Olimpiyat otelcilik faaliyeti değildir

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir ülke düşünün ki 2020 Olimpiyatları’nı ben yapayım diye aday olmuş, iddialı, çok istiyor. Ne yapması lazım herşeyden önce? Stad, Olimpiyat köyü, yollar vb. mi? Tabii ki ama ondan da önce SPORCU yetiştirmesi lazım! Yarışlarda kendisi iddialı olmayan bir ülke niye Olimpiyatları yapsın ki? Turist gelsin diye mi, para kazanayım diye mi? Bu kadar mı gözümüz paradan başka bir şeyi görmüyor?

Üstelik unutmayalım ki Yunanistan’ın batma nedenleri arasında Olimpiyatları Atina’da yapmak için harcanan sınırsız para vardır! Yani öyle karlı bir iş de değil. Biz sporu, ekran karşısında maç seyretmek zannedip iki güreşçimiz madalya aldı diye sevinirken Olimpiyat neyimize? Hemen bugünden başlayarak lise ve ortaokullarda büyük elemeler yapıp yetenekli, istekli, özgüveni olan gençler seçilmeli, branşlara ayrılmalı ve Isparta disipliniyle yetiştirilmeli.

Atletizmin her dalında, takım oyunları için büyük kulüplerle anlaşarak gençlere ağırlık verilmeli. Bunun master planı mutlaka vardır, yapılmıştır diye umuyorum ama hiç kokusu çıkmıyor ki! Turkcell, Türkiye Atletizm Federasyonu ve Milli takımların ana sponsoru. İstanbul 2020 Olimpiyat adaylığımızı da ayrıca desteklerken tam da bu noktada çalışıyor: sahip oldukları teknolojiyi kullanarak halk desteğini arttırmak ve spora yaklaştırmak. Halk desteği, tribünlerde seyirci olmadan da Olimpiyat olmaz zaten ve şimdilik gelir izlerim diyenler yüzde 52’de kalıyor!

Bir altına sevinmek!

İSVEÇ Cuma günü İsveç’in Götteborg şehrine geldik, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nı izlemek için. Çok güzel tesisler yapmışlar. Ama asıl önemlisi, her dalda yarışan iddialı atletleri var. Saatlerce oturduk, bir Nevin Yanıt’la sevindik! Nevin, Londra Olimpiyatları’ndan çok daha iyiydi, finalleri başta bitirdi ve Türkiye rekoru da kırarak Avrupa Şampiyonu oldu! Üstelik 60 m. engelli yarışı, statta yapılandan daha kısa olduğu için daha zor! Hem hız hem fren yapacaksın! Serhat Birinci yüksek atlama elemelerine katılıyordu, fena da değildi.

[[HAFTAYA]]

Finale kaldı mı bilemiyorum. Abdülgani Tuna 800 m. koştu ama sonuç hüsran. Halit Kılıç da çok başarılı değildi, finale kalamaz. Dün yarışmacılarımızdan yüzümüz bir tek Nevin’le güldü. Cumartesi izleyip size ancak pazar yansıtabileceğim finaller ise yüksek ve uzun atlama, çeşitli metrelerde koşu, kadınlar gülle. Bakalım siz bu satırları okurken geriye kalan 4-5 atletimizden bir madalya daha gelmiş olacak mı?

İntikam şarkıları hiç bitmiyor

Şubat 27’yi 28’e bağlayan gecede tankları yürüten generali aynı caddeden geçirerek Sincan Cezaevi’ne tıkmak hukuk ve adalet uygulaması mıdır, intikam ateşi mi? Gün gibi ortada. Ortada olmayan mağdur edebiyatının bazı sembolleri. Avusturya gezisini bir 28 Şubat’ı anma ve telin toplantısına dönüştürme başarısını gösteren Başbakan Erdoğan, tesettürlü kızların ruhunu okşadıktan sonra, “O zaman bana da yarasa demişlerdi, o yarasayı başbakan yaptılar” diye oh oh yapıyor.

Kim, ne zaman, nerede demiş, açıklamazsa ayıp olacak. Ne duydum, ne işittim, ne gördüm! Acaba mizah dergilerinin küçük bir karikatürü müydü de gözden kaçtı? “Ben hâlâ zenciyim”, “ezdiler, horladılar” diye tekrar etmek ürkütücü. Bu travmalar 10 yıllık mutlak iktidar pansumanıyla da geçmediyse ciddi bir yardım almak gerekecek, intikam ateşi öyle harlı ki çünkü, yaşı da kuruyu da yakıyor maalesef!

Türk kime denir?

Türkiye’den ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım, aklım, ruhum orada kalıyor. Milliyetçilik mi oldu acaba, çok özür dilerim. Dün madalya törenlerinde sporcular bayraklarını öptü, sarıldı, milli marşlarında duygulandı, katıldı. Rusu, Sırbı, Fransızı. Ne kötü şey şu milliyetçilik canım, bütün ülkeleri sarmış! Derken aklıma anayasa hocalarının duayeni, Mümtaz Soysal’ın yazdıkları takıldı: Türk diyebilmenin zorlaştığı günümüzde, ilk anayasayı, 1924’ü anımsatıyor.

88. madde: “Türkiye'de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denir.” Apo sayın'ın dediği de buna benzer bir vatandaşlık tanımıydı. Mümtaz Hoca, “Bu etnik değil, yasal bir ulus-devlet” tercihidir. Bir yabancı ülkeye gittiğinizde pasaport polisi “nasyonalite?” diye soruyor. Pasaporta bakıp Türk yazıyor. Sen istediğin kadar “Orada Türk yazıyor ama ben müslümanım, aslen Kürt’üm, güzelliğimden de belli, Çerkezim” dersen de; görevli bu masalları dinlemez, oraya Türk yazıp damgalar ya da bu deli deyip içeri almaz!” Hocanın açıklamasına daha ne ekleyeyim?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder