Kurban Bayramınız kutlu olsun!

15 Ekim 2013, Salı 05:00
AA

Can dostlarınızla fotoğraflarınızı yayınlamaya başlayalı bir ayı geçti, yolladığınız fotoğraflara bayılıyorum. Bir de zahmet edip öykülerini yazdığınız, bilgileri doğru paylaştığınız, fotoğrafı da net ve güzel çekip yolladığınız zaman tadından yenmiyor, sizlerle daha iyi tanışıyor, anlaşıyoruz. Tabii tüm hayvanseverler gibi Kurban Bayramı içime sinen bir ritüel değil. “Sen et yemiyor musun?” demeyin. Kasaptan bir parça et almak başka, elinizle beslediğiniz, bir saat önce kafasını okşadığınız koyunu meleye meleye yere yatırmak, gözünü bağlayıp boğazına bıçağı dayamak başka. Hele sokak ortasında, kan gölü içinde, bir bacağından ağaca asılmış hayvanın bağırsakları dışarıda, derisi yüzülen görüntüleri yok mu?!!

Bunlar çocukların gözü önünde olmuyor mu?!! Günümüzde bunu yapmanın daha uygar biçimleri var elbet. Kurumlara parasını ödersiniz, onlar keser, sevabı da sizin olur. İnanan inandığını yapmakta serbest; ben bayramınızı okurlarımdan Eyüp Karacaoğlu’ndan gelen bu fotoğrafla kutlamak istiyorum. İzmir Balçova’dan seslenen Eyüp “Çeşme sakız koyunumuz DOLİ bu yıl bize ikiz yavru verdi. İsimlerini kızım Elif, Leyla ile Mecnun koydu. Çocukların hayvan sevgisiyle büyümesi için çay bahçemizde çocukların dokunup sevebileceği bir ortamda bakıyoruz” diyor. Kurban Bayramı’nız kutlu olsun, hayvanları sevin, eziyet etmeyin. Kurbanlık yapsanız bile...


Eyüp Karacaoğlu kuzuları Leyla ve Mecnun.

[[HAFTAYA]]


 Damat nereli?

Orta yaşlı iki hanım konuşuyormuş, biri ötekine “Bizim kız nişanlandı” demiş. İstanbul’a sonradan gelenlerden olan sormuş, “Hayırlı olsun, damat nereliymiş?” “Vallahi feysbuktanmış ama tam olarak neresi olduğunu bilmiyorum!”

İSKİ, TC’leri arıyor!

Bazı şeyleri duyar, sadece Doğu’da, Güneydoğu’da olur sanırız. Yooo, İstanbul’un göbeğinde, Beyoğlu’nda da oluyor! Bir arkadaşım Beyoğlu’nun göbeğinde bir küçük bina satın aldı. Suyunu, elektriğini üzerine geçirecek. Bir de gidip bakıyor ki 10 bin TL’nin üzerinde su borcu var! “Aman, zaman, ne oluyoruz, ben bir ay borcumu ödemezsem kesiliyor, niye kesmediniz?” diye itiraz edecek oluyor. Meğer su kesikmiş zaten! “Olur mu canım, su akıyor” diyor. Akıyor ama kaçak akıyormuş. İSKİ gelip kesiyor, vatandaş suyu tekrar açıyormuş. Saati kaldır götür! Yeni saat takıyormuş! Şebekeden kes! Kıyamet kopuyormuş! Özellikle iş yerleri, barlar, kafeler, Hacıhüsrev, Kuştepe, Kuloğlu gibi mahallelerde kimsenin ödediği yokmuş.

İsmi lazım değil, amiri anlatıyor: Bir bara suyu kesmeye giden memurum telefon etti. “Adam kapıyı kapattı, tabancayı da masanın üzerine koydu, ‘Sıkıysa kes’ diyor. Ne yapayım?” Ne yapsın memur, canını zor kurtarıyor tabii. “İstanbul genelinde kaçak su yüzde 25’i bulur” deniliyor ama bunun bir kısmı da aboneden değil, değiştirilmemiş su borularından. Özellikle ailenin olmadığı yerlerde kaçak daha yaygın. İSKİ bu aralar hepimize yolladığı faturalarda uyarıyor: Lütfen abone numaranızın yanına TC numarasını girin. Oturduğunuz yerden çıkarken iptal ettirin. Yeni ev alırken borcu olup olmadığını araştırın. Kullanacağınız suyu üzerinize geçirin, ki sağlıklı takip yapılabilsin. İSKİ’nin elinde 1940 yılından kalma abonelik var. O isim ortada yok, ölmüş, taşınmış, başka ülkeye gitmiş. Beyoğlu’nda 229 bin abonenin 186 bini TC numaralı olabilmiş. Hani sosyal medyada çok seviyoruz ya ismimizin başına TC koymayı, bir zahmet, aboneliklerinize de koyun. Kaçak elektrik konusunu merak ettim, muhtemelen o daha beter, araştırıyorum, onu da yazacağım!

Yemin etmemişler çünkü raporluymuşlar

Geçende yazdığım ‘27 Eylül’de Kastamonu- Gölköy’de 5’inci Jandarma Eğitim Alayı’nda yemin etmeyen acemi askerler’ meselesi vardı ya. Onunla ilgili olarak Jandarma Genel Komutanlığı’ndan bir açıklama geldi. “Böyle bir şey hem olmuş, hem olmamıştır” deniliyor tabii bütün açıklamalarda olduğu gibi ama askerlerin yemin törenine katılmadığı da kabul ediliyor. Niye katılmamışlar? 145 asker raporluymuş da ondan. Affedersiniz ama 145 askerin birden yemin töreninin olduğu gün raporlu olması için alayda gıda zehirlenmesi ya da virütik bir salgın filan olması lazım.

Hepsi birden, aynı gün, aynı saatte nasıl hasta oluyorlar? Bu acemi ve raporlu askerlere yemin törenine katılmaları için ısrar edilmemiş ama daha sonra bir subay, onlara törensiz ve seyircisiz şekilde yemin ettirmiş. Mesele bundan ibaretmiş. Kimse de bundan böyle bana ‘askerde zorla şunu bunu yaptırdılar’ diye vızıldamasın, baksanıza her şey ne kadar kurallara uygun götürülüyor artık. Ya savaşta filan olsaydık da bunlar rapor alsaydı ne yapacaktık, düşünemiyorum! Neyse, askerlik süresi kısalıyor, hatta yakında kalkar, hatta belki İsviçre, Japonya gibi TSK da kalkar, bütün alerjisi olanlar rahat eder!

Sıradaki haber yükleniyor...