Yazgülü Aldoğan Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!
HABERİ PAYLAŞ

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!

Bir şehitler ülkesi Türkiye. Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahlar fetihle büyütmüş ülkeyi. Ama elde tutamamış. Kötü yönetimler, sefahat, eğitim ve bilime önem vermemek, çağın gerisinde kalmak derken Osmanlı önce durmuş, sonra gerilemiş, elindeki toprakları birer birer kaybetmiş, fetihler ve kayıplar, kan ve can pahasına!

Kime sorsan ailesinden bir şehit çıkar, dedesinin dedesi Yemen çöllerinde ölmüştür, Balkanlarda kalmıştır. Ama en çok da Kurtuluş Savaşı’dır, kanla sulanmayan bir karış Anadolu toprağı kalmayışı.

Ve en çok da Çanakkale Boğazı’dır, binlerce askerimizi, tüyü bitmemişinden yaşlısına erkeğimizi, Çanakkale’nin iki kıyısında kaybettiğimiz savaş. Ve o yüzden Şehitler Günü, Çanakkale Deniz Savaşları’nın kazanıldığı 18 Mart’tır.

Çanakkale Deniz Savaşları’nda Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya, toparlanıp gelmiş askerler İngiliz Donanması’nın gemilerinde Marmara’ya girebilmek için Kilitbahir’i topla döverken mermisi biten Mehmetçik, taş atıyordu gemilere! Bizi en çok birleştiren savaşlardan biridir Çanakkale, Ermenisi, Yahudisi, Kürdü, mezar taşlarının üzerinde isim isim kazılıdır.

Afrin’in alınması aynı gün Ve tabii 58 gün süren Zeytin Dalı Operasyonu’nun sonunda Afrin kent merkezinin teröristlerden temizlenmesinin açıklanması, Çanakkale’ye saklanmıştır. YPG’li teröristlerin kenti 4 gün önce çeşitli tuzaklarla mayınlayıp, götürebildikleri silahlarla terk ettikleri sır değil.

Ama Çanakkale Deniz Savaşları’nın muzaffer komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün adını bile anmayıp Afrin harekatının açıklamasını bu törene bırakmak yaklaşan seçimlere hazırlık propagandasının hamleleri değilse nedir?

Kuşadası'ndaki tören

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda

Ben de bir şehit kızıyım, sürekli okurlarım bilir. Babam Yüzb. Kaya Aldoğan, Kuşadası’nda Askerlik Şube Müdürü olarak görev yaparken komutanının emriyle gönüllü olarak yazılmış Kore Savaşı’nda gönderilecek ilk birliğe. Annemle beş yıllık evlilikleri, biri bebek iki küçük kızıyla ilk atandıkları yerden ayrılmak istememiş, ama emre itaat etmiş. Bir günde toplamışlar birkaç kırık dökük eşyayı. Dedem İzmir’e gelip teslim almış kızını ve iki torununu.

Annem küsmüş

Annem o kadar üzülmüş ve kırılmış ki dargın ayrılmışlar babamla. Babam önce Ankara’ya, sonra gemiye binecekleri İskenderun’a gidip birliğine katılmış, sonrası zorlu bir gemi yolculuğu, sıcak, soğuk, dalga derken 20 günde gelmişler Kore’nin Pusan Limanı’na. Yoldan ve Kore’den babam 5 mektup yazmış anneme. Bütün mektuplarında geride bıraktığı ailesinin nasıl geçindiği, çocuklarının durumunu ne kadar merak ettiği belli oluyor ve sürekli küçük bebeğini, yani beni soruyor, fotoğrafımı istiyor.

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda
Şehit Yüzbaşı Kaya Aldoğan

Mezarı yok

Ama annemden hiç mektup alamıyor! Sonrası daha da acıklı: Savaş bitti sanılırken Çin’in Kuzey Kore’nin yanında savaşa girmesi, Amerikan Birlikleri ve yanındaki müttefik askerleri püskürtmesi ve kanlı Kunuri Savaşları’nda Türk birliğinin büyük kayıplar vererek üstün başarı gösterip geri çekilmeyi sağlaması, Türk Savaş tarihine bir kahramanlık destanı olarak giriyor.

O beklenmedik savaşın beklenmedik kahramanı ise kendisini üç askeriyle birlikte bir tepede saldırıyı önlemekle görevli bulan babam. Bütün cephaneyi bitirdikten sonra sabaha karşı şehit düşüyor. Yaralı askerleri komutanın bedenini orada bırakıp son tahliye aracıyla cepheyi terk ediyor.

Kuşadası onu unutmadı

Kuşadası küçük bir ilçe o zaman. Babam, şehre bir ortaokul açılması için çok uğraşmış. Ve o ortaokula, şehit düştükten sonra, Kaya Aldoğan’ın adı veriliyor. Kuşadası Belediyesi yerel kahramanlar projesi kapsamında babamın bir heykelini okul yakınında bir meydana dikerek kıymet bilirlik gösterdi. Okulun tarih öğretmeni Hürmüz Yağız ise kapsamlı bir biyografi çalışması yaparak babamın hayatını, mektuplarını, kahramanlığını müzik ve yansılarla destekleyen bir drama projesiyle TÜBİTAK’dan ödül aldı.

İlk ve tek mektup

İki yıl önce okulda sergilenen çalışmayı bu yıl Şehitler Günü’nde yineleyerek kahramanlarına bir kez daha sahip çıktılar. Geçen yıl kaybettiğim annemin o zaman babama yazdığı ilk ve tek mektup ise ne yazık ki babamın şehadetinden sonra vardı G. Kore’ye ve eline geçemedi. Şimdi babamın adı, annemin mezarının üzerinde yazıyor ve ikisinin nihayet aradan geçen çok uzun yıllar sonra buluştuğunu düşünüyorum. Demem o ki, aslolan yaşamaktır.

Savaşlar olmasa

Asker de olsalar, babaların da şehit olmasındansa, yaşamaları daha iyidir. Baksanıza, hiç elini tutmadığım bir babanın bile acısını yarım yüzyıl sonra hâlâ taşıyorum. Onun hakkında niye bir kitap yazmadığımı soranlara da gözyaşlarımı tutamadığım için diyorum. Keşke savaşlar olmasa, keşke babalar, eşler ölmese, keşke çocuklar, kadınlar acı çekmese, keşke büyük çıkarlar uğruna, silah satıcıları ellerini ovuşturacak diye, filler tepişmese, çimenler ezilmese!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder