Okuduğumuzu anlasak da mı saklasak, anlamasak da mı onaylasak?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme, kısa adıyla PİSA 2015’te çıkan sonuç hepimizi üzmüştü.

Çünkü bu karşılaştırma sonuçlarına göre bizim öğrencilerimizin okuduğunu anlama seviyesi, diğer öğrencilerden hayli düşük.

Müfredatın, proje okul rezaletinin durumunu bildiğim için eğitimde geldiğimiz bu acıklı durum beni şaşırtmamıştı ama doğrusu MEB’nın nasıl bir açıklama yapacağını merak ediyordum.

Demişki “Sonuçları meslek liseleri etkiledi. Yoksa Fen Liseleri, Anadolu Liseleri’nin puanları diğer ülkelerinkilerden çok daha yüksek. Ama meslek liselerinden düşük sonuçlar geldi!”

Gerçekler mutlaka açığa çıkıyor! Niye o zaman fen lisesi, sosyal bilim liseleri açmak, olanları kapamak yerine, her yere imam hatip lisesi açıyorsunuz?

Meslek lisesi dediğiniz imam hatipler! Niye ‘proje lise’ diye var olan iyi liselerin içini boşaltıyorsunuz? Demek ki kızların başını örtüp kindar nesil yetiştirdiğiniz zaman okuduklarını anlamıyorlar, oksijene ihtiyaç duyuyorlar!

Oku, anlamasan da olur!

Zaten kimsenin okuduğunu anlamasına da ihtiyaç duydukları yok. Baksanıza neredeyse 90 küsur yıllık cumhuriyet rejimi değişiyor, daha nasıl değiştireceklerini, taslağı kendi partili milletvekilleri bile okuyamadı! Okuyup anlasalar dahi itiraz edemeyeceklerine göre ‘gerek yok’ diye düşünüyorlar demek ki!

Hamile kadının hakkı kötektir!

Nereden baksan hatalı, nereden baksan yanlış! Bir kere hem kadın hem hamile haliyle o parkta ne işi var? Hadi diyelim parka gitti, bak sen utanmaza, bir de çıkmış alete spor yapıyor! Spor ne demek, ne demek spor? Evi temizlemek, namazını kılmak neyine yetmiyor, yeterince spor.

Yani insanın aklı hafsalası almıyor, zaten başı da açık. “Montu varmış, kapalıymış” diye şaşıyor, yok bir de atletle olacaktı! Tövbe tövbe, böylesinin hakkı kötektir.

Vuracaksın ağzının üstüne, bir daha hamile haliyle evde oturmayı öğrenecek. En fazla kocasıyla, beyiyle çıkabilir dışarı.

O da fazla göze çarpmadan, herkeslere gözükmeden. Söylemedik mi “Kadınlar hamileyken sokakta dolaşmayacak” diye. Söyledik. Zaten kadınlar ayak altında da olmayacak.

Ne o öyle, araba kullanmalar, işe gidip gelmeler, müdür filan olmalar, üstten bakmalar, kaş göz boyamalar, tenhada fingirdemeler. Yok, yok, olmaz, eline sağlık vuranın. Ne gülüyorsunuz ağlanacak halimize, ahalinin yarısı böyle düşünüyor, bu hale getirdiler!

Bir de böyle renkli bir dünya var

Bir yıl bitiyor, yeni yıl geliyor, kutlamalar, tanıtımlar, gırla gidiyor. İtalyan mutfağını üç senedir yedirip içiren, yiyeceklerini satan Eataly’nin kutlamasında Bahar Korcan makarnadan elbiseler tasarlamıştı! İtalyan mutfağını sevmeyen yok.

Oysa basit, sade ama lezzetli: Makarna, pizza, peynir, salam, domates.

Bir başka davette ise topraktan üzüme, oradan şaraba geçen kokuları tanımayı denedik: Armut, kiraz, deri, ceviz, vb. Uzun yıllardır Türkiye’de şarap yapan Fransız Jean Luc Colin ile tasarım parfüm yapan Birgül Ulucan Öztürk ve Gamze Ulucan’ın bu farklı çalışmasında hazırlanan koku seti ve kitap profesyoneller için.

Biz Türkler meyve kokanı seviyor ama şarabın kokulusu da iyi demek değilmiş meğer! Bu hafta vizyona girecek bir film Ofis Parti ise tam da yılbaşılık.

Biz muhafazakarlığın dibine vurmuşken Chicago’da yıl sonu motivasyonu için ofiste düzenlenen partide yaşanan aşırılıklar yok artık dedirtiyor, ama iyi de güldürüyor. Bir de bütün oyuncular ünlü olunca, doğrusu keyifli oluyor.

 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder