İnsanların kırılan onuru

11 Ocak 2014, Cumartesi 05:00
AA

‘Katherina Blumm’un Kaybolan Onuru’ filmi, sıradan bir genç kızın medya, polis ve yargı tarafından nasıl terörist ilan edildiğini anlatır. Sonradan kızın masum olduğu ortaya çıkar ama onu hatırlayan bile kalmamıştır artık. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın da yurt dışındayken lojmanı basılmış, evindeki eserlere kaçak diye el konulmuş, kayıtlı bir koleksiyoner olduğunu ıspat edene kadar türlü yolsuzluklarla suçlanmış, hatta üniversitenin genel sekreteri tutuklanıp baskıya maruz kaldığı için intihar etmişti. Aradan 9 yıl geçtikten sonra Yücel Aşkın bütün davalardan beraat etmiş! İlhan Cihaner, milletvekili seçilmeseydi sürüm sürüm süründürülüyordu.

Suç yok, ceza var

Genelkurmay eski Başkanı içerde terörist diye çifte müebbete mahkum yatıyor. Prof. Fatih Hilmioğlu neredeyse ölecek, depresyonda, bunalımda, suçu bile belli değil, tahliye etmiyorlar. Ve bu insanları kurtarmak için harekete geçen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu, taa Van operasyonlarından beri oynadığı rolünü bildiğimiz Hüseyin Çelik kıyasıya eleştiriyor! Başbakan ona görev vermedi, yeniden yargılama olmayacak diye pişmiş aşa su katıyor. Belli ki; insanlar haksız yere bile olsa özgürlüklerini, onurlarını, hayatlarını kaybetsinler, bu düzen sürsün istiyor. “Gün oldu, devran döndü, haberi yok” diyeceğim ama, belli ki misyon sürüyor!

* [[HAFTAYA]]

Bünyamin’in yaşadığı dehşet!

Milliyet Gazetesi’nin acar muhabiri Bünyamin Aygün, Suriye’de 40 günlük bir esaretten kurtarılıp döndükten sonra korkunç şeyler anlattı. Gözleri bantlı, elleri ve ayakları bağlı, günlerce yatar vaziyette, ne zaman öldürüleceğini beklemiş. Günümüzün savaşları eskisinden daha da korkunç. Hiç bir geçerli insani kural yok. Bünyamin müslüman olduğu için infazdan kılpayı kurtulmuş, o da fatiha filan okuyarak. Dört gazetecinin dün infaz edildiğini anlatıyordu! İslamın arkasına saklanarak katliam yapanlar, savaşırken insanlıktan çıkanlar, en büyük kötülüğü sözümona uğruna çarpıştıkları dine yapıyor. İslam, bütün dünyada giderek terörizm ve vahşetle birlikte anılıyor. Bu nasıl bir körlüktür!

*

Çocukların ana baba hakkı

Yılın son bombası Cem Yılmaz-Ahu Yağtu evliliğinin son bulmasıydı. Hem de ne büyük sevgisizlikse, herkesin yılbaşı kutlamaya hazırlandığı 31 Aralık günü! Her yılbaşı bunu hatırlayacaklar. Her çiftin evlenip ayrılmak gibi bir hakkı var elbette ama dünyaya getirmek için bu kadar heyecan duydukları bir küçük çocuğu parçalanmış aile ortamında büyütmek için mi evlendiler? Kendisini çok sevdiğini iddia eden babadan uzak, annesiyle yaşayacak olan Kemal’e baktıkça, herkesin ‘kıro’ diye dalga geçtiği Demet Akalın ve Okan Kurt’un evliliğinin, çocuk sevgisinin onlarla kıyaslanmayacak kadar sahici olduğunu düşünüyorum. Her çocuk, hakiki bir aileyi hak ediyor.


 

Sıradaki haber yükleniyor...