Kazananın da, kaybedenin de düşünmesi gerekenler

18 Nisan 2017, Salı 05:00
AA
Gecenin öfkesi, düş kırıklığı, moral bozukluğunu üzerimizden atıp aklı selimle düşünelim: Önce korkmaktan vazgeçin. Veremeyecek hesabımız yok, bir canımız var, onu da Allah alır, bir de zalim!

Gücümüz var. Gördük işte, ne bir afiş asılabildi, ne bir televizyona çıkılabildi. Kendi gruplarımız, sokaklarda çalışan gönüllülerimiz vardı çalışılan her yerde HAYIR çıktı!

Referandumu kaybedeceklerini anladıkları an da hiç aklımıza gelmeyen B planını devreye sokup mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayıp, yüzde birlik farkla kazandık diyorlar. Hem de “Atı alan Üsküdar’a geçti!” diyerek.

Bu deyimin hile için kullanıldığını LYS’ye katılan bile biliyor.

Büyük şehirler

Referandum’un herhalde en çarpıcı sonucu, sandıklar da iyi korunduğu için, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Aydın gibi büyük ve gelişmiş illerde hayır denmesidir.

Parlamenter demokrasiye inancını kaybetmemiş, eğitimi ve geliri yüksek bu illere bakıp, bundan böyle nasıl yöneteceğini iyi düşünmeli iktidar.

Yine bu sonuçlara bakıp, madem öyle ayrılalım kardeşim, biz de Trakya ve Ege Cumhuriyeti’ni kuralım. Laik, demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak yaşayalım. Siz de Orta Anadolu’da, buyrun eğitimi Ensar Vakfı’na devredin, Suriyelilerinizle hemhal olun?” diyenler de var.

Ya Evet’in en yüksek çıktığı Bayburt, Erzurum, Konya, Yozgat, Adıyaman gibi illerde muhafazakarlığın nasıl tavan yaptığı, töre cinayetlerinin nasıl en yüksek olduğuna ne demeli?

CHP kendine gelmeli

Bu seçimde Hayır oylarına şemsiye örgüt olan CHP’nin, sivil toplum olmasa sandıklara tam hakim olamadığı, hele YSK darbesinden sonra neredeyse tamamen dağıldığı da ortada.

40 bin sandık açılmamışken iktidar balkon konuşmasına çıkıyor, ortada böyle bir şaibe varken Ana muhalefet ortada yok.

Genel Merkezin önünde seçmen bağırıyor, balkondan sonra Kılıçdaroğlu, basının karşısına çıkıp yarım ağız “Sonuçlar şaibeli!” diyor. Oysa daha ortada sonuç yok. Bütün bir kampanya boyunca herkese istediğinizi sorun diyen Kılıçdaroğlu, basın toplantısında soru yok, deyip arkasını dönüp gidiyor!

Beklediğimiz liderlik hiç kuşkusuz bu değildi. CHP’de hem geleni dışlama, kimseyi istememe ama kendilerinin de bir şey yapmama sorunu var, hem de liderlik sorunu!

Bırak koltuğu, taburesi olan onu kaptırmamaya çalışıyor.

Bahçeli’ye gelince, Osmaniye’deki durumdan sonra, ya AKP’ye katılsın, ya da evinde otursun. Partiyi de muhaliflere bıraksın, çünkü zaten taban onları dinliyor!

Hukuk nerede?

Eskiden beri söylenirdi, bizim köyde muhtar gider, herkes için bütün oyları atar, biz sandığa filan gitmeyiz diye. Yok artık der geçerdik. Sonra PKK için aynı şey söylendi. Acaba mı dedik. Sonra cep telefonları ve videoları çıktı. Gözümüzle gördük: muhtar geliyor, tık tıkı tık tıkı, bütün EVET’leri basıyor!

Biri geliyor, tehdit ediyor, muhtarların boşuna sırtı sıvazlanmamış!

Sandık görevlisi olmuş, sabahın beşinde gidip bütün oyları mühürlemiş, sonra bu mühürler olmasa da oyların geçerli olduğunu öğrenip yıkılmış, kucağında torbaları ilçe seçim kurulunun önünde beklerken telefondan sonuçların ilan edildiğini, hatta balkon konuşmalarına geçildiğini görmüş iyi niyetli insanlar bundan böyle hukuka nasıl güvenecek? Bu ülkeye nasıl güvenecek?

Bu videolar, suç duyuruları işe yarayacak, adalet tesis olacak mı? Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda vicdanınızı nasıl susturacaksınız? Ya da alnınızı secdeye koyduğunuzda?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.