Ona önce siz bir bardak süt içirip deneyin

02 Şubat 2013, Cumartesi 05:00
AA

Yarıyıl tatilinin bitimiyle birlikte 11 Şubat’tan itibaren okullarda süt dağıtımına başlanıyor. 31 bin okulda 6 milyon ana ve ilkokul öğrencisine haftada 3 gün toplam 60 bin ton süt dağıtılacak. Ulusal Süt Konseyi başta olmak üzere Milli Eğitim, Sağlık ve Tarım Bakanlığı diken üstünde, geçen yıl yaşanan sıkıntının tekrarlanmaması için önlem alıyor.

Ulusal Süt Konseyi Başkanı Harun Çallı ve uzmanlar eşliğinde yaptığımız toplantı, bir tür beyin fırtınası gibi geçti. “Geçen yıl yaşanan sıkıntı, çocukların çok küçük bir bölümünde görülen intolerans, yani sütün içinde bulunan süt şekerine, laktoz’a tahammülsüzlük, yoksa kesinlikle zehirlenme değil” diyor uzmanlar. Kısaca süt alerjisi. Süt içme alışkanlığı olmayanlarda görülebiliyor. Bunun için velilerin onayı alınacak, çocuğunuz süt içsin mi diye.

O kağıdı imzalamadan önce bir zahmet okuyun ve daha da önemlisi, ilk testi siz yapın. Çocuğa aç karnına bir bardak süt içirin. Sorun yoksa, okulda da içsin. Yok karnı ağrır, gaz yaparsa, içmesin, siz evde yoğurt yedirin. Bu kadar basit! “İlle de içsin” diyorsanız yanına bir küçük paket bisküvi verin, kurabiye filan... Sütün yanında yesin. Doktor gibiyim vallahi! Çocukların süt içmesi, özellikle kahvaltı yapmadan gelenler için ara öğün yerine geçiyor ve bundan önce yapıldığında da iyi sonuç vermişti. 24 yaşından sonra süt içmeye gerek yok, yoğurt yiyin daha iyi.

Sütün ekonomisi

Sütü devlet bedava içiriyor çocuklara. Bu süt üreticisi 12 büyük firmaya yapılan 134 milyon TL’lik bir tür teşvik aynı zamanda. Tabii karton kutuları üreten Tetrapak firmasına da. Süt üretimimiz 2010’dan bu yana 3 milyon litre artarak 12 milyon litreden 15’e çıkmış. Bu da tüketim fazlası imiş. Çocuklara dağıtılan 60 bin ton, 3 milyon litre içinde devede kulak ama hiç olmazsa süt tüketimine bir alışkanlık başlatır ve sürdürülebilir. Sonuç olarak şekerli su içeceğimize süt ve ayran içmek çok daha sağlıklı!

[[HAFTAYA]]

Üç çocuğu kim yapacak?

Başbakan’ın ağzının içine bakan halkımız neden “üç çocuk yapın” talebini ciddiye almıyor? Son resmi rakamlar, nüfus artış hızının Başbakan’ın istediği seviyede olmadığını gösterince kreş açmak, süt içirmek gibi tedbirlerin yetmediği anlaşılıp “çocuk başına para verelim” fikri ortaya atıldı. Türkiye “bakabildiğin kadar çocuk yap” demek olan aile planlaması politikasını tu kaka ederek “yapabildiğin kadar yap” politikasına gaz vermeye hazırlanıyor ama acaba o politikacılar kendi çocuklarına ayda 300 TL ile mi bakıyorlar?

Gazetelerin üçüncü sayfalarına giderek daha çok yansıyan aile facialarına dikkatinizi çekerim: Kimseye itiraf edemediği borç batağındaki babalar, çocuklarını ve karısını öldürüp intihar ediyor! Bir yandan pompalanan tüketim çılgınlığı, bir yandan işsizlik, üç kuruşluk maaşlar trajedilere yol açıyor! Eğitim parasızmış, hadi canım. Sağlık parasızmış, hadi canım. Büyüttün, okuttun, nasıl iş vereceksin? İş yok!

İşsizlikten evlenemiyorlar

Eğitim fakültelerinden mezun öğretmen adaylarına “Her mezun öğretmen olmak zorunda değil” diyen ben miyim? “Kadın istihdamını teşvik ediyoruz” diyorlar, üç çocuk yapan kadın nasıl çalışacak? Bir başka tehlike daha: Varlıklı, eğitimli olan batıdaki kesim bu teşviklere kanıp çocuk yapmaz. 300 TL’ye tamah edecek kesim zaten yapacağı çocuğa teşvik de alır. Daha çok yaparsa toplumun sosyal ve etnik dengeleriyle de oynamış olursunuz! Türk-Kürt kökenliler arasındaki fark beşik savaşına yol açar. Dar gelirli nüfusu çoğaltarak ucuz iş gücü elde etmeye uğraşıyorsanız, yolunuz açık olsun tabii!

Kime niyet kime kısmet!

“Uzun tutukluluk çok fazla” deyip düzenleme yaptılar: Hizbullahçılar çıktı! “Uzun tutukluluk çok fazla” dediler: Denetimli tutuklulukla adli suçluları serbest bıraktılar! “Uzun tutukluluk çok fazla, üstelik hasta olanlar var, yazık” dediler: Karısını döven kocaları serbest bıraktılar. Ama 11 çeşit hastalığı olan Ergin Saygun hâlâ cezaevinde. Allah gecinden versin, kanserden ölmek üzere olan Fatih Hilmioğlu hâlâ cezaevinde! Başbakan “Yeni yasal düzenlemeye gerek yok, hakimler gereğini yapsın” diyor, aldıran yok. Mutlak güç istese o hakimler önünde duramaz.

Kamuoyuna ceberrut iktidar yerine, cemaatin yargısı salıvermiyor imajı mı veriliyor? “Tutuksuz yargılansınlar, uzun tutukluluk süresi infaz yerine geçmesin” bir dilektir ama asıl talep adaletin yerini bulması, yargının işleyişindeki hukuksuzlukların bitmesi, haksız hükümlerin bozulmasıdır. Suçu olmayan, af ya da tahliye değil, adalet istiyor! Bir de şu kahve fincanlı veda fotoğrafları sinirime dokunuyor! Ne için istifa edildi, ne imajı veriliyor.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.