Namaza engele hapis cezası!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Paketin özü ŞERİATA EVET’tir. Kimse aksini iddia etmesin. Şeriat nedir? Dine göre yaşam biçimi. Paketten ne çıktı? “Dini uygulamalara engel olana BİR YILDAN 3 YILA kadar HAPİS!” Orta öğretimde bile dersi kırmak isteyen öğrenci “Ben namaza gidiyorum” der ve vurup kapıyı çıkar. “Nereye gidiyorsun?” diyen öğretmene bir yıl, engel olana 3 yıl hapis cezası gelir! Bu maddeyle mahkemeler ve kamu daireleri, namaz saatleri, iftar, oruç saatlerine göre çalışır. Biraz açık giyinmiş birini bile şikayet edebilirsiniz, abdest bozuyor diye! Hayırlı olsun. Demek demokratikleşmeden anladıkları buymuş!

Türban serbest

Bu maddeden sonra artık başörtüsü özgürlüğünü tartışmaya gerek bile yok. Engel olmaya kalkarsanız hapis cezası var! Kemal Alemdaroğlu ve Nur Serter zamanında olsa içeri girerlerdi. Zaten Alemdaroğlu da bundan dolayı içerde değil mi? Ama artık adı konuldu: TSK, polis, yargıç, savcı dışında (üniformaları var ya) kamu personelinin başını örtme hakkı var. 1 Ekim’den itibaren akademik personel, öğretmen, doktor, devlet memurunun başı örtülü. Bu furyaya uyup da “Örtünmek istiyoruz” diyen kaç AKP milletvekili çıkacak göreceğiz bugün.

[[HAFTAYA]]

Başbakan’a acı biber!

Paketten çıkan bir diğer “demokratikleşme” ise “nefret, ayrımcılık ve yaşam tarzına müdahaleye” gelen cezalar. İnsanlar; inanışı, dili milliyeti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, dini veya mezhebi üzerinden nefret söylemine muhatap olmayacak. Buna yönelik cezalar artıyor. Valla buna önce Başbakan Erdoğan’ın dikkat etmesi gerekiyor. Onun kadar ayrıştıran, Alevi diye bir siyasi partinin genel başkanını mitinglerde yuhalattıran kim? Türkiye’yi “bizimkiler ve onlar” diye ayrıştıran kim? ‘Yaşam biçimine müdahale’ mi? Saat kaçta nerede ne içileceğine, kaç çocuk yapılacağına karışan kim?

Bir parmak bal

Alevi açılımı derken çıka çıka Hacı Bektaş-ı Veli adının üniversiteye verilmesi çıktı. Ama dergah hâlâ dini mekan sayılmadığı için parayla ziyaret ediliyor! Cemevinin ibadethane sayılması ise pakette tabii ki yok. Süryanilere Mor Gabriel Manastırı lutfedildi. Kürtlere hemen hiç bir şey yok. Klavyeye üç harf... Bir de andımız kaldırıldı! Romanlarınki hepten komik: Enstitü kuruluyor. Romanlar öyle sevinmiş, öyle sevinmiş ki göbek ata ata bir hal olmuşlar, ama sonradan hatırlamışlar ki zaten böyle bir enstitü var!

Tutuklular bekliyor

Zaten umut yoktu da, paketten uzun tutukluluklar, hasta mahkumlar, adaletle ilgili tek satır bir şey çıkmadı. Demek ki o cephede güllük gülistanlıkmış her şey. Bu paketin acıtacağı açıklanma şeklinden belliydi. Başbakan yarım saat narkoz yaptı, sonra iğneyi batırdı. Hayırlı uğurlu olsun!

Madem yüzde 3 muteber baraj niye yüzde 10?

Siyasi partiler yasası ile ilgili değişiklikler için yasanın değişmesi gerekiyor. Yine de öneriler ilginç. Siyasi partilere devletin yaptığı yatırımın yüzde 7’den yüzde 3’e düşürülmesi doğru bir karar. Ama eksik. Madem ki yüzde 3 muteber bir rakam, baraj niye yüzde 10’da kalıyor? Onu da yüzde 5’e indir. Seçim sistemi için yapılan üç öneri de iktidardaki partiye yarar. En büyük partiye. Yanına bir de küçük parti koy, iki partili sisteme götürür. Zaten demokratik bir seçim sistemini iktidardaki partinin yapmasına imkan yok, kendinden yontar. Onun için Türkiye’nin görüp göreceği en demokratik seçim sistemi Kurucu Meclis tarafından 27 Mayıs sonrası yapılan Anayasa’da vardır. Yüzde 3 yardımla Saadet Partisi para alır ama temsil edilemez. MHP de kaybolur. BDP ise dar bölgeden yine bir kaç milletvekili çıkarır.

Eşbaşkanlığa mı özendi?

Siyasi partilerin eşbaşkanlığı BDP’nin başarıyla yönettiği bir model. Onlar daha çok cinsiyet eşitliği açısından bir erkek ve bir kadınla yönetiyor partiyi. Benim anladığım ise “partili cumhurbaşkanı” niyetinden de belli olduğu üzere Erdoğan, Çankaya’ya çıktığı takdirde, partinin başına geçmesi muhtemel Gül’le paylaşacak genel başkanlığı, yani partiyi kaptırmayacak.

 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder