Yat kalkıyor, yolcu kalmasın!

07 Ekim 2012, Pazar 05:00
AA

Fethiye Ölüdeniz’n ilk klasik müzik festivalini kendi imkanlarıyla el birliğiyle yapıyorlar dedim ya turizmciler için. Tabii ilk işleri ve amatör oldukları için ufak tefek sıkıntılar da yaşıyor ama kimseye çaktırmıyorlar. Ölüdeniz’in kıyısında saklı bir cennet gibi bahçe içinde butik bir taş otel işleten arkadaşım Günsenin Güner de işin konaklama kısmını üstlenmiş, konukları otellere yerleştiriyor. Kendi oteli ağzına kadar turist dolu. Benim gibi eşi dostu derken açıkta kalanları ağırlamak için satarım anasını deyip bir tekne tuttu.

Sabah Ölüdeniz’den arabaya binip bir koşu Fethiye’ye gelip tekneye biniyoruz. Beyaz bir sülün gibi şahane teknemizin kaptanı soruyor: İstikamet nereye? Sanki oradan gelmemişiz gibi:

[[HAFTAYA]]

Ölüdeniz’e! Gün batımı konserine yetişeceğiz de. Yolda yunuslar da görüyoruz, uçan balıklar da; fırtına da çıkıyor, güneş de açıyor, dolu da yağıyor. Ölüdeniz’in iskelesi olmayan sahiline zodyakla çıkacağız, tekneden tekneye geçelim derken, SAT komandosu değiliz ya, botu yanaştırmaya çalışan tayfalar boşlukta merdivene asılı kalıyor, bot dalgalarda sürükleniyor, biz gülmekten müdahale edemezken halata dolanıp kaza geçirmemize ramak kalıyor.

Ölüdeniz’e iskele şart

Akşam konser için tekrar Fethiye’ye dönüyoruz, tekneye binip gece limanda uyuduktan sonra tekrar Ölüdeniz’e. Bu arada tekne ahalisi sürekli artıyor, müzisyen arkadaşlar teknede sabahlara kadar müzik yapmaya devam ediyor, ipad’ten şarkı sözleri indirilip eşlik ediliyor; Fethiye Ölüdeniz arası şahane teknemizle gel git sürüyor! Günsenin’in elinde telefon, yerli yersiz bütün isteklere yetişmeye çalışırken kocaman bir teşekkürü hak ediyor. Üstelik o da Yunus’unu, yakışıklı biricik oğlunu, tıpkı Bünyamin gibi genç yaşında kaybetmiş bir anne olarak bu anmaya gözyaşlarını içine akıtarak katılıyor.

İstanbul’u da çek Woody Allen!

Woody Allen’in ironik mizahını sever misiniz bilmem, ben şahsen NewYork’lu filmlerine bayılmıyordum, belki kenti iyi tanımadığımdan, ama Barcelona’ya bayılmıştım, Roma’lıya hayran oldum, daha doğrusu, ruhumun karanlık ve dağınık olduğu bir güne denk geldi, kahkahalar attırabildiği için bana, yönetmene ve oyunculara şükran duydum!

Roma’yı sever misiniz? Bu güzel İtalyan kenti, her köşeyi döndüğünüzde sizi karşılayan içi heykeller, çeşmeler ve havuzlarla süslü meydanları, görkemli saraylarıyla gerçekten de bir film platosu gibidir. Bu dekorun içine, hepsi birbirinden arıza bir sürü karakteri, İtalyan’ı, Amerikalısını koyarsanız, ki Roma’da İtalyan kadar Amerikalı da vardır, ortaya tam bir kıymalı, domates soslu spagetti çıkıyor ki, gömülüyorsunuz! Hayır size hikayeyi özetlemeyeceğim. Bir filmi anlatmak için hikayesini yazanlara çok kızıyorum.

Bırak da gidip ben keşfedeyim. Ama güleceğinize garanti veriyorum. Filmde medyayla, durup dururken “celebrity” olanlarla fena dalga geçiyor usta. Bir de vülger aşklarla. Ama en çok da, emekli olduğu halde, olmak istemeyen kendisiyle! Arka fonda da Roma’yı öyle güzel kullanmış ki herkeste hemen bir “Aman gidelim, gezelim” arzusu uyandırıyor ya, bizde de bir heves: Woody Allen gelip İstanbul’da da bir film çekmez mi?

Çeker, şunun şurasında yaşı daha 80 bile olmadı! Ama pamuk eller cebe, Roma’nın prodüksiyonunu İtalyanlar yapmış. İstanbul’u kim yapacak? Bence TAV, THY, Belediye ortak prodüksiyonu olabilir, yeni türbanlı hosteslerimizle değişik bir İstanbul imajı yaratılmış olur, fena mı?

Ege’nin sularında çello yankısı

“Müzik otoriteleri tarafından viyolonselin dahi çocuğu olarak kabul edilen Benyamin Sönmez, 28 yaşında kalbine yenildi.” Çalıp söyleyen bir ailenin oğlu olarak müziğe gönülden bağlı genç müzisyenin ani ve zamansız kaybından sonra anısını yaşatmak için bir klasik müzik festivali düzenledi sevenleri.

Onu, toprağa verdikleri Fethiye’de 4-6 Ekim’de ilk kez düzenlenen klasik müzik dinletilerine ilgi olur mu diye düşünülürken her akşam dolu bütün koltuklar, iskemleler, hatta dışarıdaki banklar! “Müslüman mahallesinde salyangoz satmayı başardık, halka klasik müzik dinlettik” diye sevinen arkadaşları, Fethiye ve Ölüdeniz’li turizmciler bir kaç ayda karar verip el birliğiyle başarmışlar bu uluslararası etkinliği.

Hem gurur hem hüzün

Benyamin Sönmez’in son hocası Kazak asıllı Rus çellist Natalia Gutman’ın da konserinin olduğu programda Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Anadolu Flarmoni Orkestrası’nın yanısıra çellist Burak Ayrancı, akordeon Hakan Ali Toker, piyanist Gulmira Tokombaeva, Paola Villa, soprano Hande Soner’in yanısıra Emre Alivar’ın piyano atölyesi var.

Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra yurda dönerek Fethiye’ye yerleşen Sönmez Ailesi, oğullarının müzikteki başarısıyla gururlanırken ani kaybıyla yaşadıkları üzüntüyü Benyamin Sönmez’in resimlerinin yer aldığı bir sergi ve konserlerle hafifletmeye çalışıyor. “Gerçek bir müzik illüzyonisti”, “Çello dünyasının genç ve karizmatik yeni üyesi”, Bremen doğumlu, Anadolu delikanlısı Benyamin’in kısacık müzik serüveninin tarihe not düşülmüş tanımları.

Annesinin göz yaşlarına boğulduğu konserlerin gençler tarafından ilgiyle izlenmesi ve yeni müzisyenlere ilham verecek olması tek teselli olabilir mi?

Deniz ve güneşe, müzik

Fethiye Ölüdeniz’in dünyaca ünlü turkuaz renkli koyunun çağrısına son yıllarda gökten süzülerek kumsala inen paraşütçüleri eklendi. Sabah erken saatlerde ve akşam gün batışında Babadağ’a çıkan adrenalin meraklıları paraşütleriyle dağdan aşağı bırakır kendilerini ve bir saate yakın bir uçuş sonrası kelebekler gibi otellerin önündeki patikaya inerler bir bir.

Tatillerini geçirmeye gelenleri buraya çeken deniz güneş ve paraglade’in yanına bir de klasik müzik festivali eklenecek mi, Fethiye Ölüdeniz’li turizmcilerin amatör bir çabayla profesyonel bir başarıyla gerçekleştirdikleri etkinlik kalıcı olacak mı, gün batımlarına çello sesleri eşlik edecek, Benyamin’ın anısı Ege’nin sularında yaşayacak mı... Size bağlı!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.