Sezon açıldı, bir de turist olsaydı

17 Nisan 2016, Pazar 19:00
AA

Turizm sezonunun başlama haftası, bir çok yerde etkinliklerle kutlanıyor. Bir de turist olsa, ne iyi olacak! Geçen geldiğimizde söz verdiğimiz için Didim’e “Kutsal Yol Yürüyüşü”ne katılmaya geldik. Antik Çağlardan bu yana süregelen bir gelenek bu, kutsal yol yürüyüşü. Milet Kenti ile Apollon Tapınağı arasındaki yola Kutsal Yol deniliyor ve ziyaretçiler her yıl bu yolu yürüyerek geçip rahibelerin tapınağına ulaşmaya çalışıyor. Kutsal Yol Yürüyüşü her yıl büyük katılımla ve heyecanla yapılıyor, bu yıl ise Belediye Başkanı Deniz Atabay, sezondan umutlu olmakla birlikte, şu andaki durum pek de onu göstermiyor. Çünkü Didim’de evi olanlar yavaş yavaş yazlıklarını açmaya başlamış. Hava şahane.

Bizim İngilizler geldi

Hatta ev satın alan İngilizler bile gelmeye başlamış ama şimdilik bildiğin turist anlamında hiç mi hiç turist yok! Onun için Turizm Bakanlığı yöneticilerinin bu yılki açığı Antalya’daki Expo ile kapatacaklarını düşünmeleri inanılır gibi değil. Antalya’daki Expo, çok büyük paralar harcanmasına rağmen, açılışın yapılacağı tarihe yetişecek gibi görünmüyor! Katılım da beklenenin çok altında kaldı.

Bitkiler geldi ama...

Kanada’dan getirilen bitkiler var ama Kanadalılar yok. İtalyanlar yok! Türkiye’nin kaybettiği turisti sayıca yakalamasının tek şansı, Avrupalı turistlerin büyük doluluk yaşayan İspanya ve İtalya’ya gidemeyecek olmasında. Hem yer yokluğundan, hem de fiyatların yüksekliğinden son dakika ucuzcu turistler Türkiye’ye yönelebilir. Bu da tabii bizim için arzulanan değil, razı olunan bir durum olacak. Önemli olan turistin sayısı değil, kalitesi. Gerisi hamallıktan başka bir şey değil. Didim’den son bir not ise Suriyeliler hakkında. Buradan Yunanistan’a geçmek için bekleyen Suriyelilerden biri bile kalmamış! Demek ki neymiş? Deniz yoluyla Yunan Adaları’na geçiş, hükümetin bilgi ve katkısıyla yürüyormuş. Bir karar aldılar ve izin vermeyi, göz yummayı kestiler. Bu kadar.

Onlar size ne yaptı ki?

Bu can, Sarıyer Rehabilitasyon Merkezi bakıcılarından biri tarafından başına vurulmak suretiyle dövüldü. Kanlar içindeyken hayvan aktivisti Banu Aydın tarafından kurtarıldı. Banu Hanım’ın kalbi de kendi kadar güzel. Bu çocuğu tedavi ettirdi. Bir operasyon geçiren yavrucak iyileşme yolunda. Gerçekten Sarıyer Belediyesi, hayvan severlerin bu kadar tepkisini çekmeyi nasıl göze alıyor? Bugün Fatih’te toplanıyorlar Hayvan severler, Pazar günü, bugün, saat 14.00’de Fatih’de belediye önünde, toplama kamplarına ve hayvan tecritine karşı çıkmak için toplanıyor. Bir haber de Bolluca’dan geldi. Buradaki barınakta 100’ün üzerinde köpek var. Ancak arazi mafyası barınağın yerine talip olduğundan geceleri silahla ateş ederek bakıcıyı korkuttuğu için görevli, dışarı çıkıp hayvanları besleyemiyormuş! Polis ise olayla ilgilenmemiş. İnsanlar ölüyor, aç kalan köpeklerle mi ilgilensinler, değil mi? AB ülkelerinde sokakta hiç sahipsiz hayvan yok. Çünkü kimse satın aldığı köpeği sıkılıp sokağa atmıyor. Çocuklarına bile sahip çıkılamayan ülkemde, hayvanların hakkını işte böyle üç beş kişi korumaya çalışıyor, onlara da deli gözüyle bakılıyor!

İçimize siniyor mu?

Hele şükür bitti. İslam Ülkeleri Zirvesi diyorum. Bitti de İstanbul işgal altında şehir görünümünden kurtuldu. Ne için yapıldı? Bizi istemiyorlarsa başka bir dünya kurulur, biz de orada yerimizi alırız demek için. İyi de sizin ortak noktanız ne? İslam. Hatta Sünni İslam. Çünkü Şii İran’ı kınayan bir sonuç bildirgesi çıkmışsa o toplantı amacına ulaşmış olabilir mi? Batı sizi niye istemiyor? Evrensel insan hakları ve demokrasi değerleri geçerli olmadığı için. Şu fotoğrafa bir bakın: Bir tane kadın yok. Demokrasi yok. Seçim yok. İnsan hakkı yok. Adalet şüpheli. E bu nasıl bir medeniyet? Tayyip Bey’in en kadim dostu, demokrasinin d’si olmayan Suudi Krallığı. Suriye’yi demokrasi yok diye düşman ilan ettiler. Suud’da çok var çünkü. İstanbul’daki İslam ülkeleri içinde demokrasiye en yakın ülke Türkiye Cumhuriyeti’ydi. Onu da dönüştürme gayreti içindeler.

Sıradaki haber yükleniyor...