İnsan Hakları olmadan yaşamak neye yarar?

05 Şubat 2017, Pazar 05:00
AA
Hiç kadın imam görmemiştim. Hele onun gibi, saçı başı açık, örtünmemiş kadından imam mı olur? Açık olması yetmiyor, bir de kadın camii açmışlar. Fesuphanallah. Dinleyelim bakalım ne diyor? Sherin Khankan (bence Şirin) tabii ki Türkiye, ya da başka bir İslam ülkesinde yapmıyor bunları, yapsaydı görürdü başına gelecekleri. Danimarka’da yapıyor. “Biz küçük bir camiyiz; ama büyük bir ihtiyaca cevap veriyoruz. Kadınlar sorunlarını bir kadınla daha rahat konuşuyorlar” diyor. Özellikle evlilik ve boşanma konularında erkek imamlar, kadının şiddete uğradığı gerekçesiyle boşanmasına ikna ve razı olmuyormuş. Şaşırmadım. Genç kadın imam, İslamofobi ile de mücadele ettiklerini, kadın imamların çok şeyi değiştireceğini söylüyor. Nerede? Şişli Belediyesi, Uluslararası İnsan Hakları Konferansı düzenlemiş. Bu konferansa ABD tarihinde Temsilciler Meclisi’ne giren ilk başörtülü vekil olan İlhan Omar’ı, İngiltere’de Kraliyet Savcılığı Başsavcısı pozisyonuna gelen ilk Müslüman olan Nazir Afzal’ı, İngiliz feminist Natasha Walter’ı çağırmış. Türk konuşmacı olarak Saadet Özkan vardı, hani şu köy okulunda 20 yıldır kız öğrencileri taciz eden okul müdürünü açığa çıkararak tutuklanmasını sağlayan kadın öğretmen!

Çocuklar ve kadınlar

Bu cesur insanları dinlerken, taciz edilen çocukları, tecavüze uğrayan kadınları, ölüme terkedilen mültecileri, haksızlığa uğrayan insanları kurtarmak için “Ben ne yapıyorum?” diye sorguluyor vicdanınız! Ya kulaklarınızı tıkıyor, gözlerinizi kaçırıyor, bakamıyorum, dinleyemiyorum, kaldıramıyorum, ben çok fena oluyorum, filan diyorsunuz. Ya da Facebook’unuzu açıyor, sallıyorsunuz! Daha cesursanız Twitter’da paylaşıyorsunuz. Çok daha cesursanız change.org’a imza veriyorsunuz, hayat devam ediyor.

Ya ben?

Ben bir gazeteci olarak bile artık soru soramıyor, yazamıyor, yanlış anlaşılmaktan korkuyorsam, siz ne yapacaksınız ki? Saadet Özkan, öğretmen olarak atandığı köy okulunda ‘o çok iyi bir insan olarak gördüğü’ müdürün tam 20 yıldır 4 kuşak kız çocuğunu taciz ettiğini anladığında ve her gelen öğretmenin bunu farkettiğinde 2-3 ay sonra tayinini çıkartıp kaçtığını öğrendiğinde aynısını yapmıyor. Mücadele ediyor. Başına gelmedik kalmıyor ama başarıyor


 Eğitim Şart!!

 Ne yapabiliriz? Cem Yılmaz’ın meşhur lafı: “Eğitim şart.” Çocuklarımıza, kız erkek, bedenini tanımayı, sevmeyi ve korumayı öğretmek lazım. Çocuk, kendisine inanılmayacağını düşündüğü için başına geleni saklıyor. İstismar, en çok yakın çevreden geliyor ve taciz yaşı, artık 38 günlük bebeğe kadar indi! Başsavcı Nazir Afal’ın konuşması da anlamlıydı. Pakistan kökenli bir İngiliz vatandaşı olarak o kadar çok ayrımcılığa uğramış ki hukuk okuyup adaletin peşinden gitmiş. Bir kadının alyansını sol elinde gördüğünde niye yanlış parmağına taktığını sormuş. Kadın, “Evlenirken bana sormadılar, yanlış adamla evlendirdiler. Yapabildiğim tek şey, alyansımı yanlış parmağıma takmak” demiş. “Çünkü onun sesi ve gücü yoktu, her gece tecavüze uğruyordu” diye tanımlıyor durumu.

Sığınmacının dramı

Mülteci Kadınlar için Kadınlar Oluşumu’nu kuran ve yöneten Nataşa Walter’ın Etiyopya’dan kaçan bir kadının
öyküsünü anlatırken duyduğum korku ise inanılmazdı. Kadın, önce Sudan’a kaçıyor, oradan Sahra Çölü’nü geçiyor. Oradan gemiyle yolculuk ve İngiltere’de kamp yaşamı. Ve geçtiği, gittiği her yerde tecavüze uğruyor, insan kaçakçılarından yollarda rastladığı erkeklere kadar herkes çaresiz bir kadına tecavüz etmeyi marifet sanıyor. Kampta, bir kap yemek, bir battaniye, bir çadır. Ama kanaması olduğunda orkit almaya bile parası olmadan yaşamak! Şu anda Avrupa’da, Balkanlar’da sıkışıp kalmış, yollarda bekleyen yüzbinlerce mülteci soğukta bir kap sıcak yemekle yaşam savaşı veriyor. Aklımda deli sorular: “Ya biz de aynısını yaşamak zorunda kalırsak?”
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.