Sırrı Süreyya Önder'in görevi ne?

19 Kasım 2013, Salı 05:00
AA

Önce ikiye bölündüler! Bir siyasi partinin bölünmesi kötü şeydir aslında, bunlar klonlandı, kendi kendine bölündü. Amaç, orada yerel, burada genel parti olmakmış. Bak sen! İkinci adım: Burada genel olma iddiasındaki parti, İstanbul’u yönetmeye aday oldu. Olacak tabii. Her siyasi partinin birinci amacı iktidar olmak da sen daha kurulalı üç gün olmuşken nasıl bu kadar iddialısın? Sırrı Süreyya Önder çizdiği Yeşilçam filmlerinin delikanlı kabadayı tiplemesinin üstüne çektiği Gezi cilasıyla koskoca İstanbul’u mu alacak? Her ağzını açtığında CHP ve Sarıgül’e çakıyor, “Kimsenin oyunu bölmeye gelmedik, onlar bizi böler” diyor. Aslında oyun açık, kör olmayan da görüyor.

[[HAFTAYA]]

Erdoğan, Kürtleri bölmeyi başardı!

Hafta sonu’nu Malatya’da geçirdim ama aklım tabii ki Diyarbakır’da oynanan büyük satrançtaydı. Tayyip Erdoğan ve ekibinin siyaset kurgulama konusunda hayli usta ve gözükara olduğunu kabul etmek lazım. Kimi zaman can yakarak, adaleti hiçe sayarak, kimi zaman da kurnaz ve ince hesaplar yaparak aşıyorlar engelleri. Türkiye’nin iki büyük fayında, din ve etnisite konusunda atılan bu kadar cesur adımlar bünyede alerji yaratıyor!

Dindarlık tamam

Şu aşamada gerek eğitim, gerek yaşam biçimi konusunda yaratılmak istenen dindar ve muhafazakar Türkiye’ye koşar adım gittiğimizi görüp de bağırmayan kalmadı ama takan yok. Ya Kürtlere özerlik konusu? PKK-BDP ile başlatılan diyalog ve açılım sürecinde Erdoğan, fazla da bir taviz vermeden en azından şimdilik akan kanı durdurmayı başardı. Tam da karşı taraf ‘oyuna mı getiriliyoruz, kimseyi öldürmüyoruz ama elimize de fazla bir şey geçmedi’ diye homurdanmaya başlamışken ikinci taktik hamle geldi: Barzani ve Şivan! Sokaktaki Türk, ‘Kürtlerin sırtı sıvazlanıyor’ diye düşünürken sokaktaki Kürt, ‘bizim önder Apo değil miydi, adı bile geçmedi’ şaşkınlığında! Bir yandan Diyarbakır’da kırmızı halılar, halayları görüp sevinmek istiyor, bir yandan ‘bu işte bir yamuk var’ diyor.

Tek parti kim?

Erdoğan, büyük bir başarıyla bizim Kürtleri ikiye böldü! Üstelik de “Yok öyle tek parti hegemonyası!” diye BDP’ye çakarken aslında belki de bir tek o bölgede AKP’nin tek parti olmadığını görmezden gelerek! Yani aslında kendi partisi Türkiye’nin tek partisi olma yolunda son aşamaya gelmişken. Zaten dindar Kürtlerin oyunu alan AKP, böylece daha laik ve sol bir söylem tutturmuş ama milliyetçiliği tavana vurmuş BDP’nin oylarına da talip.

*

Barış için af şart

Erdoğan’ın, Kürt açılımında PKK-Kandil- Apo üçlüsünü tamamen devreden çıkarmasına imkan yok. Sınırlarımız içinde yaşayanlar Barzani ve adamları değil, bunlar. Ama Kuzey Irak faktörünü yanına çekerek elini güçlendirirken vereceği tavizler de azalabilir. En büyük hediyeyi ise Diyarbakır’da açıkladı: AF! Burada kastedilenin KCK’lılara af olduğu ortada. Peki, toplumsal “barış” için sadece KCK’lılara, o da pişmanlık yasasında yapılacak bir düzenleme ile getirilecek af yeterli mi? Onlar rehindi de, bine yakın subayın tasfiye edildiği, delil ve usül tartışmalarının ayyuka çıktığı, adalet duygusunun yok olduğu öteki davalarda “rehin alınanlar”?.. Onlar içerde çürürken, binlerce üniversite öğrencisi protesto haklarını kullanırken, tutuklanmış olanlar açık görüşte bile dayağa maruz kalırken ‘hangi demokrasi’ demeyecek miyiz? Gerçi Engin Alan için böylesi bir af idam cezasından beterdir ama, özgürlüğün bedeli var mı?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.