Rahmi Koç'a Fransa'nın en büyük nişanı

11 Haziran 2015, Perşembe 05:00
AA

Türkiye’de sanayici, iş adamı dediğiniz zaman akla gelen ilk isimlerden biri Rahmi Koç değilse kimdir? Rahmi Bey, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayicilerinden Vehbi Koç’un oğlu, ikinci kuşak. Çoktan kendini emekliye ayırdı, işleri oğulları Mustafa, Ali ve Ömer Koç’a bıraktı ama hâlâ göğsündeki kırmızı karanfili, şık takım elbiseleri, denize olan sevdası ve en önemlisi Haliç’in kıyısında sıfırdan yarattığı müzesi ile sosyal hayatın içinde.

Bu sanayi ve teknoloji müzesi, içindeki otomobiller, trenler, uçaklar, tekneleri ve sayısız parçası ile çocuklar için olduğu kadar büyükler için de büyülü bir dünya. Oraya giden kim kendini harikalar diyarındaki Alis gibi hissetmez?

Bu müzeye katılan yeni bir trenle ilgili verilen tanıtım yemeğinde Rahmi Bey’e, gazeteci rahatlığıyla “Vehbi Koç Bey’in, zamanın koşulları gereği, mütevazı yaşamı sevdiği bilinir. Size de fazla oyuncak almamış mıydı ki bu müzeyi küçükler ve büyükler için bir hayal dünyası haline getirdiniz?” diye sormuştum! Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi, bizim kadar güzel Türkçe konuşan Laurent Bili, önceki akşam Fransız Sarayı’nda Rahmi Koç’a kişisel müzesine koyacağı bir başka güzel armağan verdi: Fransızların en büyük nişanlarından “Legion d’honneur” (lejyon donör).

Geç bile kalınmış

Rahmi Koç, Laurent Bili’nin övgü dolu konuşmasına teşekkür ederken Türkiye’deki Fransız sermayesine dikkat çekti. Fransızların ülkemizde otomotiv, gıda, finans sektöründe önemli yatırımları var ve bu dostluğun siyasiler dışında sürmesi güzel bir durum. Bu törenlerdekinin aksine kalabalık değil, özenle seçilmiş çok özel bir davetli grubu vardı. Ailenin yakınları diyelim, özellikle istemişler. Rahmi Koç’un da pek çok nişanı olması doğaldır, bu nişanın verilmesi değil, neden bu kadar geç kalındığı konuşulmalı bence.

Büyükelçi kalmalı

Salonun en esprili kişisi her zaman olduğu gibi İlber Hoca’ydı (Ortaçlı) ve yakasında taşıdığı küçük nişanı (sanatçılara ve bilim insanlarına verilen) gösterirken “Bize bu yakışır’”diyordu. Rahmi Bey, “Çocuklarıma şerefle bırakacağım bir nişan” derken törene son anda yetişen Ali Koç’un zafer işareti yapması ise çok sevimliydi! Kutluyor, Büyükelçi Laurent Bili’nin yaz sonunda ayrılması ihtimaline üzüldüğümüzü söylüyorum. Tam da bu dönemde Türkiye’yi bu kadar iyi bilen bir büyükelçinin kalması lazım. İlber Hoca da zaten kendisine Türkçe "Dere geçerken at değiştirilmez!" demiş!

Yine kadınları seçmeyi unuttuk!

Koalisyon hesaplarını bırakalım, siyasi partiler kendi aralarında yapsın, benim gözüm seçilenlerde. Sayfa sayfa fotoları yayınlandı, bir sürü bıyıklı erkek. ‘Rekor kırdık, bu kez çok kadın girdi’ diye seviniyorlar, yüzde 20 bile değil. O da sağolsunlar, Kürt kardeşlerimiz sayesinde. Türklerse maçonun Allah’ı. Bir kez yazdım, on kez yazsam kızgınlığım geçmeyecek, sayılar da tam doğru değilmiş, düzeltmiş olayım: MHP ve HDP eşit sayıda milletvekili çıkardı. Allah’ın işine bak! Yani seçmenin; yılların Türk milliyetçileri ve Kürt milliyetçileri terazide aynı ağırlıkta! MHP’de 80 milletvekili içinde sadece 4 kadın var. Dört... HDP’de 80 milletvekili içinde 32, yani yüzde 40. Neredeyse yarı yarıya. MHP’ye maço diyorum da ötekiler değil mi?

Bari bakan yapsınlar

Koskoca CHP’de sadece 20 kadın vekil var. Bu, sayıca yoksunluk. Bu yıl gelen kadınlar içinde epey örtülü kadın olduğu da dikkati çekiyor. Temsil açısından iyi de umarım kadın konusunda duyarlıdırlar. KA-DER Genel Başkanı Gönül Karahanoğlu bu yoksunluğa dikkat çekmekle kalmıyor, bir çok talebini de duyuruyor kadınların: Bakan ve yardımcılarının en az yarısının kadın olmasını istiyor ki olur canım diyorlardır hiç kuşkusuz! Ama en azından bir tane göstermelik Aile Bakanı koymasınlar bari. Hatta razıyım, madem ki Kadın değil, Aile Bakanlığı, erkek yapsınlar bakanı. Onun yerine Enerji Bakanı, Savunma Bakanı kadın olsun. Ve tabii en önemlisi, hepimizin en büyük arzusu: Kadına karşı işlenen suçlarda iyi hal durumundan ceza indirimleri kaldırılsın!

Ahlaklı değiliz


Karısını çocukların önünde bilmem kaç yerinden bıçaklayarak öldüren adam kravat taktı diye iyi hal indirimi alıyor. Ya da 16 yaşında kızı kaçırmışlar, pazarlıyorlar, yakalanıyorlar ve herkes ‘kızın rızası var’ diye ifade verip salıveriliyor! Ne 16’sı, 10 yaşındaki yeğenine cinsel istismarda bulunan amcayı, aile şikayetçi olmadı diye serbest bırakmışlar, çocukla aynı evde yaşamaya devam ediyor da diyebilirsiniz! Muhafazakâr ve dindar toplumuz ama maalesef ahlaklı değiliz! Siyaseten de öyle değil mi, siyasetçiyi ‘çalıyor ama dindar, alnı secdeye varıyor’ diye affediyor seçmen! Alnı secdeye varsa ne olur, adam hırsız, kitabı dinlemiyor. Muhafazakâr olmuş kaç para ve hatta şerefli değiliz. Ağır oldu evet, ama öyle.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.