Kitap okur, film seyrederseniz, buyrun

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Dokuz gün boyunca açık kalacak 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı TÜYAP’ta bugün açılıyor. Bütün kitap eklerinde fuarın onur yazarı Atilla Dorsay! “Ödül, hiç beklemezken, tam da her şeye kırgın olduğum döneme rastladı ve bana çok iyi geldi” diyor. Atilla Dorsay’ın seçilme nedeni, Türk Sineması’nın yüzüncü yılına rastlaması nedeniyle fuarın ana temasının “sinema” olması.

[[HAFTAYA]]

Atilla Dorsay da sinema yazarlığını önemsetmiş, 50 kitabı olan bir yazar. Gerçi Emek Sineması’nın yıkımını engelleyemediği için tepki olarak gazete yazarlığından vazgeçti. Ama bir sinema yazarı ne yazmaktan ne de sinemadan vazgeçebilir. Gidip gelmesi biraz zor ama gün boyu süren söyleşilerde sevdiğiniz yazar ve aydınları dinleyebilmek, imza günlerinde hepsini elinizin altında buluvermek, kitaplar arasında dolaşmak öyle keyifli ki.

Ben ne önemli yazarları bir okur gelsin diye beklerken görmüşümdür standta. Kitapçıların, caddelerdeki yerlerini daha büyük ciro yapan işyerlerine terk ettiği, kitap bulup da alabilmenin zorlaştığı, kitapların da giderek az sattığı ama çok basıldığı bir dünyada kitap fuarı, yine de eski alışkanlıklarımızı yaşatıyor bize. Kitaplar arasında bir yolculuk! Hem yazarları da yalnız bırakmayın, olmaz mı!

Sendikalılar hayvan barınağına!

Görülmemiş duyulmamış şey: Fatih Belediyesi muhalif ve sendikaya üye oldukları için mühendislerini hayvan barınağında sürgüne yolluyor! İnanması güç ama olay gerçekten de İstanbul’da, Fatih’te ve örnek diye bildiğimiz Yedikule Hayvan Barınağı’nda geçiyor.

Sürgüne gönderilen belediye memurları sayesinde buranın hiç de öyle örnek bir barınak değil, hayvanların da perişan bir biçimde yaşamaya çalıştıkları sürgün yeri olduğunu öğreniyoruz!

Fatih Belediyesi kafasına uymayan memurunu buraya 3 ay geçici görevlendirmeyle yolluyor, sonra da uzatıp duruyor. İki yıldır burada çile çeken memur varmış, üstelik de kameralarla izlenen! İçlerinde mimar, elektrik ve kimya mühendisi bile olan sürgünlerin suçu Tüm-Bel-Sen’e üye olmak! Hayvanlara yemek götürürken memurlara da sigara filan götürmeli bari!

Bir transit merkezi Türkiye

Sınırlarındaki savaşlar Türkiye’yi bir transit merkezi haline getirdi; geçen geçene! Afganistan’dan kaçanlar Türkiye’de barınamadıkları için kapağı Avrupa’ya atmaya çalışıyorlar. Deniz yolunu kullananlardan büyük faciayla ölenler nedeniyle haberimiz oluyor. Kimbilir ne kadarı da becerip geçiyor! Bir de tersine geçiş var: Cihatçı militanlar Avrupa’dan, Türki Cumhuriyetler’den gelip IŞİD’de savaşmak için Suriye ve Irak’a geçiyor!

Hatay tam bir geçiş yolu olmuş durumda. AB ülkelerinin de bunu bildiği ama ülkelerindeki aşırı unsurları böylece “erittikleri” için göz yumdukları ve bize de “buradan oraya geçişleri görmezden gelin” dedikleri artık komplo teorisi olmaktan çıktı. Bizden gidenler de var. IŞİD’le PYD saflarında savaşmaya giden PKK sempatizanı gençler savaşı ne kadar biliyor?

Her gün ölüm haberi geliyor, cenazeler kalkıyor. Bu kör dövüşünde canını Türkiye’ye atan Suriye ve Iraklılar da kamplardaki yaşamdan bıkıp şehirlere kaçıyor, becerebilirlerse oradan Avrupa’ya... Ve şimdi son tehlike: Halep düşerse Türkiye’nin kapısına 1 milyonu aşkın kişi dayanır! Bu sadece insan trafiği. Silah trafiği ise kimbilir ne boyutta.

Adana’da yakalananları düşünsenize!

Yazarlarımızdan

24 Ekim 2020, Cumartesi 08:24
24 Ekim 2020, Cumartesi 07:58
Sıradaki haber yükleniyor...
holder