Hızlı trenle yavaş gidiş!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçenlerde ödül almak için Eskişehir’e, en kısa ve güvenli yol diye YHT, yüksek hızlı trenle gittim. 2.30 saatte gidiliyor. Ne ki şöyle bir sorun var: trene Pendik’te biniyor, Pendik’te iniyorsunuz! O gün Harbiye’den yola çıkmam gerekti. Harbiye-Pendik arasını özel araçla gittik. Harbiye’den Boğaz Köprüsü’ne geliş zaten bir saat sürdü. Köprü açıktı! Hayret, sonrasını da bir saat gibi aldık. İki saatte ancak Pendik’e gelebildik. Tabii köprü sıkışık olsa 3 saat sürerdi! Dönüş ise vahim oldu. Pendik’te hızlı trenden inip şehrin kaosuna girdiğiniz zaman modern bir ülkeden az gelişmiş bir Ortadoğu ülkesine ışınlanıyorsunuz!

Trenden çıkış çarşıya

Trenin çıkışı, alt geçide açılıyor ve orası bir çıfıt çarşısı vaziyetinde. Elinizde valiz, 15 tl ye elbise satılan tezgahların arasından geçmek için mücadele verdikten sonra çıktığınız yolda ise sizi bir başka kaos bekliyor. Pendik’ten Galata’ya nasıl gidilir? Kadıköy, Karaköy yolu en makulü. Bunun için en hızlısı Kartal’dan metroya binmek. Pendik Kartal arası bir durak. Şu treni bir durak uzatamamış, ya da oraya bir servis koyamamışlar! Zaten herkes “metroya gitmek çok karışık ve zor” diyor. Basiretim bağlanıyor ve önümde duran Kadıköy minibüsüne biniyorum. Bir buçuk saat kadar sonra indiğimde yeri öpeceğim neredeyse. Trafik tıkalı. Yol bitmiyor! Ne bu hızlı trene bindim! Sorarsan müthiş hızlı tren yaptılar. Pendik’e nasıl gidip geleceğimizi çözdün mü? Bu tren Haydarpaşa’ya kadar gidip denize ulaşsa olmaz mıydı?

O yasak, bu yasak!

Tren nasıl derseniz, idare eder. Bir de sık sık anons olmasa: “Trenimizde ayakkabı çıkarmak, kabuklu kuru yemiş, kokulu yiyecek yemek, alkol almak yasaktır. Yanınızdakiyle yüksek sesle konuşmak yasaktır. Sigara içmek yasaktır.” Şunu kibar bir biçimde söyleseniz? “Trenimizde sigara içilmediğini hatırlatırız.” “Yanınızdakiyle yüksek sesle konuşmanız diğer yolcuları ilgilenmeyecekleri konuyu duymak zorunda bırakabilir.” Çünkü yasak kardeşim diye bağırdığınız zaman siz yolcunuzu, ayakkabısını çıkarıp ayağını altına almış, bir yandan çekirdek çıtlatıp kabuğunu yere atarken bir yandan yanındakiyle anırarak konuşan; yemek zamanı da lahmacununu çıkarıp, göbeğini kaşıyan bidon kafa olarak görüyorsunuz demek. Ya da sizinki aslında elitist değil, faşizan tavır mı?

Turizmde alarm çanları çalarken...


POSTA Gazetesi’nin dünkü manşetinde yer alan fotoğrafı hatırlıyor musunuz? Plajda yatan iki turist. Güneşlenmek için yatmıyorlar maalesef; durup dururken kaleşnikoflu biri gelip tarıyor onları ve plaj havluları cesetlerinin üzerini örtüyor! Bu olay Tunus sahillerinde yaşandı. Ve orada ölü yatanlar sadece turistler değil, Tunus turizmi aynı zamanda. Tunus’ta Sousse bölgesi, aynı bizim Antalya-Alanya sahili gibidir ve sıra sıra otellerle doludur. Bu fotoğraf yayınlandıktan sonra artık Tunus’a tatil yapmaya gidecek bir turist grubu olabilir mi? Ve ne yazık ki Türkiye de artık kırmızı alan içinde; Batılı ülkeler vatandaşlarına Türkiye’ye gitmeme uyarısı yapıyor. Sözüm ona İslam adına cinayet işleyen bu katilleri kimse durduramıyor. Sadece sıradan insanları değil, ülke ekonomisini de vuruyorlar. Irak, Libya ve Suriye diye bir ülke kalmadı! Teşvik de yanlış Aslında söz etmek istediğim konu turizm. Türk turizmi böyle bir tehlikenin kenarındayken milyarlarca dolar turizme yatırım yapmak ne kadar akılcı bir iş? Bu konuda hükümet politikası nedir? Daha doğrusu hükümet politikası var mıdır? Geçen gün yazdığım yazıya Alanyalı turizmci Şevki Taç’dan gelen mektubu paylaşmak istiyorum. Biz çok anlatmak istedik ama kimse anlamadı diyor Şevki Taç. “Ülkeye 34 milyor dolar girdisi olan bir sektör. Ama arz talep dengesi bozuldu. Her sene 40 bin yatak devreye giriyor. İspanya ve Mısır’daki toplam 5 yıldızlı tesis sayısı Antalya’dan düşük. Ne yazık ki bu tesisler ultra herşey dahil 25 Euro civarında satılıyor. Hem de denize sıfır.” İşte o zaman soru devreye giriyor, bu fiyatla para kazanılmaz, niye yapılıyor bu oteller? Şevki Taç yanıtını veriyor. “Zincir oteller kdv’yi ödememek için yeni yatırın yapıp vergiden düşüyor. Sistem buna itiyor. Hâlâ bir master turizm planı yok. 1984’de çıkmış turizm yasası ile idare ediyor. Akdeniz çanağının yeni otellere değil, cazibe merkezlerine ihtiyacı var. Deniz kum güneş, bir yere kadar.” Alanya denince aklınıza ne geliyor? Ucuz turizm. Tıpkı Didim gibi. Oysa mevsimi en uzun, kumsalı, denizi en güzel yerler. Eylül, ekim doyulmaz olur. Plansız, programsız, buraya kadar. Bir de terör vurursa, buraları tesis mezarlığına döner, Suriyelileri yatırırız!

Memlekette herkes mi çıldırdı? Olanı biteni benim aklım almıyor...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendi partisi kadar milletvekili olan HDP için “Ben onları yok farzediyorum” demiş. Sen yok farzediyorsun ama orada oturuyorlar, bu ülkenin insanlarının verdikleri oylarla hak edilmiş vekillikleri var. Seninle aynı haklara sahipler. Yok saysan ne yazar? Aklım almıyor!

?Tamam dedesi zaten mafya babasıydı. Tamam, üvey babası, anasını, çocuğun gözü önünde, kar tatiline gittikleri Uludağ’da tabancayla vurup öldürdü. Tamam, bütün ergenliği, mafyozi ortamlarda anasız babasız geçti. Ama her seferinde maraza çıkarıp girdiği cezaevinden serbest bırakılmasını aklım almıyor! Onur, bu kez de serbest bırakılır bırakılmaz, sevgilini ormana götürüp ağzını burnunu kırmış! Şimdi yine gözaltı, yine serbest bırakılır! Aklım almıyor?

?Devletin polisi, karakolun bahçesinde, üstelik de öteki polislerin baktığı sokak köpeğine, durup dururken, minibüsten çıkardığı beylik tabancasıyla ateş ediyor! Sanki parfüm sıkarmış rahatlığıyla ateş ediyor. Ve biz buna canımızı emanet ediyoruz! Edirne’de de bir manyak, bekçi köpeğini pompalıyla öldürmüştü, yakalanmış. Hayvanlara neden bu kadar eziyet ettiğimizi aklım almıyor!

?2014’ün vergi şampiyonu isimleri belli oldu. 100 kişinin 38’i isminin gizli tutulmasını istemiş. En çok vergi veren 100 kişinin içinde olsam, göğsümü gere gere dolaşırdım. Neden saklanmak istediklerini aklım almıyor? Hani yardım isteyen çok olur diye mi? Zaten zengin oldukları biliniyordur. Ya da bilinmiyor? Ya da olmaları gereken yerin çok mu altındalar? İlk 100’e girenlerin içinde AKP döneminin yeni zenginlerinin olmamasını aklım almıyor! Şarık Tara’sından Koç ailesine, hep eski dönemin zenginleri. Nerede yeni dönemin ihale vurguncuları? Onları da pek göremedik, bu vergi işlerini aklım almıyor!

?IŞİD, ramazan gününde cuma namazı kılanları camide öldürmekten tutun da, suçları sadece şii, ezidi, alevi olan insanları evlerinde, sokakta, tarlada, şurada burada en vahşi biçimlerde öldürüyor, yakıyor, camdan atıyor, patlatıyor. Kadınlara tecavüz ediyor, satıyor, köle yapıyor. Ve bütün dünyaya korku salmak için yaptıkları bu rezilliklere rağmen hala, başta Türkiye olmak üzere, dünyanın her yerinden bu cani sürüsüne katılımlar sürüyor! Türkiye’de azımsanmayacak bir grup insan, bunları terörist olarak görmüyor! Benim aklım almıyor!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder