Okuyacak gazete kalmayabilir

01 Eylül 2015, Salı 05:00
AA

Özgür ve bağımsız gazete çıkarmak sadece bizim savunmamız gereken bir hak değil. Sizin de haber alma hakkınız var, okur olarak. Medyanın iktidara bağlı hale getirildiği bir demokrasi olabilir mi? Havuz medyasına ait 8 gazetenin iktidarın basın bülteni gibi çıktığı bir ülke ve devletin yarı resmi ajansının bir günde başbakanın 150 fotoğrafını servis ettiği bir medya, olsa olsa aklımıza hakaret! Ele geçiremedikleri medyaya ise her türlü baskı ve kuşatma tehdidi başladı.

Muhalifi geçtim, sıradan habercilik yapan medyaya bile ağır bir baskı var. Doğan Medya’nın küçülmeye zorlandığı dönemde Demirören Grubu’na sattırılan Milliyet ve Vatan’a bakın, yazarları ve özel muhabirleri birer birer işten çıkarılıyor, gazetenin içi boşaltılıyor. İktidar tetikçisi bir gazeteci taklidi, her gün Doğan Medya’nın sahibine ve yazarlarına hakaret ve tehdit etmekle görevlendirilmiş. Adını anmak, onu muhatap almak, onurlandırmak olur, bunu hak etmiyor!


İktidarın medyaya müdahalesi sürerken daha büyük operasyon söylentisi yayıldı

Zirve tehlikede


Medyanın en çok okunan köşe yazarına saldırıları süs köpeğinin kangala bağırması gibi, gürültü çıkarıyor. Fuat Avni isimli sosyal medya fenomenine göre ise bu daha başlangıç, baskı ve temizlik artacak, gazetelere el konulacak! Yakında çok büyük operasyonlarla bütün muhalif sesler susturulacak. Cumhuriyet Gazetesi yönetmeni Can Dündar tutuklanacak.

Bu kâbus senaryosundan haberdar olan eski bakanlardan Ali Babacan bile soluğu başbakanın yanında alıp organizasyonundan sorumlu olduğu toplantıyı kastederek “Bu plan gerçekleşirse G20 Zirvesi’ni unutun” diye feveran etmiş!

Fuat Avni de kimmiş, nereden uyduruyor demeyin, yazdığı her şeyin çıktığını hatırlatayım! Bir ülkede demokrasi kıstaslarından biridir medyanın özgür olması. Hırsızları serbest bırakıp köpekleri bağladığınız köye demokrasi gelmez! Zaten sarayın da böyle bir talebi yok. O iktidarının mutlak ve tartışılmaz olmasını istiyor! Toplum da o kadar salak değil tabii. İçi boşaltılan medyanın tirajı düşüyor. Havuz medyası, toplu satış yöntemiyle iktidar belediyelerine, hastanelere, kurumlara, bedava dağıtılmak üzere satılıyor, ama okunmuyor!

Galata’da şimdi de kumar mı?


 
Galata merdivenlerinin meraklıları şimdi de kumara başlamış.

Emniyet Doğu’ya hakim olamıyor anladık da Beyoğlu’nun göbeğinde Galata’nın üç merdivenine de mi hakim olamıyor? Tamam, bedava eğlence yeri dedik, sesimizi çıkarmayalım, ama suyunu çıkarıyorlar. Müdavimleri oluştu, her akşam içkilerini alıp geliyorlar. Çekirdek dağları, kırılmış şişeler, midye kabukları, müzik mahiyetinde içtikçe atılan naralar derken esnafın söylediğine göre kumar da başlamış. Al parayı bul karayı cinsinden, yüzlükler konuşuyormuş! İlla ki birinin kafası kırılacak, öyle müdahale edilecek ya da müdahale edecek eleman kalmadı!

Yeni Türkiye’de ilkler bitmiyor!

Cumhuriyet tarihinde bir ilk daha yaşandı; 30 Ağustos Zafer Bayramı kaçak sarayda, şehitler bahanesiyle müziksiz, Kur’an okunarak kutlandı. CHP’li belediyelerin düzenlediği fener alaylarına engel olundu. Saray şovda Tayyip Şov yapıldı. AKP’nin müzik düşmanlığı da başka bir olay; müzik deyince akıllarına eller havaya göbek havası geliyor. Oysa klasik müzik, cenaze törenlerine bile eşlik eder; lounge müzikten, hafif müzikten kime ne zarar gelir ki? Yeni Türkiye’nin sözüm ona bağımsız yeni kabinesinin sansasyonel ismi ise “Börekler açarım sana!” bakanı Ayşen Hanım’dı, sosyal medyada börek sevdası ve “O sözü söylediğimi hatırlamıyorum, araştırıyoruz” açıklamasıyla meşhur oldu. AKP’nin ilk dönemlerinin kadın bakanı yüksek topuklarıyla göze çarpan Nimet Çubukçu’dan geldiğimiz yere bakın!

Sıradaki haber yükleniyor...