Kimine bayram, kimine kurban!

04 Ekim 2014, Cumartesi 05:00
AA

Bugün Kurban Bayramı nedeniyle halkımızın bir kısmı sabah erken kalkıp kurbanını kesecek. Kırk yılda bir olmaz, aynı güne rastlayan Dünya Hayvan Hakları Günü’nü kutlamayı (!) seçen bir grup ise daha perşembeden yollara düştü, tatile gitti. Çoğu yurt dışına, bir kısmı kıyılara, denize girmeye... Bir kısmı da kurbanını “memlekette” kesmeye... Hayvan kesme kısmını geçelim, sevgi saygı bölümünde büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperek bayramlarını kutlayalım. Öğlene mangal herkes için geçerli kulak misafiri olduğum kadarıyla!

[[HAFTAYA]]

Adalet kurbanlıkları

Adalet beklenen memleketimin mahkemelerinden hem iyi hem kötü haberler geldi arefe günü. 16 yıldır yargılanan ve bir beraat edip bir mahkum olan Pınar Selek için tutuklama kararı kalktı. Günümüz gençleri hatırlamıyor bile bu garip davayı. Pınar genç bir araştırmacıyken Mısır Çarşısı’nın girişindeki o büfeyi bombalamış mıydı, yoksa tüp mü patlamıştı? Ağır işkenceler gören Pınar ve arkadaşlarının başına bu çorap neden ısrarla örülmek isteniyor? Pınar’ın tutuklama kararı kalktığına göre Türkiye’ye döner mi? Ya Anayasa Mahkemesi önünde 8 aydır adalet bekleyen İstanbul Askeri Casusluk Davası kurbanlıkları?.. 6’sı cezaevinde, diğerleri Pınar gibi kaçak ve evinden, ailesinden uzakta adalet bekleyen 40 küsur genç subayın yüzü bir bayram daha gülemedi. Oysa ilk başvuruyu onlar yaptı. Başlarına bu belayı saran “paralel yapı” için operasyonlar yapılıyor, davalar açılıyor ama kalan son kurbanları hâlâ adalet bekliyor!

Bizimki, sizinki...

Bayram öncesi mahkemelerden yüz güldüren (!) bir haber de hastalığı dolayısıyla Akit Gazetesi’nin çocuk tacizcisi yazarı Hüseyin Üzmez’e tahliye kararı idi. Oysa tahliye kararı bekleyen, ondan daha yaşlı ve başka mahkumların yardımlarına muhtaç olacak kadar hasta mahkumlar var. Ama onlar Akit Gazetesi yazarı olmadıkları için bu bayram da çıkamadılar! Boşuna demiyorum; kimine bayram, kimine kurban.

SAVAŞIN KURBANLARI YİNE İNSANLAR

Kurban Bayramı nereden geliyor? İnanışa göre gökten inen koçu kesen Hz İbrahim böylece oğlu İsmail’i kesmekten, İsmail de kurban edilmekten kurtulur. İbrahim’in Allah’a inancı test edilmiş, Allah da ona oğlunu bağışlamıştır.

Aslında İslamiyetten önce de her dinde olan ama zamanla terkedilen kurban ritüeli İslamiyette hâlâ uygulanıyor. Müslümanlar oğullarını öldürmemek için hayvanları kurban ediyor. Ama aynı zamanda yine bazıları İslamiyeti kullanarak Allah adına insanları kesiyor! Yetmiyor, işkence ediyor, kadınlara saldırıyor. Sınırımızın gözle görülecek kadar yakınınında süren bu çılgın savaşa Türk askeri her an katılabilir; tezkere izni önceki gün oylanarak TBMM’den çıktı.

Ayrıca etrafı IŞİD militanlarınca sarılmış bir halde, Türk toprağı sayıldığı için Süleyman Şah Türbesi başında nöbet bekleyen bir grup Türk askeri de işgal edilmiş bölgede kurbanlık gibi duruyor! Neyse ki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel bir mesaj yollamış onlara, “Arkanızda 76 milyon Türk insanı var, ha deyince uçaklar havalanır, geliriz” demiş. Acaba orada öyle mi hissediyorlardır?

Onların aileleri, sevenleri nasıl hissediyordur? Ya rehin alınırlarsa? IŞİD tezkereye tepki onlara saldırırsa? Musul rehineleri hikayesi ortadayken kim türbe nöbeti tutmak isterdi?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.