Şimdi sinema zamanı

19 Ekim 2013, Cumartesi 05:00
AA

Sonbaharın en çok sevdiğim mevsim olduğunu söylemiş miydim? Nedenleri: 1. Kızaran sararan yaprakların oluşturduğu muhteşem renk paleti. 2. Hafif çiseleyen yağmurda üşüme ayağına şemsiyenin altında sevgiline sarılıp koşar adım eve gitmek! 3. Sokakta pişmiş kestane kokusu. 4. Deniz kenarı ve açık hava yerine nihayet sinemaya gitmek! Sinemaya gitmek isteyenler için yeni filmler çıktı dün. SevBeni’yi Antalya’da seyrettim, yarışmadaydı. Görücü usülü evliliğe hazırlanan Cemal’i (Ushan Çakır) dayısı (Güven Kıraç) Kiev’e bekarlık partisine götürüyor. Bir otobüs dolusu boşalmaya giden Türk erkeği düşünün, Rus kızların dans ettiği gece klübüne kasaba saldıran aç kedi gibi dalıyorlar. Kahramanımız ise ikinci tipik Türk erkeği davranışını sergiliyor, soğuk bir afet olan Sacha’ya, dilini de hiç anlamadığı halde vuruluyor. Bari bir sevişseler, olmaz aşık oldu ya. Gerisi komik. Ve final hüzünlü. Ödül almadı ama fena da değildi. Çünkü yapımcılar Türk ve Rus, üstelik de karı koca! Üstelik de konuyu çok iyi bildikleri için hem yazıp hem çekmişler. Yarın da yabancı sevenler için Woody Allen’in “Mavi Yasemin”ini yazarım.

[[HAFTAYA]]

Kurban kesmediysen et yok!


Hayırlısıyla Kurban Bayramı’nı da ifa ettik. Bu bayramın ritüeli, yaralanan acemi kasaplar, kaçan boğalar, yakalanır yakalanmaz oracıkta kesiliveren hayvanlar ve değişmez biçimde trafik kazalarıdır. Hepsi yaşandı. Benim evinde işinde olan bir laik vatandaş olarak şikayetim ise et satın alamamaktı! Kimse kusura bakmasın ve kızmasın: Kurban kesmek zorunda mıyım? Belki bağış yaptım benim adıma kessinler diye? 9 güne çıkmış bayram tatilinde et yiyemeyecek miyim? Marketlerde et reyonlarında sadece tavuk var. Kasaplar kapalı. Açık olanlar ise ağzına kadar dolu. Oh, açık kasap buldum, et alabileceğim derken, et yok ki! Kalabalık kendi kestiği etini işletmek için gelmiş olanlar. Kasap da onun için açıkmış meğer. Kesmiş danasını, boğasını. Poşet poşet etle sırasını bekliyor, kıyma çektiriyor, kuşbaşı yaptırıyor, atacak buzluğa, derin dondurucuya, çıkarıp çıkarıp afiyetle yiyecek. Bir köşecikte kalmış bir küçük parçadan kuşbaşı, kıyma filan yaptırdım da evdeki büyük kediyle küçük kediyi doyurdum! Ben zaten balıkçıyım, eti çocuklar için istiyorum! Hayırlısıyla bayram bitiyor da alışmış olduğumuz yaşama kavuşuyoruz!

*

Bir Çetin öldü diyorlar...


Cuma günü Balyoz’dan hüküm giyen Çetin Doğan’ın öldüğü haberi dolaştı fısıltı gazetesinde. Sonra da gerçek olmadığı anlaşıldı söylentinin. O gün Balyoz acısıyla kalp krizi geçirip ölen emekli bir asker vardı adı Çetin olan, ama soyadı Doğan değildi. OdaTv’nin haberine göre Emekli Korgeneral Çetin Haspişiren, Yargıtay kararıyla tahliye edilen Tuğgeneral Ali Aydın’a yaptığı geçmiş olsun ziyaretinde “Ordumuza yapılan bu zulüm ve arkadaşlarımın mağduriyetlerini kabul edemiyoruz. Ben 73 yaşımda arkadaşlarıma selam dururum, bu millet için gerekirse ölürüz” deyip ayağa kalkıp asker selamı vermiş, yerine oturduktan sonra ise kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş. Emekli Korgeneral Haspişiren’in ölüm anını Ali Aydın’ın kızı Aslıhan Aydın aktarmış. Cezaevinden avukatı Hüseyin Ersöz aracılığıyla açıklama yapan Çetin Doğan ise “Adalet yerini bulana kadar yaşayacağım” dedi.

*

Dilencilik magazin değildir


Hani topa girmeyeyim diyorum, diyorum, yüreğimde yara gibi, dayanamadım. Bayramın birinci günü, Başbakanı izleyen TGRT muhabiri genç hanım, bayram harçlığı isteyip, bunu sembolik bir şaka ve magazin olayı olarak da bırakmayıp maddi değeri olan bir miktarı cebine indirdi ya. Yetmedi bitmedi, yeni yetmeler Maliye Bakanı’ndan şuna buna olayı devam ettirdiler ya. Utanıyorum! Para ya, para, siz bunu isterken nasıl utanmadınız? Sizi kim böyle yetiştirdi, yakında kırmızı ışıkta cam da silersiniz, alt geçit girişinde uyuma numarasına da yatarsınız diyeceğim ama o dilencilik kesmez. Büyük istersiniz. Ne ki büyük vermemişler! Yazıklar olsun. Biz de muhabirlik yaptık, başbakan da izledik. Ecevit, başbakandı. Kapıdan geçerken “Buyrun” diye yol verirdi bana! O zaman şimdiki gibi kadın muhabir bolluğu yok tabii. Para istemeyi magazin yaptım diye savunan hiç yok, karşılıklı saygı var. Yozlaşma döneminin muhabiri de böyle oluyor demek ki, azarı basandan para istiyor.

*

Müjde: Helal sexshop açıldı!


Haluk Demirel’in açtığı bu online mağaza tabii ki haber değeri taşıyor ve bana yollaması doğal ama “sizleri de bekleriz” lafına alındım doğrusu. Sexshop’tan alışveriş yapacaksam helal olmasını aramam ki. Ama arayanlar varsa da büyük hizmet diye siz değerli okurlarıma duyuruyorum. Muhafazakar kesime yönelik, “kullanılması şeriata uygun olan ürün” istiyorsanız artık alabileceğiniz yer var. Zaten Demirel de “amacımız inançlı insanları porno ve erotizme kaçan mevcut sitelerden kurtarmak” diyor. Tabii “şeriata ve muhteviyatı dinimize uygun” sexshop’un da tadı tuzu yok, sitede pek az mal bulunuyor!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.