Utanç ve hüzün birbirine karıştı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Hiç kuşkusuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli güvenlik ayıplarından biri: Başkentte, Rus Büyükelçisi Andrey Karlov’un bir Türk polisi tarafından sırtından kurşunlanarak katledilmesi!

Üstelik de daha bir yıl önce adamların uçağını düşürmüşsün, sağ kurtularak atlayan pilotu da yine senin adamların havada öldürmüş! Yani ikisi de, savaş halinde bile uyulması gereken kurallara göre suç! Elçilere dokunulmaz, sağ pilotlar ise esir alınır. Rusya, birincisinde canımıza okumuştu.

Krizin boyutları hâlâ sürüyor. İkincisinde başımız eğik, boynumuz kıldan ince, cezamızı bekliyoruz. Rusya, şimdilik soruşturmayı yönetmek için kendi polisini göndermekle başladı işe, senin polisine haklı olarak güvenmiyor çünkü.

Rus Başbakanı Medvedev ise çok sert bir açıklama yaptı, “Bu suç cezasız kalmayacak” dedi. Şimdilik istenen ve beklenen, “mecbur kalındığı için” ölü ele geçirilen sanık sustuğuna göre, arkasındaki şebekeyi ortaya çıkarmak. Hiç kimse 22 yaşında bir delikanlının, böyle biri işi tek başına yaptığını düşünmüyor.

Eğitim sistemi

Ve tabii planlayıcılar arasında şu veya bunun bulunması da yetmiyor. Büyük tabloda gözüken 22 yaşında bir delikanlının nasıl katile dönüştürüldüğünün anlaşılması gerektiğidir. Onu ölüm makinesi haline getiren, “Git öldür ve susmak için öl” emrini tartışmasız kabul ettiren inanç ve emir zinciri nasıl ve kimler tarafından işletilmektedir?

Din soslu terör örgütü, önce eğitimi ele geçirmeyi bunun için istedi. Dinin güzel bir sloganı olan tekbir, artık bir ölüm emri haline geldi! Anaokullarından başlayarak din adı altında beyinleri yıkanan çocuklarımıza, idam halatlı eğitim yaptırılıyor. Kindar ve dindar nesil yetiştirmek; halka iyi bir şeymiş gibi sunuluyor.

Sonra da ölüm makinesi haline gelen suikastçiler, devletin itibarını iki paralık ettiğinde, utançla başımız öne eğildiğinde bu nasıl oldu diye soruyoruz. Gözümüzün önünde, itiraz etmemize rağmen!

FETÖ’cü deyip üstü kapatılamaz

Bir insan olarak, Rus Büyükelçi Karlov’un eşinin gözleri önünde öldürülmesine, hazin cenaze törenine, çok üzülerek, utanarak baktım. Ancak, başta kendisinin sonra da Türk güvenlik makamlarının koruma zaafiyeti de ortada.

Rus Büyükelçiliği, İstanbul Başkonsolosluğu bütün gün protestoların hedefinde; Suriye olayları olsun, Çeçen intikamcılar olsun, Türkiye artık cihatçı kaynayan bir ülke.

Koruma şart

Burada korumasız dolaşılır mı? Kendi istememiş olsa bile, Emniyetin koruma sağlaması gerekir. Hoş, bizde bütün önlemler göstermelik ve sıcağı sıcağınayken yapılıyor, sonra tavsıyor.

Türkiye, büyük şehirlerinden küçük kasabalarına, her türlü teröre, saldırıya açık bir ülke. Ajanlar cirit atıyor, suikastçisi, canlı bombası, ses getirecek eylem yapma yarışında ve nerede ciddi bir önlem görüyorsunuz? Metroda bir iki gün köpek gezdirirler, sonra bıkarlar. Güçleri gazetecilere, imzacı akademisyenlere yetiyor!

Rusya temkinli

“Ilımlı”dan tutun, “öfkeli çocuklar”a, hoşgörüye mazhar kalanlar yüzünden burnumuz beladan çıkmıyor! Suikastın bir kaç saat içinde FETÖ’nün üstüne yıkılması ise Moskova’yı tatmin etmedi.

Ortak komisyonun çalışmalarının bitmesinden önce ne FETÖ’yü, ne de saldırıyı Nusra’nın üstlendiği iddialarını kabul etmiyorlar. Bu kez karşımızda Ruslar var ve işler o kadar kolay olmayacak.

 

Yazarlarımızdan

15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder