Ha desek gireceğiz birbirimize!

08 Şubat 2014, Cumartesi 05:00
AA

İktidar, on yıldır sürdürülen yeme yedirme düzenine sıkı sıkı yapışıyor. Paylaşım kavgası cemaat-parti koalisyonunu çatlattı ama gerçek iktidar kimin elinde? Bilek güreşi taraftarların destek çığlıklarıyla sürüyor. Her iki tarafın da medyası çamur, pislik, kusmuk içinde. Gözlerimiz faltaşı gibi açılmış, kulaklarımız sonuna kadar dikilmiş, olanı biteni anlamaya, kavganın sonucunu kestirmeye çalışıyoruz. Kurunun yanında yaş çatır çatır yanıyor!

[[HAFTAYA]]

Demokratikleşme masalı

Eskiden atılmış odunlar kül oldu. Yeniden yargılama, salıverme, kumpası çözme laflarının hepsi fos çıktı. Yargı paketleri, konuşmalar, görüşmelerin hepsi, görevden almalar, savcı, hakim, polisleri sürmeler, yolsuzluk dosyaları ve fezlekelerin üzerini örtmek için. İçerde kumpasa kurban gitmiş ölmek üzere olanları umursadıkları yok! Ya halk, kamuoyu ne diyor? Bence en acıklısı onlar! AKP destekçilerinin gözü öyle körelmiş ki gözümle görsem inanmam vaziyetindeler. Ya, çaldılar ama çalıştılar mazereti? Pes. Baskı, sansür, şiddet şikayeti? “Bana ne” diyor sıradan vatandaş. Gazete deyince spor gazetesi okuyor, TVde dizi seyrediyor. Olsa olsa ‘taksitler azaldı’ diye kırılmıştır biraz!

Alternatif yok

En çok da “Tamam bunlar hırsız, ötekiler değil mi” yanıtına bayılıyorum! Ya da “Alternatif yok ki”. Daha da çıldırdığım ise “Muhalefet de bir şey yapmıyor ki” suçlaması! Adamlar dayak yiyor, her gün cezaevi dolaşıyor, soru önergesi veriyor, ağır konuşuyor, hakaret ediyor, yaranamıyor! Kimse yapıştığı mevziden kıpırdamıyor. Bu nasıl bir efsunlanma ki iktidar telefonda söylediğini yapsa bile kılları kıpırdamayacak. Herkes hakettiğini bulur.

*

Yalancının mumu çocuğu öldürdü!

Hepimizin yüreğini sızlatan o fotoğraf: 21. Yüzyıl’da, şehirdeki çocuklar yarı yıl tatilinde, eğlence yerlerinde son model telefonlarıyla fink atarken Muharrem’in payına düşen, hastaneye yetiştirilemeyip zatürreden ölmek miydi? Babasının payına düşen, oğlunun cesedini bir çuvala koyup karda dört saat sırtında taşımak mıydı? Muharrem’i öldüren koordinasyonsuzlukmuş. Aslında olanaklar var. Paletli ambulans da gidebilir, helikopter de...

Herşey yapılabilir. Ama kurumlar koordine olamıyor, beceremiyor, falan filan... Benim sorgulamak istediğim başka bir şey: Sahte ihbarlar! Diyor ki Vali “Çağrı merkezimize 4 milyon çağrı düşüyor, bunun sadece 50 bini doğru. Şubat’ta 15 bin çağrı gelmiş, 141 tanesi gerçek! Onun için gelen her çağrıyı doğrulatıyorlar.

Oran korkunç: 4 milyonda 50 bin! Kim bu manyaklar? O civarda başka hiç mi eğlence yok da 112 Acil Servis’e hasta var diye ihbar yaparak sözüm ona eğleniliyor? Ya da bunun altında başka neden var mı asıl bu araştırılsın? Sahte ihbarların yüksekliği yüzünden gerçek ihbara kulak asılmadı ve bir küçük çocuk öldü!

*

Özel hayat bahane, sansür şahane


İnternet kuşları, açın bakalım ‘yutup’larınızı? Hadi seyredip videoları basın kahkahayı. Çekmeyin parmaklarınızı, iletip durun birbirinize dedikoduları. Bitti, TİB ne derse artık o. Demiyorum ki bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler. Demiyorum ki herkes herkese uluorta küfür etsin. Elbette bir düzenleme olsun. Özel hayata saygı, kişi hakları filan... Ama niyet o değil. Maksat başka. Tek dertleri tape’ler, dinlemeler duyulmasın, okunmasın, yolsuzluklar öğrenilmesin. Halbuki ne güzel eğleniyorduk, şimdi nasıl şaapıcaklar acaba bizi?
 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.