Kocalar PKK'dan beter!

26 Temmuz 2011, Salı 05:00
AA

Herkes birine ağlıyor: Mardin’de pusuya düşürülen 3 uzman çavuşa da ağlayan var, uyuşturucu krizinden ölen şarkıcı Amy Winehouse’a da... Norveç’te bir manyağın kurşunlarından kaçamayan gençlere de içi yanan da var, her gün bir kaç tanesi karayollarında can veren trafik kurbanlarına da... Ya koca şiddetinden kurtulamayanlar?.. Her birinin hikayesi ayrı bir korku filmi! Biri, kapının önünde güvenlik görevi yapan yeğenleri atlatabilmek için kancalı merdiven yaptırıp tırmanarak girmiş eve ve karısını öldürmüş.

[[HAFTAYA]]

Öteki dayak manyağı yaptığı karısının üzerine getirdiği kumayla gitmiş barışmak için baba evine, kadın çıkmayınca tabancayı çekip hem babayı hem karısını halletmiş! Ben size bir şey söyleyeyim mi? Bu yazın en psikopat katilleri, kocalar! PKK ve trafik canavarından beterler. Bilerek, isteyerek, planlayarak ve amaçsızca öldürüyor. Gerçekten niye, anlamak mümkün değil. Sen zaten kadını sevmiyorsun, dövmüşsün, eziyet etmişsin, canını yakmışsın...

En sonunda da üstüne başka kadın bulup getirmişsin. E kadın da babasının evine geri dönmüş. Niye peşinden gidip öldürüyorsun? PKK terörünün nedenini bile bir biçimde anlıyorum da bunları anlayamıyorum. Töre möre değil, vaka bunlar. Vaka ve mutlaka nedeni bulunmalı ki önüne geçilsin. Ne kadar çok kadının öldürüldüğünün ve öldürülme tehdidi altında yaşadığının yeni yeni farkına varıyoruz. Olacak iş değil!

Vergi vermeyecek hatta alacaklar!

PKK’yı anlıyorum dedim ya, BDP’yi daha az anlıyorum! PKK, silahlı bir terör örgütü. Öyle gerilla merilla, kurtuluş savaşçısı laflarına karnım tok. Sen uyuşturucu ticareti yap, bir mafya örgütü gibi haraç topla, masum insanları öldür, ne istediğini bile çok bilmeyelim... İşte terör örgütü böyle bir şeydir! BDP, bunun siyasi kanadı ya. Oyunu kuralları içinde oynuyorlar. Milletvekili seçiliyorlar filan... PKK’nın izin verdiği ve icazet gösterdiği kadar tabii. Neyse. PKK’nın 13 askeri şehit ettiği gün, üstelik içlerinde en akıllı ve sağduyulu bilineni hukukçu Aysel Tuğluk eline tutuşturulan manifestoyu okuyarak “demokratik özerklik” ilan etti. Başbakan hâlâ anlamadı bunun ne olduğunu ama ben ilk günden beri yırtınıyorum, “vergi vermeyecek, üstelik toplayacaklar” diye. Güç olmanın birinci şartıdır para! Hizmet etmek için para lazım, parayı nereden bulacaklar?

T.C. verecekmiş! “Nasıl yani” mi? Yani, bölgede yaşayan insanlar T.C.’ye vergi vermeyecek ama T.C. sınırları içinde yaşayan diğer insanların ödediği vergilerden bir kısmı bunlara verilecek ki hizmet götürülebilsin! Maliye Bakanlığı bir zahmet açıklayıversin; bölgeden toplanan vergi nedir, bölgeye verilen para nedir!.. Zaten biz fazlasını veriyor muyuz, vermiyor muyuz!.. Bölgede elektriği bile her türlü numarayı yapıp kaçak kullandıkları için biz burada daha fazla elektrik parası ödüyoruz, misal! Eğer “demokratik özerklik”ten anladıkları buysa, onu çoktan uyguluyorlar zaten. Kürt sorunu konusunda zor olan ne, biliyor musunuz?

Ne PKK, ne BDP, ne İmralı, ne Kandil; Kürt kökenli halkın tamamını temsil etmiyor. Birinin silahlı terörüne karşı silahla çatışan Kürt de var, diğerinin kışkırtmasına kızan Kürt de. Hatta “İmralı sadece kendini düşünüyor” diye ona kızan da var, Kandil’i yetersiz bulup kendi terörünü yapan da. Bu coğrafyanın sonucu mudur nedir? Kürtler de bölüm bölüm bölünmüş, hangisini ciddiye alacaksın? Ben de bu ay ödememiz gereken motorlu taşıt aracı vergisini vermesem ne olur acaba? Bir dahaki aya daha pahalı öderim! Biri Kürt kardeşlerimize sistem dışı kalamayacaklarını anlatsa da hayal görmeseler...

Sıradaki haber yükleniyor...