Havaalanı, yolcu için ilk ve son izlenim!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Özelleştirildiğinden beri en başarılı işletmeler arasına giren ve Türkiye dışında da beş ülkede 11 havalimanı işleten TAV CEO’su Sani Şener’in “karne sevincini” paylaştık yılın son gününde. Başarılarından değil, kamuoyuna sundukları “Sürdürülebilirlik Raporu”ndan bahsetmek istiyordu Şener. Nasıl gururlanmasın ki Türkiye’de sadece 20 şirket açıklamış böyle bir rapor.

TAV’ın raporu Türkiye’de işlettikleri havaalanlarının hepsini değil ama en önemlilerini, Ankara Esenboğa, İstanbul Atatürk, İzmir Dış Hatlar ve Antalya Gazipaşa havaalanlarını kapsıyor ve çevreye, insana değer verdiklerin kanıtlıyor. Başarı da bununla geliyor. TAV, söz konusu 4 havaalanında aldığı tedbirlerle enerji tasarrufu yapmış, (3 bin ağaç dikmeye bedel olan 5 milyon kilowat saat) suyu arıtıp geri kullanmış.
[[HAFTAYA]]

Havaalanlarındaki bütün çöpler ayrıştırılarak toplanıyor ve geri dönüşüm sağlanıyor. Bu tedbirlerin hepsi birleşince karbon salınımı da 33 bin ton azalmış! TAV, kaynak kullanımı ve çevreye değer vermenin ötesinde müşteriyi memnun etmenin yolunu da bulmuş. Başarı için çalışan memnuniyetini sağlamayı öne almış. Şener “Çalışanlar memnun olursa müşteriyi memnun eder, müşteri memnun olursa şirket kar eder, şirket kar ederse hissedarlar mutlu olur, yani sonunda herkes memnun olur” diyor. 2010’da 47.6 milyon yolcuya hizmet etmişler. Gelecekte ekonomik hedefleri büyük: 2020’de 100 milyon yolcuya hizmet etmeyi hedefliyorlar! Bunların içinde siz de varsınız, ben de. Başarılı olmaları hepimiz için önemli.

Ya sıkıntılar?

TAV’ın işlettiği Ankara Havaalanı’nda hizmet mükemmel, ama İstanbul Atatürk Havaalanı’ndaki ve buradan kaynaklanan rötarlar bezdiriyor. Aksama nereden kaynaklanıyor? Şener iyimser: Ona göre sadece “altın saatler”de kriz yaşanıyor. Ve şaşacaksınız ama en büyük sıkıntı uçakların park yerinde imiş! Yoksa Atatürk Havaalanı, üç pisti ile diğer hizmetlere yeterli ve hatta günde bin altmış dokuz (1069) uçak indiği bile olmuş. Lodos varsa üç pistin sadece biri kullanılabildiği için sıkıntı oluyormuş. Hava Kuvvetleri’nden alınacak alana yapılacak yeni park yeri ile bu sıkıntılar da aşılacakmış. 70 sayfalık Sürdürülebilirlik Raporu da çok önemli tabii ama bu da önemli!

Ayşe Hanım da milli oldu!

Dünya Gençlik Kış Olimpiyat Oyunları’nın ilki cuma gecesi Avusturya’nın kayak başkenti İnnsbruck’da başladı. Ben de bir ay sonra 200 meslektaşımızın katılacağı dünya gazetecilerinin kış olimpiyatını Erzurum’da yapacak Türk Gazeteciler Takım kaptanı olarak oradaydım! Şakayla karışık Türk kış turizminin tanıtımına katkıda bulunalım derken bir kaptırdık, kayakçı olup çıktık, daha doğru dürüst kayamadan. Uçak bağlantısı yüzünden Münih’den İnnsbruck’a otobüsle giderken Avusturya’nın dağlık bölgesini nasıl bir kış cennetine dönüştürdüğünü de görebildik.

Hele İnnsbruck’a girerken yol kenarındaki vadide herkesin nasıl da yürüyüş yapar gibi bembeyaz karların arasıda “Cross Country” kayaklı koşu yaptığını görünce içim gitti. Aslında bizim de kar yağan her yerde büyük masraflarla link açmadan yapabileceğimiz bir spor, kayaklı koşu. Liftle yukarı çıkma zorluğu, mecburiyeti olmadan bir çift özel kayak ve sopayla yapılıyor. Alpin Ski dediğimiz, yukarıdan aşağı inişe göre tehlikesi, düşme sıkıntısı yok. Hem de bütün vücudu çalıştırdığı için çok faydalı bir spor.

Ama bizde kimsenin haberi bile yok, sadece sporcular tarafından yapılıyor. Halbuki İnnsbruck’ta 300 euro civarında bir haftalık oda kahvaltı kayaklı koşu yapılan yerlerde sevimli pansiyon ve dağ şalelerinde kalma programları vardı. Bizde illaki de lüks oteller, pahalı linklerle bir zengin sporu olarak kalıyor kış sporları. Sonuç, 70 ülkenin katıldığı Gençlik Olimpiyat Oyunlarında Türk Takımı ola ola 4 sporcudan oluşuyor. Kazakistan ise koca bir ekiple katılıyor. Bizim açımızdan bu oyunların tek güzel yanı PandG’nin “Teşekkürler Anne” kampanyası çerçevesinde Erzurumlu kayakçımız 17 yaşındaki Mustafa Topaloğlu’nun annesi Ayşe Topaloğlu’nu küçük kardeşi ile beraber sponsor olup İnnsbruck’a getirmesi. Böylece Ayşe Hanım, oğlu sayesinde ilk kez Erzurum dışına çıkmanın ötesinde, ilk kez yurt dışına da çıkıp oğlunun katıldığı yarışı da izleyebiliyor ve çocuklarını spora teşvik eden annelere iyi bir örnek oluyor. Dileyelim ki spor yapmak bir lüks değil, herkesin ulaşabileceği bir olanak olsun da bundan sonraki uluslararası karşılaşmalara biz de kalabalık kafileler halinde katılabilelim.

Yazarlarımızdan

20 Eylül 2021, Pazartesi 11:11
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:27
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:23
Sıradaki haber yükleniyor...
holder