İstanbul'u geziyoruz, gözlerimiz açık!

19 Ekim 2014, Pazar 05:00
AA

Yürümeye var mısınız? 1 Kasım’da başlayacak İstanbul Tasarım Bienali için İKSV bütün İstanbul’u etkinlik alanına dönüştürecek bir işe imza atmış: 12 tasarım rotası. Beyoğlu, Galata, Kuzguncuk, Çemberlitaş, Kadıköy gibi semtlerde grafik, tasarım, film, yemek gibi alanlarda farklı işler yapanların ofis, mağaza, imalathanelerini gezdirecekler. İlk denemesini birlikte yaptık, Fener-Balat’ı gezdik. Patrikhane dışında bu bir turistik gezi değil, tasarımcıları keşif gezisiydi. Kadıköy’deki ses, koku gibi temalı gezi rotaları da birbirinden ilginç.

[[HAFTAYA]]

Kapalıçarşı’da gümüşçü, Maslak’ta değişen peyzaj gündeme gelecek. Patrikhane’de tarih Fener-Balat’ta grafik tasarımcı Murat Efe’nin sinema, tiyatro setlerine kostüm ve dekor tasarladığı atölye, mucize evi gibiydi.

Reformist’de finans sektöründen bunalıp kaçmış Tolga Ulusoy’un eski asker bavulundan yaptığı çalışma masası müthişti! Karanlık İşler Atölyesi’ndeki afişler, Stüdio 900’de İtalya’dan gelmiş Vincenzo’nun iskemleleri, Cahide Eren’in seramikleri hepimizin ruhuna iyi geldi. Ara sokaklarda yürürken yenilenmiş binalar, küçük fırınlardan yükselen çörek kokuları da cabası.

Tabii semtin en ilginç yeri Patrikhane. Giderek azalan Rum vatandaşlarımıza selam yollayarak bin yıllık ikonaları, tarihi mabedi ilgiyle gezdik, rehberimiz Panayoti’nin anlattığı masal gibi hikayelere doyamadık!

Mısırlı Ahmet’in Ritimhanesi’nde darbuka okulu öğrencileri arasında kimler yok ki. Hemen karşısındaki “deliler, abdallar kahvesi” de keşfedilmeyi bekliyor ama vakit yok. Yol üstündeki Köfteci Arnavut’a uğruyor ve köftelerin tadına bakıyorum. Harika! Önünden geçtiğim yerleri bile görmemişim.

Kimsenin kızmayacağı bir peri masalı

Sansür gürültüleri Türkiye’de sanatın ne olacağı konusunda moral bozuyor. Her şey müstehçen, her şey muhalif ve tu kaka. Böyle giderse ne sinema kalır, ne tiyatro! İşte devletin, AKP’nin, muhafazakarların bayılacağı bir sanat eseri: Güzel ve Çirkin!

Üstelik Brodway’den maddi manevi zorluklarla getirilen bu Disney production, dış görünüşe aldanmamak gerektiğini, önemli olanın ruh güzelliği olduğunu anlatan bir çocuk masalından esinleniyor.

Dekolte yok, seks yok, öğretici, eğlendirici, sevimli. Şaka bir yana Zorlu PSM’de 27 Ekim’e kadar sahnelenecek Güzel ve Çirkin’in dekoru, kostümleri, dansları ve müzikleri iki saati aşkın keyifle izleniyor. Küçük kızınız bayılabilir, ben bir genç kızla izledim, o da bayıldı. Biraz daha uzun sürseydi, ben de bayılacaktım.

AKMATİK İYİ TEMİZLER

AKmatik’i devreye soktular. 25 Aralık dosyasını kapadıkları gibi 17 Aralık dosyasını da kapadılar. AKmatik çok başarılı.

Bir yıkıyor, pir yıkıyor, bütün kirli çamaşırları pırıl pırıl yapıyor! Evinde para sayma makinası çıkan da, ayakkabı kutuları içinde istiflenmiş paralar bulunan da, bir oda dolusu parası olan da sütten çıkmış AK kaşıkmış meğer! Ne Rıza uçakla para taşımış, ne Çağlayan koluna hediye saat takmış, ne o dinlemeye takılan konuşmalar gerçekmiş.

Neyse canım bize ne, zaten ağzımıza tıktıkları laf, “Çaldıysa bizim paramızı çaldı; çalıyor ama iş yapıyorlar; hem sen de binme Marmaray’ımıza!” En çok bu sonuncuya bayılıyorum zaten!

Sıradaki haber yükleniyor...