Seçim yapsak da koalisyona mecburuz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

RTE, sabırlar taşınca, 21 gün sonra hükümeti kurma görevini Davutoğlu’na verdi. En güzel yorumu her zamanki gibi bir karikatürist, Latif Demirci yapmış: RTE “Hükümeti kurma görevini sana verdim ama koalisyon hükümeti çare değildir” derken Davutoğlu “Mesaj alınmıştır” yanıtını veriyor. RTE’nin istediği gibi at oynatamayacağı bir koalisyon hükümeti yerine “tekrar seçim” istediğini hepimiz biliyoruz. Erken değil, tekrar seçim.

Çünkü iki ay sonraki olsa olsa tekrar seçimdir. ABD New York Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selçuk Şirin son seçimlerin en dikkat çekici analizlerini yapan bir bilimadamı. “Tekrar seçim” halinde yaptığı çok net bir hesap var: Siyasi parti sayısı 4 olduğu sürece, tek parti iktidarı çıkmaz, çıkamaz. Darbe kalıntısı olmasına rağmen, yıllarca bunun için ülke barajı ısrarla yüzde onda bırakıldı. HDP, hak ettiği milletvekili sayısına ulaşmaktan alıkonuldu. Sonunda seçmen isyan etti ve HDP’yi barajın üstüne çıkardı.

Takke düştü, kel göründü. Tek parti iktidarı bitti. Doluya koy, taşıyor; boşa koy, dolmuyor. Tekrar seçim değil, hiç durmadan da seçim yapsanız, sonunda seçmen kızacak, sandığa gitmeyecek. Seçmen, fikrini çok hızlı değiştirmez. Son anketler gösterdi ki HDP barajı her şıkta aşacaktır. MHP niye her şeye mızıkıp oyun bozan çocuk tavrı koyuyor? Anketlerde oyları düşüyor. HDP niye sanki bu konuşulanlar onu ilgilendirmiyormuş gibi uzaktan seyrediyor? CHP niye tek sorumlu oymuş gibi kendini paralasa da kimseye yaranamıyor?

[[HAFTAYA]]

Tek parti bitti

Azınlık hükümetine izin veremeyiz! AKP, kızdığımız her şeyi yapmaya devam edecek, bütün okulları imam hatip lisesine çevirecek, bütün derelere HES yapacak; Bilal, Milli Eğitim Bakanı; Sümeyye, Kadın Bakanı gibi davranacak. RTE, cami üstüne cami yapacak, Suriye, Irak, Libya derken işine karışmadığımız, karıştırmadığımız ülke kalmayacak. Ötekiler de uzaktan bağıracak. Niye yapıyoruz bu seçimleri? CHP’nin iktidarda olması, engelleyebildiği, karşı çıkabildiği kadar karşı çıkması faydadır. Böyle böyle normalleşmedir. RTE istediği kadar karşı çıksın, bundan sonra KOALİSYON!

Seviyorum seni canım İstanbul!

Ne kadar canına okunursa okunsun, güzel. Ne kadar engellenirse engellensin, kıpır kıpır, cilveli. Perşembe gecesi İstanbul Erkek Lisesi’nin bahçesinde İranlı sanatçı Mahsa Vahdat’tan Ömer Hayyam, Hafız, Rumi’nin şiirlerinden bestelenmiş şarkıları Aynur’un gırtlak tadıyla dinlerken ilk söylediği önemli: Dünyada gelmeyi en çok istediğim, en sevdiğim şehir İstanbul! İKSV Caz Festivali kapsamında kendisine İranlı kemençe virtüözü Shervin Mohajer, İstanbullu vurmalı çalgılar ustası Fahrettin Yarkın ve Norveçli piyanist Tord Gustavsen eşlik ediyor. Ne müthiş bir buluşma! Bahçedeki muazzam kapıdan gözümü alamıyorum. RTE burayı görseydi sarayına aynısını yaptırırdı kesin! Gelirken Sultanahmet’ten geçtim. İftar saati, her yerde masalar kurulmuş, oruç açılıyor. Aralardaki meyhanelerde Batılı turistler içkilerini yudumluyor. Musevi cemaatinin verdiği iftara bütün semavi dinlerin temsilcileri katılmış. Fransız Başkonsolosu Muriel Domenach geçen yıl verdiği iftarı bu yıl bahçede tekrarlıyor. Hakan Ayseven’in “İftarda Caz”ı da ön bahçede olacak, En az 500 kişi bekleniyordu! Ne olur, bu huzuru bozmayalım. Bu güzelliği kaybetmeyelim. Beraber hoşgörü ve saygı içinde herkesin istediği gibi yaşamasına izin verelim.



Galata Meydanı’na bu kez tramvay kondu!


Tramvaykondu!

Küçücük Galata Meydanı’na belediye bu kez bir “TRAMVAY” kondurmuş! Görünce gözlerime inanamadım. Meydana gidip ahaliye sordum. “Çay ocağı” olacakmış. Yahu karşısında çay bahçesi var! Efendim, insanlar meydanda oturup bira içmesin diyeymiş! Üstlerine su da sıksan bira şişelerini alıp içiyorlar işte. Hem artık adabıyla içiyorlar, sana ne, sen de çayını iç. “Beni rahatsız ediyor onların bira içmesi!” diyor mahalleliden biri. Engellenemezse onlar engelleyeceklermiş, kendi yöntemleriyle. ‘Bu tosun, Tophane’deki Çin Lokantası’na saldıranlardan herhalde’ deyip tırsıyorum biraz. Çekik gözü ayırt edemez bana da saldırır mı? “Sen anlatırsın bunu televizyonlarda!” diye laf çarptığına göre tanıyor. İnsan olalım lütfen! Bu şehre, bu ülkeye yakışan insan! Çok mu zor?
 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder