'Yeri geldiğinde maçoyum'

'Lale Devri'nin Çınar'ı Tolgahan Sayışman rol arkadaşı Selen Soyder ile pek mutlu. Evlilik kararı aldıklarında bunu birlikte açıklayacaklarını söyleyen Sayışman, “İnşallah baba olma mutluluğunu da yaşarım” dedi. Hayatıyla ilgili yanlış kararlar aldığını ama tüm hatalarından dersler çıkardığını anlatan Tolgahan Sayışman artılarını ve eksilerini samimiyetle anlattı. Hafta Sonu Dergisi'ne...

08 Aralık 2012, Cumartesi 05:00
A A
'Yeri geldiğinde maçoyum'

- ‘Lale Devri’ndeki ağlama sahnelerinizde reyting epey yükseliyormuş...

Oyunculuk, yüksek konsantrasyon gerektiren bir iş. Dramatik sahnelerde, bunu seyirciye geçirebilmek için ekstra konsantre olmak gerekiyor. Yıllardır aynı karakteri oynayınca, onu biraz içselleştirip olayların örgüsüne karakteri adapte edince gözyaşı geliyor. “Acaba oynarken seyirciye geçiyor mu?” diye düşünmüyorum, o an sadece hissediyorum. Ağladığım sahnelerde reytingin yükseldiğini sayısal rakamlar gösteriyor. Bu da beni motive ediyor ama düşündürüyor da.

- Sinema filmi çekmeyi düşünmüyor musunuz?

‘Lale Devri’ bitince sinema filmlerine ağırlık vereceğim. Anlaşma yaptığım yabancı ortaklı bir film vardı, senaryosu çok güzeldi ama hayata geçemedi. Kendi tasarladığım hikayeler de var. Her rolü oynayabilirim. Ama gönlümde yatan aslan, yaşanmış başarı hikayeleri.

- Ürkek ve çekingen duruyorsunuz.

Röportaj yaparken bende bir çekingenlik oluyor. Günlük hayattaki akıcı konuşmamdan eser kalmıyor. Doğru cümleler kurmaya çalışıyorum, bir patavatsızlık yapmamaya dikkat ediyorum. Çünkü pot kırabilecek bir adamım! Yanlış anlaşılmaktan, birilerinin kalbini kırmaktan çekiniyorum.

- Sizi en çok ne rahatsız ediyor?

İnternet ve sosyal medya çok yaygın. Kameralardan kaçabiliyoruz ama gittiğiniz mekanlarda insanların cep telefonlarından kaçamıyorsunuz. Gizlice sizi çekip sosyal medyada paylaşabiliyorlar.

- İlişkide iki insanın da ünlü olması çok zor değil mi?

Daha fazla fedakarlık istiyor. İki tarafın da ayrı sevenleri ve beraber sevenleri var. Herkes bir yorumda bulunuyor.

“Şöhret budalası olmaktan korktum”

- Zor bir insan mısınız?

Zor olduğum taraflar var. Mesela zor ikna edilirim. Kendi bildiğim doğrularda ısrarcıyım. Karşımdaki insanı zorlayabilirim. Benim için ‘inatçı’ denebilir. Ama kaprisim yoktur. Megoloman olmadım, şöhret budalası olmaktan da her zaman korktum.

- Bir ara sizin için “Şımardı” demişlerdi.

İşte öyle dendiğinde üzülüyorum. Beni yakından tanıyanlar iyi bilir; eskiden neysem şimdi de oyum. Yalaka bir adam hiçbir zaman olmadım, olamam. Yalan konuşmayı beceremem (gülüyor). O çok farklı bir matematik. Düşüncelerimi özgürce ifade etmekten korkmam ama yanlış anlaşılmaktan ve insanları kırmaktan çekinirim. Bizim işimizde çok mütevazı olmak, alttan almak, geri planda kalmak doğru bir şeymiş gibi gözükmüyor ama ben şöhreti kullanmaya çalışan bir adam değilim.

“Sevgilimin kıyafetine karışırım”

- Kıskanç mısınızdır?

Başarıyı değil, sevgiyi kıskanırım. Takdir ederim, “Neden bende yok?” diye düşünürüm ve daha fazla çalışmaya çabalarım. Samimi ve tatlı bir kıskançlığım vardır. İlişkimde kıskancım ama. Hatta bu durum sıkıntı yaratabilir.

- Kıyafetlere karışır mısınız mesela? (Gülüyor)

Yeri geldiği zaman.

- Maço musunuz?

O da yeri geldiği zaman.

‘Keşke Hong Kong’a gitmeseydim’

- Hayatınız boyunca yaptığınız en büyük hata neydi?

İlk aklıma gelen, tenis oynamayı bırakmam. İkincisi, Paris’te değil de Hong Kong’da mankenlik hayatıma devam etme kararım. Ama orada yaşadığım kötü deneyimler de bana çok şey kattı. Ayrıca, televizyon sektörüne girdiğimde verdiğim yanlış kararlar oldu. Kabul etmediğim dizi iki sene sürdü, kabul ettiğim beş bölümde yayından kalktı. Ama ilkini kabul etseydim ‘Elveda Rumeli’ gibi bir dizide oynayamayacaktım, o zaman da ‘Lale Devri’ olmayacaktı. Kaderimizi yaşıyoruz... O yüzden hata yapıyorsak ondan ders çıkarmalıyız. Bu da benim pişmanlığımı azaltıyor.

- Peki Hong Kong’ta günleriniz nasıl geçiyordu? Geçiminizi sadece mankenlikten mi kazanıyordunuz?

Sadece mankenlik yapıyordum ama sanırım biraz daha kalsam başka işler yapmam gerekecekti (gülüyor). Yakın çevrem “Oh ne güzel” diye düşünüyordu ama çok zor dönemlerim oldu. Ajans tarafından dolandırıldım, hâlâ alacaklıyım. Geçersiz sözleşmelere imza attım. Hepsi geçip gitti. Sonuca baktığımda şu an buradayım ve mutluyum. O olaylar, beni erken yaşta olgunlaştırdı.

(01.12.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Görünmez kaza