Yeşilçam mekanlarının, 'Arkeoloğu': Doğan Güneş

Yeşilçam mekanlarının, 'Arkeoloğu': Doğan Güneş

Kendisini, "Yeşilçam Arkeoloğu" olarak tanımlayan Doğan Güneş'le, Yeşilçam üzerine sohbet ettik. Doğan Güneş, “Ben bu aşka gönül verdim” diyerek çıktı yola. Özel sektördeki işini bırakıp, kendisini tiyatroya ve Yeşilçam’a adadı. Yeşilçam filmlerinin çekildiği mekanları bularak fotoğraf çekti. Bir arkadaşının tavsiyesiyle Instagram’a yükledi ve şimdi binlerce takipçisi var. Gizem Yetil / gizem.yetil@posta.com.tr

20 Aralık 2019, Cuma 11:09 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yeşilçam Arkeoloğu ne demek?

Benim özel olarak bulduğum bir unvan değil aslında. Tiyatro hocamın bana yakıştırdığı bir unvan. Buraları araştırıp bulmuş bulmama, “Bu bir arkeoloji. Sen bir arkeologluk yapıyorsun aslında. O yüzden unvanın Yeşilçam arkeoloğu olmalı” dedi. Ben de bu unvanı kullanmaya başladım. Hakkını vermeye başladım her şekilde. Mekanları, oyuncuların hikayelerini araştırıyorum. Arkeologluğa ben de inanmaya başladım. 

Mekanları nasıl buluyorsun?

Mekanları bulmak için en ufak bir ipucu bile benim için bir çıkış noktası oluyor. Bu filmde gördüğüm bir sokak, cadde ismi veya bir cami minaresi ya da kilise olabiliyor. Yerdeki taş detaylarına kadar dikkat ediyorum. Mesela Arnavut kaldırımlı taş gördüğümde ben buranın Beşiktaş, Sarıyer civarı olduğunu anlayıp oralara yoğunlaşıyorum. Yeşilköy’ün binalarının, Arnavutköy’deki binaların şekli belli. Bu şekilde mekanları arayıp buluyorum. 

İstanbullu musun? Nasıl bu kadar şehre hakimsin? 

Hayır. Erzurumluyum ama İstanbul’da büyüdüm. Bu detaylar İstanbul’u öğrenmeme fayda sağladı. Büyük bir mutluluk ve hevesle yapıyorum. 

Üşenmiyor musun?

Hayatımda üşenmediğim iki şeyden biri. Biri mekan aramak ikincisi de tiyatro. 

Asıl mesleğin ne?

Ortadirek Tiyatrosunda oyuncuyum. Daha önce özel sektörde de çalıştım ama bunlarla ilgili hayallerim olduğu için bıraktım. 

Bir kazanç sağlamıyorsun. Peki bu tutku nereden geliyor?

Bu bir gönül işi. Kazanç sağlamıyorum. Hatta para gidiyor. Ama ben sonuna kadar gerekirse ceketimi satıp bu yola devam edeceğim. Çünkü hayallerim gerçekleştirmek istiyorum.

Hayallerin neler?

Birincisi Yeşilçam mekanları adı altında bir belgesel çekmek. Daha önce Yeşilçam belgeselleri çekildi ama mekanları adı altında bir belgesel çekilmedi. Çünkü bu mekanlar, bu filmleri bize en iyi anlatan yerler. Oyuncular yok, senaristler yok ama mekanlar orada duruyor. İkincisi de Yeşilçam mekanları gezileri düzenlemek istiyorum. Bunu da yapan yok.

Şu anki filmlere baktığımız zaman birçoğu aklımızdan silinip giderken, birçok Yeşilçam filmini ne kadar izlersek izleyelim sıkılmıyoruz. Bunun sırrı nedir?

Samimiyet. Şu anki çekilen dizi ve filmlerdeki ruhsuzluğu görüyoruz. Birçok oyuncu ruhu yansıtamıyor ve bu filmler izlenmiyor. 

Yeşilçam filmlerini artık daha küçük kanallarda görüyoruz. Bu kadar izlenen, yüzlerce kez izlesek bile sıkılmadığımız filmler artık neden bilindik kanallarda görünmüyor?

Bunun sebebi film şirketleri. Bizim severek izlediğimiz o filmleri yapan şirketler. Kanallara bu filmleri verirken çok yüksek meblağlar istiyorlar. Bu yüzden yayınlayamıyorlar. O kötü reklamlı kanallarda bu filmleri kaçak olarak izlemek zorunda kalıyoruz. Mesela ben Instagram’da, YouTube’da bu filmlerle ilgili paylaşımlar yapmak istiyorum ama destek olacaklarına köstek oluyorlar. 

Yeşilçam filmlerini kullanıyorlar mı yani? 

Tabii ki. Suçlamaysa suçlama. Paraya doymuyorlar. Videoları kullanmak için ulaştım ama olay avukatlık boyutuna kadar ulaşıyor. Bazı kanallar var hatta kanallarını kapatmak zorunda kaldılar telif hakları yüzünden. O kadar güzel hizmetler ve yayınlar yapılıyor ki yani siz bu adamdan ne istiyorsunuz? 

Yeşilçam oyuncularını neden bu kadar sevdik, benimsedik?

Çünkü biz onlara inandık. Onlarda bir doğallık var. Bunu bize yaşattılar. Şimdiki oyuncuları bir sahnede ağlarken görüyorsunuz ama magazin haberlerinde bir barda eğlenirken görüyorsunuz. Hiç samimi değil. 

Yani onların da mutlaka özel hayatları vardır ama göremedik tabii.

Belki de teknolojisizlikten dolayı göremedik diyebiliriz. 

Yeşilçam’ı yaşatmak için ne yapmalı?

Bazen belediyeler organizasyonlar düzenliyor. “Ben Yeşilçam filmini halkıma izletmek istiyorum” diyor. Ama yine o dediğimi olay giriyor işin içine. Binlerce telifle karşılaşıyorlar. Yeşilçam açık hava sinemaları olabilir. Yeşilçam mekanlarına geziler düzenlenebilir. 

Sayfa açmaya nasıl karar verdin?

Ben Instagram kullanmayı biliyordum. Zaten sayfama baktığınızda göreceksiniz. Gidip dolaşıp fotoğraf çekiyordum ama o kadar kaliteli içeriklerim yoktu. Gittim, havayı soludum, fotoğraf çektim. Sonra bir arkadaşım, “Sen Instagram aç. Bu fotoğrafları oraya koy” dedi. Böyle böyle derken sayfa bir yere kadar geldi.

https://www.instagram.com/p/BugykLHHulC/


Güzel şeyler bulduğuma inanıyorum. Şark Bülbül’ü Ayşen Gruda ve Kemal Sunal’ın arkasındaki perdeyi buldum. O perde hala o evde duruyor. İznik’te Şalvar Davası filminde Müjde Ar’ın çıktığı bir çatı var. O çatıya çıktım. Hatta düşme tehlikesi attım. Bunu da Müjde Ar’a yazdım. Dedim, “Çatıyı iyi onaramamışsınız.” Gülmüştü o da. 

Yaşadığın ilginç bir olay var mı?

Bir gün Üsküdar’a mekan fotoğrafı çekmeye gittim. Çekme işlemim bitti arabaya bindim gideceğim. Polis durdu kimliğimi istedi. “Siz ne yapıyorsunuz ?” falan dedi. Telefonumu elimden aldı. Bütün fotoğrafları inceledi. Sonra terörle mücadele geldi. Dedim, “Ne oluyor!” Meğer fotoğraf çektiğim yerin arkası Cumhurbaşkanının eviymiş. Sonra olayı anladıktan sonra bıraktılar bizi. 

Yok artık! 

Tabii tabii. Kovulduğumuz yerler bile oldu. Yani adam da haklı. “Kardeşim benim evimin fotoğrafını neden çekiyorsun?” diyor. Anlayan oluyor, anlamayan da. 

Bıkmış olabilirler mi?

Tabii o da var. Bazen oyuncularla konuşurken ilgi gösterme oluyor. İlgi göstermeyen de. Ben çok heyecanlı anlatıyorum mesela onunda heyecanlanacağını düşünerek. Diyor ki,”Oğlum çektik bitti gitti boşver. Uğraşma” diyor. 

Sonra?

Bir YouTube kanalı kurdum. 2 röportaj yaptım. Beklediğimden daha çok ilgi gördü. Bunun haricinde İstanbul Üniversitesi ile bir iletişimim oldu. Mekanlar belgeselim için Prof. Dr. Ergün Yolcu bu konuda benden bir senaryo yazmamı istedi. Yazdım gönderdim. 

Yeşilçam’da araştırdığın kadarıyla seni şaşırtan bir şey oldu mu? Mesela böle biliyoruz ama aslında böyleymiş dediğin bir olay?

Birincisi: Yeşilçam filmleri dememizin sebebi şu. İstiklal caddesinde bulunan Yeşilçam sokağında Arzu film, Erman film şirketleri kurulmuştur. Bu filmlerin şirketleri Yeşilçam sokağında olduğu için bu filmlere Türk sinemasında Yeşilçam olarak adlandırılmıştır. Yani o sokağın adı Kızılçam olsaydı, biz o filmlere Kızılçam filmleri diyecektik.  

İkincisi: Kapıcılar Kralı filminde İbrahim rolünde oynayan kişi, afiş çekimlerine yetişemiyor okula gittiği için. Çekim yapılacak bir çocuk lazım yani. Filmde oynayan kızın kardeşini çağırıyorlar. Afişte kardeşi olduğu için gerçek hayatta kardeş oldukları söylenir ama değildir. Durum budur. Daha çok fazla hikaye var.  

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Aslı Enver hakkında yeni aşk iddiası! Sosyal medyada hızla yayılan fotoğraftaki kişi kim?