Turizmde biz bize kaldık madem Beykoz'a gidelim

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İstanbul Turizm Haftası 15- 22 Nisan arasında kutlanacak. Malum Japonları kaçıralı çok olmuştu, Ruslara yasak geldi, Avrupalılar Antalya’ya gidiyor, İstanbul’a kala kala Araplar kaldı derken onlar da odalarında yiyip İstiklal’den alışveriş yapıyor.

Turizmde kendin pişir, kendin ye, birbirimizi ağırlayacağız! Kıymete bindin yerli turist, zaten bu yıl Kültür ve Turizm İstanbul İl Müdürlüğü kutlama yeri olarak Beykoz ilçesini seçmiş, gitmesi kolay, gidiverin.

Ben ki bilirim sanırım, gezdirdikleri Beykoz’u çok da bilmiyormuşum. İstanbul’un en geniş ve en tenha ilçelerinden biri. Ormanı, çayırı, yeşilliği betonundan kat kat fazla.

Yeşilinden gözüm gönlüm dinlendi! Beykoz gezimize Küçüksu İskelesi’nden kalktığımız tekne turuyla başladık. Şimdi tam zamanı,erguvanlar açmış, yeşiller, pembeler kucak kucağa.

Kandilli civarında yaya yolu da yapmışlar, yürümesi keyifli olmuş, daha da uzatıyorlar. Boğaz’da tekne turunun en güzel yanı zenginin malının züğürdün çenesini yormasıdır.

Şu küçük yalı Sezen Aksu’nun, şu ikisi ortadan bitişik olan Ebru Gündeş’in, şu Koçların, diye diye gidiliyor. Beykoz’un sınırı, Anadolu Hisarı’dan başlıyor, Riva, Polonezköy’e kadar gidiyor. Eskinin Kundura Fabrikası şimdi plato seti HOLLYKOZ olmuş, bütün diziler burada çekiliyor ve dizi meraklıları ciddi bir turizm hareketi yaratıyormuş.

Paşabahçe Cam Fabrikası da kalkmış ama onun yerine Cam Vakfı’nın atölyesini gezip üfleme cam nasıl yapılır görüyoruz. Ziyaretçileri eksik olmuyormuş.

Dini turizm

Beykoz’un en bilinen ziyaret nedeni Yuşa Efendi’nin bulunduğu tepe ve hazır ona gelmişken diğer dini şahsiyetlerin mezarlarını ziyarettir.

Çeşitli vakıf ve belediyeler otobüslerle getirdikleri mütedeyyin hanımları huşu içinde gezdiriyor, götürüyor. Gezi vapurunun son durağı olan Anadolu Kavağı İskelesi ise ayrı bir dünya.

Eminönü’nden kalkarak bir o yaka, bir bu yaka geze geze gelen vapur burada iki saat mola veriyor; gezginler inip yemek yiyor, tekrar vapurlarına binerek geri dönüyor.

Hayvanat bahçesi

Polonezköy’de Hayvanat Bahçesi bölümü şaşırtıcı. Meğer ünlü mimar Yılmaz Sanlı’nın çok büyük bir arazi içinde yaptığı ahşap villalı country evlerinin içine açık bir hayvanat bahçesi yapılmış.

Tabii “Beş Büyükler”in olduğu bir hayvanat bahçesi gelmesin aklınıza. Çocukların hoşlandığı türden midilli atları, cüce kaşmirler, maymun, flamingo, kanguru gibi zarar vermeyecek türden hayvanlar serbest dolaşıyor.

Zaten vahşi hayvanlar da olmasın, halkımız kurallara uymuyor, kaplanla selfie çekmeye kalkıp pençeyi yiyor! Çocuklar burada hayvanlarla iç içe olabilir, sıkıntı yok.

Kelebek Çiftliği

Gezinin benim için en şaşırtıcı yeri ilk kez gördüğüm Kelebek Çiftliği! Pupa adı verilen yerde kelebekler kozalarından çıkıyor.

Sanıldığı gibi kelebeğin ömrü bir gün değil, 2-6 haftaymış.

Atlas en büyük güve ve burada bir tane var, hayvanın fotoğrafını çekeceğiz diye o kadar eziyet ettik ki tir tir titredi garibim!

Ama bana Atlas’tan çok Baykuş isimli kelebek ilginç geldi, sanki iki gözü var, halbuki onlar göz değil, süs!

Deniz, balık, çorba

Gastronomi olmadan turizm olmaz. Beykoz’un paça çorbası meşhurdur. Zamanla balık yemek daha moda oldu, bir zamanların kalkanı nerede tabii, ama çiftlik çipura var!

Çengelköy hıyarı ve Beykoz cevizini unutmamalı. Kanlıca’nın da yoğurdu meşhur. 19 Nisan’da yoğurt yeme yarışı yapılacak; pudra şekeriyle yenir, nefistir.

Beykoz Belediyesi turizm haftası için bir çok kültür etkinliği de düzenlemiş, artık onlara siz bir zahmet internetten bakın.

Üçüncü köprünün yolları için vızır vızır gidip gelen hafriyat kamyonlarının yarattığı müthiş trafik dışında Beykoz hemen şurada, Karadeniz’in şirin bir ilçesi, hatta yazın denize bile girilebilen koyları, yemyeşil orman ve koruları ile bir cennet.

Değerini biliyor muyuz? E bilelim o zaman...

Yazarlarımızdan

12 Nisan 2021, Pazartesi 09:10
12 Nisan 2021, Pazartesi 07:38
Sıradaki haber yükleniyor...
holder