Suriyelileşecek miyiz değiştirecek miyiz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Suriye’deki iç savaş ve mülteci sorununun Türkiye’ye, ekonomiyi bırakın toplumsal bir sorun olarak patlaması ilahi adalet midir? Savaştan kaçan insanlara kucak açtık, insanlık dedik, komşuluk dedik, ha bugün ha yarın gidecekler dedik ama kabul etmek istemediğimiz gerçek artık ülkemizde 2.5 milyon “Suriyeli”nin sürekli olarak yaşayacağıdır. Yarısına yakını çocuk olan 2.5 milyon Suriyeli deyince ilk iş o çocukları okutmak.

Kendi çocuğuna daha 20 kişilik sınıflarda tam gün eğitim veremezken buyur en az bir buçuk milyon çocuk daha! Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmış. Bilgiler oradan. Çocukları iyi kötü okuttun diyelim, bu 2.5 milyonun sağlık kurumlarından yararlanması; çalışabilecek yaşta olanların istihdam edilmesi lazım.

İşsizliğin toplamda yüzde 10’u, eğitimli gençlerde yüzde 25’i bulduğu ülkemizde onlara verilecek iş ancak piyasanın en altındaki ücretle, kaçak işçiliktir! Ki şu anda 400 bini kaçak çalışıyormuş. Her gün o üç kuruş ücretini bile alamadan köle gibi çalıştırılan, ücretini isteyince dövülen, hatta öldürülen Suriyeli haberleri gırla. Kalifiye eleman olan çoğu, vahşi bir sömürü kurbanı, ne iş bulursa yapıyor.


Haydi çocuklar okula!

Türkiye’de 700 bini aşkın Suriyeli çocuktan 500 bini okula gidemiyor. Ne olacak bu çocuklar? İnsan Hakları İzleme Örgütü çocukların okula gönderilmesi için çağrı yaptı.


Başkan olmak için tehlikeli yollar

Bir süredir yaşadığımız ulusal ve uluslararası sorunların kaynağında bir tek neden var: Recep Tayyip Erdoğan’ın kontrolsüz ve sorumsuz bir biçimde ama tam yetkili olarak ülkeyi yönetme isteği, bunun meşrulaştırılması için BAŞKAN olma arzusu. Ülkelerin kaderindeki büyük değişiklikler hep kriz dönemlerinde yaşanır. Türkiye ile Rusya arasında çıkan kriz, RTE’nin gücünü ve popülaritesini arttırmakta! Çünkü bir dış düşman tehlikesi belirdiğinde korkuya kapılan halk, tıpkı babasına koşan çocuk gibi güçlü liderin etrafında toplaşır, ondan kendisini korumasını ve kurtarmasını bekler.

Ne istediyse verdik ama...

Rusya, korkmak için yeterince büyük ve güçlü bir düşman. İçinde yaşadığımız kaostan kurtulmak için “istikrar”ı seçmediniz mi? Yani AKP’yi?.. Ne oldu, daha beter kaos içindeyiz. Şimdi yaşanan her sıkıntı için ne diyor RTE? “Başkanlık sistemi olsa, çift başlılık değil tek kişi yönetimi olsa, bunların hiç biri olmayacak.” Acaba bunların hepsi, uçak düşürmekten tutun da Suriye’yi kurtarmaya kalkmak kadar, siz başkanlık sistemini istediğiniz için oluyor olmasın? Hatta bu gidişle 3. Dünya Savaşı bile çıkacak!

Tazminat paralarını biz ödüyoruz!

Balyoz vb. cemaat kumpasıyla açılmış davalardan yıllarca tutuklu kalmış insanların tazminat davaları açılıyor. Bazıları yüksek rakamlarla sonuçlanmaya başladı bile. Çok daha fazlasını hak ettiklerinden şüphem yok ama bu tazminatları kim ödüyor? Maliye! Yani yıllarca bu davaların yanlışlığını savunmuş, karşı çıkmış olan siz, biz, vergi mükellefleri. O davaları açan savcılar, kararı veren hakimler ise yanlış ve yanlı kararlarından ötürü hiç ceza görmüyor! Neden? Çünkü bu davalar görülürken elleri rahat olsun diye çıkarılan bir yasayla tazminatları ödeme yükümlülüğünden kurtarıldılar. Var mı böyle kıyak? Sen yanlış karar ver, tazminata mahkum ol, vergi mükellefi ödesin! Adalet bunun neresinde? En az 300 kişinin açtığı davalar sonuçlandıkça sesler daha gür çıkmaya başlar görürsünüz!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder