Ne oldu bize, bize ne oldu?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News


Ankara bombacısının taziyesine katılan HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer (solda) danışmanı aracılığıyla gazetecilerle görüşmek istemediğini iletti.

Anlamaya çalıştıkça anlamamız zorlaşıyor. Bu topraklarda birlikte yaşadığımız, aynı kimliği paylaştığımız, başımıza ne gelirse hepimize o gelecek insanlarız. Birbirimize bu kadar düşman olmak, bu kadar ihanet etmek için ne geçti aramızda? Olan bitenle hiç ilgisi olmayan insanları öldürürken, ölmek neden kahramanlık sayılıyor?

Öldürülen, havaya uçurulan, parçalara bölünen 29 kişi; bir servis aracında evlerine gitmek için bekleyen, küçük memur, kendi halinde insanlardı. 4.5 yaşındaki Ankaralı Buse’nin bir hastane odasında gözleri bantlı yaşam savaşı vermesi, Van’da yaşayan insanların zafer işareti yapmasına neden oluyorsa ortada vahim bir yanlışlık var!

Neyin zaferi bu?

Abdülbaki Sömer’in ölümüne, ne yapmış olursa olsun, ana babası üzülebilir. Ama bir camiye fotoğraflarını asıp kahramanın anısı önünde eğilircesine HDP milletvekili ve parti yöneticilerinin taziyelerini kabul etmek ne demektir? Bizim bunu Batı’da anlamamıza imkan var mı? Yok! O genç adam günlerce bombalı aracı imal etmiş, keşif yapmış, suikastinin ayrıntılarını inceden inceye planlamış, en çok insan öldürebileceği gün ve saatte kendisiyle beraber patlatmış. O iki parti yöneticisi, bunun için mi gülerek zafer işareti yapıyorsunuz?

Türkiye’nin vekili değil


HDP Milletvekili Tuğba Hezer’in yaptığı eylem suçu övmek, teşvik etmektir. Bu ülkenin milletvekili 29 kişinin katilini katil olarak değil, kahraman olarak görüyorsa zaten bu ülkenin milletvekili de değildir. Her konuda empati yapmaya çalışıyorum ama bu sefer yapamıyorum. Ne aynı dili konuşuyoruz, ne herhangi bir şey paylaşıyoruz; iki yabancıyız, hatta düşmanız!

Güvenlik zafiyeti var elbette


Yayın yasağı kalktı da düşüncelerimizi yazabiliyoruz. Türkiye hiç dostu kalmamış ve dört tarafı terörle, düşmanla çevrili bir ülke olarak her tür suikast tehlikesine hazır olmalıydı. Ankara suikastinden önce, o servis araçlarının kalktığı yerin bombacılar için ağız sulandıran bir yer olduğu ortadayken niye hiç koruma, önlem yok? Asker koruyormuş önceleri.

Servis saatlerini değiştiriyor, servisler hareket ettiği sırada trafiği kesiyormuş. Çözüm süreci sırasında asker ortalıkla görünmesin deyip polis koymuşlar. Sonra polis yetmiyor diye onu da çekmişler. Üstelik suikast ihbarları geldiği halde! Askeri servisleri teröre yem diye atmışlar sanki! Başka da bir şey demiyorum.

Kalabalıkta fazla dolaşmayın


Gizli güya ama, herkesin bildiği şey ne kadar gizlidir ki? Hendek savaşlarının öcünü almaya kararlı imiş PKK. Şiddeti ve terörü Batı’ya taşımanın ilk örneği Ankara suikastiydi. Gerek PKK’yı yakından izleyenler, gerek emniyetten haber alanlar İstanbul’da da benzer eylemler bekliyorlar.

Adres vermeyeceğim. Siz bir düşünün, en kalabalık yer ve saatler neresi, işte oraları hedef almışlar deniyor. Özellikle kamu ulaşımı yapılan değişim istasyonları... Akşamüstü kalabalıktan adım atılmayan yerler... Biraz uzak durmakta yarar var ya da kader deyip aldırmamakta!

Artvin mahkeme kararını bekleyecek


Çevre ve Orman Bakanı’nın tutumuna baktıkça umutlu değildim; ama o ne! Artvin için şimdilik iyi sayılabilecek bir durum: Mahkeme kararı beklenecek! Çünkü Cengiz’in şirketi mahkeme kararını bile beklemeden saldırmıştı ormana! Artvin’den gelen heyetin Başbakan Davutoğlu ile görüşecek olması hiç yoktan iyi bir durumdu, verilen haber de öyle.

Ancak... Akılda bir soru işareti kalmıyor değil. Acaba Sn. Başbakan’ın bu konudaki görevi, tıpkı diğer konularda olduğu gibi, milletin gazını almak, ortalığı yatıştırmak ve işi sürüncemede bırakıp oyalamak mıdır?

Yazarlarımızdan

08 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder