İsmail'i sadece dayak değil ihmal öldürmüş

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tanıklar, İsmail’in nasıl dövüldüğünü anlattı. Tam bir linç. Yüzüne yüzüne tekme atıyorlar, başını kaldırım taşlarına vuruyorlar. Ben gerisini okumaya dayanamadım, annesi o sahneleri dinlemeye nasıl dayandı bilmem. Daha korkuncu, gençliğin verdiği enerjiyle hemen ölmeyen delikanlının ertesi gün hastanede savsaklanması ve kurtulabilecekken hastasını önemsemeyen doktorlar yüzünden ölüme gönderilmesi.

[[HAFTAYA]]

Bunlar cezasız kalırsa Türkiye, geri dönülemeyecek bir biçimde demokrasiyi, insan haklarını unutur. Linç sıradanlaşır. Yarın da size, bana...

Cemaat medyasının temel taşları gidiyor

Bugün Gazetesi Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan Washington’a gidiyor. Dün veda yazısını yazmış, gazeteciliği bırakmadığını, yine haber peşinde koşacağını da eklemiş. Benim de içimden “Daha karpuz kesecektik, nereye gidiyorsun” demek geliyor! Başbakan “Ölene kadar unutmayacağım” dedi, kindardır, unutmaz. “Pis suyu kaynatıp gerekirse moleküllerine kadar sterilize edeceğiz” diyor, “Cadı avıysa cadı avı” çığlıkları atıyorsa burada kalıp başına gelecekleri beklemenin alemi yok, “bavul”u toplar gidersin! Adem Yavuz, Cemaat medyasının has adamlarındandı. Bakalım, arkasından başka kimler kapağı ABD’ye atacak? “Basın özgürlüğü için yazıp çizerken meslektaşına niye destek vermiyorsun” derseniz, onun, ismini taşıdığı gazeteciye layık olamadığını hatırlatırım. Etme bulma dünyası onunkisi...

Osmanlı istibdat dönemini geçtik

Başbakan’ın öfkesine yönelik yorumlar bitmek bilmiyor. Tabii ki en klasik biçimde ikiye ayrıldık ve herkes kendi tarafını haklı çıkaracak gerekçeler bulmakta mahir. “Sen kimsin yaaa?” diye bağıran bir adamdan artık gerçekten içime fenalık geliyor. Başbakan kendisi dışındaki herkesi nasıl da küçük görüyor ve bir muktedir, en tepedeki adam edasıyla aşağılıyor. Aslında bu kendisindeki bir türlü iyileşmeyen aşağılık kompleksinin dışavurumu ama, ne yaparsın?

Suç şahsidir

İkinci kabul edemediğim tavrı ise suçun şahsiliği kısmını es geçmesi. Biri onu kızdıracak bir şey mi yaptı? Sen, senin anan, baban, oğlun, her kimse birini buluyor, ‘o da şunu bunu yapmıştı.’ İyi de kendisi ne yapmış? İnsanlar başkasının yaptığıyla nasıl suçlanabilir? Mesela CHP’yi de sürekli İnönü dönemiyle suçlamıyor mu? Velev ki sonuna kadar haklı bu eleştirisinde, ne yapsın CHP, siyasi hayattan mı çekilsin?

Şiddet söylemi

Üçüncü dehşete kapıldığım nokta giderek şiddetlenen ifade biçimi: “Asacağım, keseceğim, cadı avı yapacağım, inlerine gireceğim, iyonlarına ayıracağım!” Bunların hangisi hukuki? Baştaki böyle yaparsa sokaktaki polis de cezayı sopa atıp öldürerek veriveriyor işte! Zaten Başbakan’ın tahammül edemediği şey, hukuk, adalet, yasa değil mi artık?

Zorunlu din dersi

Bakınız, zorunlu din dersinden muaf tutulmak için açılan 13 davanın tamamı ilgili mahkemelerde reddedilmiş! Bir dayatma rejimi yaşıyoruz. Okulları kapatıyor, zorla imam hatipe gideceksin. “Din dersi okumam” diyorsun, zorla okutuyor. “Hak” diyorsun, ne hakkı! “Hukuk” diyorsun, “Konuşamazsın” diyor. Başkan değil, padişah seçilecek mübarek!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder