Ya oğlumuz intihar ederse?

06 Aralık 2012, Perşembe 05:00
AA

Kamuoyunda “askeri vesayeti sonlandırmak” adı altında, TSK’yı itibarsızlaştırmak ve safdışı bırakmak için yapıldığına olan şüphelerimizin arttığı Balyoz ve Ergenekon davalarından daha etkili bir durum oluştu: Asker intiharları! Üsteğmen Nazlıgül Daştanoğlu’nun intiharı bomba gibi patladı önce. Genç, güzel bir kadın haberi her zaman ilgi çeker.

Boşanmış, bir çocuk annesi bu güzel kadın belli ki çok arzulanmış, çok baskılanmış, sonunda da itilip kakılıp ordudan atılmış, onuruna yediremediği için de intihar etmişti! Ardından iki genç er intiharı tuz biber ekti. İntihar edenlerin sayısı şehit olanlardan bile fazla mıydı? Kamuoyunun hassaslaşması üzerine Genelkurmay suskunluğunu bozdu.



İsmail Akça’nın ‘intihar’ haberine ‘öldürüldü’ kuşkusu eklendi.

[[HAFTAYA]]

Bilgi veriyor, açıklama yapıyor, tahkikatlar başlatılmış. Bana iletilen yazılı notta son üç yılda şehit sayısı 323, intihar sayısı 230 deniyor. Ayrıca Genelkurmay Basın İlişkiler’den arayan bir yetkili de bu karşılaştırmanın çok büyük haksızlık olduğunu vurguluyor. İntihar nedenleri arasında uyuşturucunun birinci sırada, kötü muamelenin altıncı sırada yer alması bana çok mantıklı gelmiyor.

Askerlik görevini yapan gençler ergenlik bunalımını ya yeni atlatmış ya da henüz yaşıyor. İntihar eden gençlerin daha çok büyük şehirlerden gidenler olması, onların kötü muameleye daha tepkili olduklarını düşündürtüyor. Bu sorunları çözmek için bir “Can Dostu” uygulaması çıkarmışlar, pek bir şey anlamadım! Bence sorun, terörle mücadele gibi ucunda “Can Pazarı” olan bir görevi, bir süreliğine normal hayatından ayırdığınız, ana kuzusu, ailesinin bir tanesi gençlerle yürütmeye çalışmaktan kaynaklanıyor! Ne kadar eğitirseniz eğitin, ne kadar sertleşirse sertleşsin, askerlik kuralları herkese göre değil. Üstüne gidilince silah gibi, insan da patlıyor! Bu da askere gidecek çocuğu olanların en büyük korkusu şimdilerde.

Darısı diğerlerinin başına




Son dakika haberi geldi: 6 aydır KCK Sağlık Komitesi diye tuhaf bir gerekçeyle tutuklu yargılanan 13 tıp fakültesi öğrencisi tahliye olmuş. Öğrencilerin yeri cezaevi değil, üniversitedir.

Onlar da öğrenciliklerini bilecek, o da ayrı. Bugün köşemize sığmadı, koyamadık. Zübeyr Şaşmaz’ın “Açlığa Doymak” filmini izledim. Cuma günü vizyona giriyor. Orada da tıp fakültesinde okuyan pırıl pırıl bir genç kızın hangi koşullarda örgüt üyesi olduğu ve önce ölüm makinesine dönüşüp sonra ölüm orucuna yattığı anlatılıyor. Filmle ilgili izlenimlerim ve öğrencilerle ilgili yorumumu cumartesiye saklıyorum.

Doğaya teslim olmak ilkellik

Karadeniz hopurdu köpürdü ve can aldı! Doğa olaylarına teslim olmak ve ölmek, ilkel insanların kaderi olabilirdi. Ama günümüz teknolojik gelişmeleri içinde iki dalgaya teslim olmak, olsa olsa basiretsizlik ve olanaksızlıktır! Japonya’daki tsunami mi bu, kayalara tutunmuş adamı kurtaramıyoruz? İnanılır gibi değil. Bütün gün tv ekranına kilitlenip kaldım ve yaşananlara kahroldum, milyonlarca kişi gibi.

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, elindeki botlar yeterli değilse, neden daha iyisini almıyor? Yeterli olmayan botla neden insanları ölüme yolluyor? Ve niye bunlar sanki ortada hiç bir suçlu yokmuş gibi savunuluyor? Ortada bir yanlış varsa elbet söylenecek! 11 kayıp insan var denizde. Ne o? Fırtına çıktı, bir gemi battı, bir gemi sürüklendi ve bir tekne onları kurtarmaya kalktı. Bu mudur koskoca dünya kenti, iki tarafı iki denizle çevrili İstanbul’un kıyı emniyeti?

Fatma Şahin’den Atatürklü kutlama!

Bir çok Avrupa ülkesinden çok daha önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıldönümü 5 Aralık, Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Bakan Fatma Şahin ve kadın milletvekillerinin Anıtkabir’i ziyaretiyle kutlandı. Bu cümlenin haber değeri niye var? Farkında olduğumuz gibi AKP iktidarı Türkiye’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk ve reformlarından pek hoşlanmıyor. Adını ve ilkelerini ders kitaplarından kanun ve yönetmeliklere kadar her yerden siliyor.

Hatta adını taşıyan liseler imam hatip okullarına dönüştürülüyor. Eğitim alanında atılan adımlar Cumhuriyet dönemi reformlarını tersyüz ediyor. İşte “bu ahval ve şerait içinde” AKP hükümetinde görevli bir kadın bakan onun huzuruna çıkıp hakkını teslim ediyor, Anıtkabir’de kadın milletvekilleriyle fotoğraf çektiriyorsa ben de ona şapka çıkarıyorum! Fatma Şahin sadece jestleriyle değil, uyguladığı politikalarla da kadının konumunu yükseltici işlere imza atıyor. Fatma Şahin, kadın gibi kadın (kimileri erkek gibi kadın diyebilir tabii)!

Sıradaki haber yükleniyor...