Siz kardeşsiniz, savaşmayın diyen olmamıştı!

29 Nisan 2018, Pazar 05:00
AA
İşte kardeş kavgası böyle bir şey. Bir gün gelir, her şey arkada kalır. Elele tutuşur, barışırsınız. Aradan 60 yıl da geçmiş olabilir, on binlerce insan ölmüş de. İki blok birbirine girmiş, Amerika ve Çin, kozlarını Asya’nın bu küçük ülkesinde paylaşmış da olabilir.

Türkiye, dünyadaki yerini bilmeden asker yollamış ve bin kadar askerini bu topraklarda sözüm ona barış adına şehit vermiş de. Aradan geçen bunca zamanda Kuzey ile Güney Kore arasındaki ateş kes bir türlü barışa dönemedi.

Ne zaman ki Güney Kore ekonomik olarak uçtu gitti, Kuzey Koreliler açlık sınırının altında yaşamaya çalıştı, bu ayrılığa daha fazla dayanılamadı.

Yıllardır süren çabalar sonuç verdi ve iki ülke artık barıştı. Bundan sonrası tıpkı Almanya’nın birleşmesi gibi sancılı olacak hiç kuşkusuz.

Üzerinde daha çok konuşacağız. Ama ben şimdilik ivedilikle Kuzey Kore’ye, Kunuri’ye gitmek ve babamın kaldığı toprakları görmek istiyorum. Ve asıl önemlisi bütün kardeş kavgaları bitsin istiyorum.

Ne siviller ölsün, ne de sanki ölmeleri şartmış gibi askerler! Çocuklar babasız, kadınlar eşsiz, analar evlatsız kalmasın.

Siyah ve beyaz gibi birbirlerinden farklı düşünseler de kardeşler, bir gün gelip elele tutuşup bir çizgiyi geçiyorlar çünkü. Olan, acı çekmiş olanlara oluyor!

Devletler çıkarları için işbirliği yapar,halklar dost olur

Avrasya deyince akla Türkiye-Rusya; Türkiye - Rusya deyince Antalya gelmesi tesadüf değil tabii. Ruslar için Antalya, Türkiye’den daha önce akla geliyor. Ruslar Antalya’yı belki de bizden çok seviyor. Burada tatil yapıyor, eş ve iş bulup yerleşiyor.

Domatesini, meyvesini buradan alıyor. Bu işbirliği, önce uçaklarının düşürülmesi, sonra Rus Büyükelçisinin suikaste kurban gitmesi sonucu ciddi biçimde sekteye uğramıştı.

Araya bundan en çok zarar gören iş dünyası girdi, yavaş yavaş, şimdi giderek hızlanan biçimde dostluk kazandı, ilişkiler düzeliyor. Biz Ruslarla ne kadar dostuz, ne kadar iş ortağı?

Gerçek anlamda Avrasya ruhu ile dost ve kardeş olsak, böyle bir kriz bu kadar mı pahalıya patlardı? İşte “Yükselen Avrasya’da Türkiye- Rusya İlişkilerinin Geleceği” konulu zirvede bunlar konuşuldu.

UİP, Uluslararası İşbirliği Platformu’nun düzenlediği zirveye Antalya Belediyesi ev sahipliği yaparken Türklerden çok, Rus ve Azeri katılımcıların önemi dikkat çekiciydi.

Saatlerce hepsini dinledim. Rusya Federasyonu Büyükelçisi’nden siyasi analist Dugin ve Baburin’e kadar Avrasya ruhundan neyi kastettiklerini anlamak için.

Türkiye-Rusya-İran

Tabii ki aynı coğrafyayı paylaşmaktan kaynaklanan tarihi ve kültürel kökler güzel sözler ama bunca yıllık siyaset gözlemciliğim bana diyor ki ülkeler arasında kardeşlik değil, karşılıklı çıkar ilişkisi vardır. Bu ilişki kazan-kazan olduğu sürece iyi gider!

Hatta biri daha fazla kazandığı zaman bile diğerinin başka seçeneği yoksa devam eder. Yoksa Dugin’in söylediği gibi Türk- Rus ve Pers’ler, yani İran, yani hani o meşhur Erdoğan-Putin-Ruhani, birbirlerini çok sevdikleri için değil, konjonktür ve çıkarları öyle gerektirdiği için o pozu verdiler ve Suriye konusunda ortak hareket ettiler.

Eğer biz gerçekten çok iyi dost olsaydık, o menfur uçak olayından sonra Putin burnumuzu o kadar sert mi sürterdi? Tabii ki halklar birbirleriyle dost olabilir, birbirlerini sevebilir. Ruslar Türkiye’nin kendilerini Avrupa’ya taşıyacak köprü olmasından bahsediyor.

Putin ve Erdoğan’ın kişisel gayretlerinin ve kıvrak manevralarının Türk – Rus ilişkilerini hiçbir dönem olmadığı kadar sıcak ve heyecanlı hale getirdiği bir gerçek.

Türkiye, bir NATO ülkesi olmasının yanında tarihi ve siyasi gerçeklerden ötürü Avrasya’da da yerini arıyor. Nereye kadar?

İş insanları, zaten para ve iş imkanları neredeyse, aslanın midesinden almak için uğraşıp duruyor. Ruslarla iyi ilişkilerimizin Laleli’den bavul ticaretiyle başladığını unutmamak gerek.

Vize ve gümrük sorunlu

Bugün gazdan nükleer enerjiye, en büyük enerji kaynağımız Rusya. Biz domates satıp kıyılarımızı Rus turistlere açarak ne kadar eşit işbirliği yapıyor olabiliriz? Bu yıl Domateslerin nakliyesi için tek liman meselesi de sorunlu.

Vize ve gümrük konularında hâlâ Rusların nazı niyazı aşılmış değil. Ama yeni uçakları Sukhoi SuperJet75 turbo’yu satmak söz konusu olunca Ekonomi Bakan yardımcısı Antalya’da uçağın reklamını yapmak için kendini paralıyor!

Bütün mesele ekonomi ve siyasi çıkarlar etrafında dönüyor. Biz ne kadar kardeşiz, birbirimizi ne kadar tanıyoruz, Antalya’ya gelen Ruslar Türkiye’yi ne kadar tanıyor, bizi seviyorlar mı, onlar da buna pek evet diyemiyor. Demek ki bunun için biraz daha insani, sosyal etkinlikler yapmakta fayda var!

 
Sıradaki haber yükleniyor...