Keşke ciddiye alabilseydik

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Emine Ülker Tarhan, Anadolu Partisi’nin kuruluş dilekçesini verdi, ilk tepki Trakyalılardan geldi: “Bizi dışladı”! Oysa amblemdeki ay çiçeği, Trakya’yı temsil ediyormuş. Çoğu İzmirli kurucuların yanında dikkat çeken isimler; Balyoz’dan sonra TSK’dan istifa ederek siyaset yapmaya başlayan emekli Amiral Türker Ertürk, Maltepe’nin eski belediye başkanı CHP’li Mustafa Zengin, Ateş Ünalerzen’in eşi Meltem Ünalerzen, yazar Ahmet Mümtaz İdil.

[[HAFTAYA]]

Ya da benim tanıdıklarım onlar! EÜT’ye tepki de var, destek de. “Biz onu cumhurbaşkanlığına layık görmüştük, parti başkanlığına razı oldu” diye samimi olarak üzülenin yanında “Cem Boyner, İsmail Cem, Ali Haydar Veziroğlu, Mümtaz Soysal, Yaşar Nuri Öztürk de parti kurmuştu, ne oldu?” diye ciddiye almayan da var. Bütün eleştirilere EÜT’ün baştan beri söylediği yanıt tek: “12 yıldır bölünmedik de ne oldu?”

CHP’de Gen. Başk. Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun özür krizi ortalığı karıştırmış, bir başkası Atatürk’ü mevlitle anmışken Genel Başkan “Bizim gençler eylem yapmayı bile bilmiyor” demez mi?

Acaba çuvalcı TGB’lilere mi özendi? İktidardan her kim şikayet ediyorsa cevap hazır: Doğru düzgün muhalefet mi var? Yok; medya iletişimleri bile sıfır! Daha çok düş kırıklığı yaratırlar ama yüzde 10 barajını tehlike görürken ‘iktidar olmak için kurulduk’ diyenler ne kadar ciddiye alınır?

SAHTE CD'LERİ ÜRETENLERİ BULSUNLAR

Son günlerde paralel suçlamasıyla alınıp bırakılan polis sayısı düşündürücü: Kilis’te 26; Kocaeli’nde 11, İstanbul’da 17; toplam 54 polis memuru gözaltına alınıyor. Ve ertesi gün serbest bırakılıyor. Ya “paralelciler” adalette hala çok güçlü, ‘bunlar bizim çocuklar diye polisleri bırakıyor’ ya da bu polisler elde ciddi bir delil olmadan rastgele alınıyor. Cemaatle uğraşmayı beceremediler.

Oysa işte hendek, işte deve: Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalardan hareket etsinler. Sahte CD üretenleri bulsunlar; gerisi çorap söküğü gibi gelir. O davalarda yargılananları, avukatlarını dinleyiverseler bir zahmet. Tabii işin ucu kendilerine dokunana kadar “Bu davanın savcısı benim” diye bağıranların şimdi işbirliği istemek için yüzünün olmamasını da anlayabilirim!

Bu arada suçsuz yere yatanların olduğu İstanbul Askeri Casusluk Davası hâlâ Anayasa Mahkemesi’nde bekliyor! Neyi bekliyorsa?

BİR CANLARI KALDI ALMADIKLARI

Zeytin ağaçlarını kesmeye devam! AKP iktidarı, çıkardığı yasayla, acil kamu ihtiyacı deyip deyip kamulaştırıyor: Sırada Manisa’nın Çaldağ’ı varmış ve burada nikel aramak için 2 milyon ağacın kesilmesi öngörülüyormuş. Maden arayacağız, yol yapacağız, santral yapacağız diye alıyorlar elinden zeytinliğini köylünün. Hiç bir şeyi kalmayınca, o zavallı köylü, bunların açtığı madende iş bulup da ölürse kendini şanslı sayıyor, çoluk çocuğa maaş bağlanır diye!

Mustafa Sezer’in başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir: 55 yaşındaki Sezer’in 18 dönüm arazisi santral yapılacak diye 1974’de kamulaştırılıyor. Sezer başka bir araziye zeytin ağacı dikiyor, onlar da Kolin Grubu’nun yapacağı santral için ikinci kez “acele” kamulaştırılıyor. En son İzmir-İstanbul otoyolu geçecek diye evi ve deposu da kamulaştırılan Sezer’den devlet şimdiye kadar bir tek canını istememiş bulunuyor!

Tek şansı madene girip çalışmamak olsa gerek, yoksa orada da göçük altında kalırdı!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder