı bozuldu. İnsan kalmadı, yarısı öldü, kalan kaçtı. Evin önünde DAEŞ’li ile YPG’li birbirini keserken sen çoluk çocuğunla nasıl oturabilirsin? DAEŞ hava harekatını önlemek için petrol ve lastik yakıyor, savaştan ölmeyen hava kirliliğinden ölecek. Bu işin sonunda masaya oturur muyuz bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa en az bir yüz bin Suriyelinin daha bizim masaya oturacağıdır. Kaçacakları en yakın yer Kilis, Gaziantep. Bu savaşları çıkaran silah tüccarlarının Allah belasını versin!

Sıradaki haber yükleniyor...