Mikelanj Haliç'e köprü yapacaktı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Haliç üzerindeki üçüncü köprünün İstanbul siluetini bozacak devasa ayakları suda yükselirken Pera’daki Fransız Sarayı’nda bir ödül töreni yapıldı. NDS Edebiyat Ödülü’nün 4’üncüsü, Mikelanj’ın Haliç’te yapamadığı köprünün öyküsünü anlatan Fransız yazar Mathias Enard’a “Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara” adlı kitabı nedeniyle verildi.

Kitabın öyküsü heyecan verici. Osmanlı Sultanı II. Beyazıt, Haliç’in iki yakasını birleştirecek bir köprü yaptırmak ister. Ve Rönesans dönemini yaşamakta olan İtalya’dan Leonardo da Vinci’ye sipariş verir. Onun yaptığı eskiz, dönemin mühendislik koşullarına göre yapılabilecek bir proje değildir.
[[HAFTAYA]]

Kitap Goncourt ödüllü


Mühendisleri karşı çıkınca Sultan bu kez Mikelanj’ı davet eder. Hikayenin buraya kadar olan kısmı tarihi gerçeklere dayanıyor. Ama sonrası belirsiz, işte burada yazarın hayal gücü devreye giriyor, Mikelanj İstanbul’a geliyor, 3 ay kalıp köprü için çalışıyor. Sultan maketi beğendi mi, yaptırdı mı, köprü daha sonra depremde mi yıkıldı, Mikelanj İstanbul’da nasıl yaşadı, kitaptan okuyun!

Bugün o bahsedilen yerde bir köprü var; Galata Köprüsü! Kitabı çok çekici kılan, bir Fransız yazarın 1500’lü yılların Osmanlı İstanbul’unu ve yaşantısını, insan ilişkilerini sanki orada yaşamış gibi anlatabilmesi. Okur, öykü boyunca sözü geçen yerlerde yaşamış gibi oluyor, hele köprüye iyice bağlanıyor! Bu öykünün tarihi gerçekliği nedir?

Mikelanj’ın biyografisinde açık kalan o üç aylık kara delik, neden olmasın dedirtiyor! Mathias Enard, bu kitabıyla geçen sene Fransa’da da çok prestijli bir ödül kazandı, ikinci ödülü ise Türkiye’den geldi. Yazar, daha önce de bir çok kez geldiği İstanbul’da ödül almak için bulunmaktan hoşnut. “Kitaplarınızda aşka hiç yer yok mu?” soruma “Olmaz mı, ama hep yarım kalmış, yaşanmamış aşklar. Ben zaten yarım kalmış, gerçekleşmemiş şeylerden bahsetmeyi seviyorum.” diyor. Bu sözleri şairin dizelerini hatırlatıyor: Ben seni sevebilme ihtimalini sevdim! Kitap Can Yayınları’dan çıktı.

Herkese farklı muamele

FB-GS maçı sonrası çıkan olaylarda gözaltına alınan 48 kişiden 47’si serbest bırakılmış. İki soru: Polis, bu kişileri rastgele mi topladı? Mahkeme polisin gözaltı ve savcılığın tutuklama kararına bu kadar itibar etmiyorsa öğrenci Cihan Kırmızıgül, aleyhinde hiç bir delil, tanık ve kanıt olmadan niçin bir gösteriye karışıp molotof kokteyli attığı iddiasıyla 11 yıla mahkum oldu?

Bu ülkede adaletin hiç bir standardı kalmadı mı? FB-GS maçından sonra Kadıköy’de çıkan olaylarda yakılıp yıkılan araç, indirilen cam çerçeve, tahrip edilen otobüs durağı sayısı, kamu malına çok ciddi bir maddi hasar getirdi. Bunun hiç mi sorumlusu yok? FB her konuda kendisine haksızlık yapıldığını iddia ediyor ya, tam tersi, acaba hakemler Fenerli miydi?

Bir Başbakan karşı


AKP, tutuklu milletvekillerinin durumunu çözeceği konusunda protokol imzalayarak, CHP’nin TBMM’ye girmesini sağlamadı mı? Cumhurbaşkanı Gül’den, Bülent Arınç’a, pek çok en üst düzey yönetici, tutuklu milletvekillerini mecliste görmek istediğini söylemedi mi? TBMM Başkanı Çiçek, üç partinin yöneticilerini bir araya getirerek ortak bir çözüm üzerinde uzlaştırmadı mı?

Bizzat Başbakanın kendisi tutuklu ve milletvekili değilken meclise gelip başbakanlığının yolunu açan CHP değil mi? Peki gelinen noktada Başbakanın aldığı tavrın açıklaması nedir? Seçilmiş milletvekillerini cezaevinde tutarak onları seçen halkı da küçümsemiş olmuyor mu? Başbakan gücünü kanırta kanırta göstermekten neden bu kadar zevk alıyor? Başbakan neden her şeye karar veren bir muktedir? Ve sonra da “burası demokratik bir ülke” demiyor mu!

NDS ödülleri değer katıyor

İlk kitabı “Anne Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler” ile geçen yıl NDS Edebiyat Ödülü’nü alan Yalçın Tosun bu yıl da ikinci kitabı “Peruk Gibi Hüzünlü” ile Sait Fait Öykü Ödülü’nü kazandı. NDS Edebiyat Ödülü jüri üyesi olarak itiraf etmeliyim ki pek memnun oldum! Hayli dedikodu barındıran ödül kulislerinde meğer bizim genç bir yazarın ilk kitabına ödül vermemiz kaşların kalkmasına neden olmuşmuş!

Ne ki ikinci kitabıyla bizimkinden çok daha köklü bir ödülü sahiplenen Yalçın Tosun nasıl da doğru bir seçim yapmış olduğumuzu kanıtladı. Açıkçası Gürsel Konrad’dan Sylvie Germain’e, Yalçın Tosun’dan Mathias Enard’a, dört yıldır seçtiğimiz bütün yazarların çok isabetli kararlar olduğunu düşünüyorum. Her biri için Fransız Sarayı’nda büyükelçi, başkonsolos, okul müdürleri ile yapılan birbirinden güzel törenler ve NDS’de düzenlenen etkinlikler de yazarları genç bir okur kitlesiyle buluşturuyor. Bütün bunlar aylarca pek de bayılmadığımız onlarca kitabı oflaya puflaya okuma zorunluluğuna değiyor!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder