Yoğun bakımın gizli kahramanları

Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi üzerinde hayat kurtarmak için insanüstü çaba sarf eden yoğun bakım çalışanları, en zorlu mesleklerden birini icra ediyor

06 Temmuz 2018, Cuma 19:51
A A

Yaşam savaşı veren hastaların hayata tutunma şansını arttırmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan yoğun bakım personeli, mesaisini büyük fedakarlıkla sürdürüyor.

Bazen çocuk, bazen genç, bazen de yaşlı hastaların en zor anlarına şahit olan yoğun bakım çalışanları, hem beden hem de beyin yorgunluğunu en fazla hisseden meslek grupları arasında yer alıyor.

YOĞUN BAKIMIN GİZLİ KAHRAMANLARI

YOĞUN BAKIMIN GİZLİ KAHRAMANLARI

AA ekibi, hayata tutunmak için verilen o büyük savaşın en net görüldüğü yoğun bakım servisinde, isimleri bilinmese de hafızalara "gizli kahramanlar" olarak kazınan yoğun bakım personelinin gerilim ve stres yüklü çalışma temposuna tanıklık etti.

24 SAAT MESAİ

24 SAAT MESAİ

Dikkatsizlik ve hatayı kabul etmeyen yerler arasında belki de ilk sıralarda yer alan yoğun bakımlarda personel, mesailerine 24 saat çalışacaklarını bilerek başlıyor.

YEMEK MOLASINA BİLE VAKİT BULAMIYORLAR

YEMEK MOLASINA BİLE VAKİT BULAMIYORLAR

Bazen dinlenme ya da yemek molası için ayıracak zaman dahi bulamayan yoğun bakım çalışanları zihinlerini, hastalara gösterdikleri şefkat sayesinde dinç tutabiliyor.

"HASTA VE HASTA YAKINI KADAR ÇARESİZ DEĞİLİZ"

"HASTA VE HASTA YAKINI KADAR ÇARESİZ DEĞİLİZ"

"Hasta ve hasta yakını kadar çaresiz değiliz." mantığıyla işlerine bağlanan yoğun bakım ekipleri, hastalara çare olabilecek el olduklarını asla unutmuyor.

HAYATTA TUTABİLMEK İÇİN BÜYÜK ÇABA GÖSTERİYORLAR

HAYATTA TUTABİLMEK İÇİN BÜYÜK ÇABA GÖSTERİYORLAR

Kriz anlarında makine seslerinin dahi değiştiği yoğun bakım servisinde, çalışanlar da tüm güçleriyle hastayı yaşamda tutmak için büyük çaba gösteriyor.

10 YILINI YOĞUN BAKIMDA GEÇİRDİ

10 YILINI YOĞUN BAKIMDA GEÇİRDİ

Biruni Üniversitesi Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Suna Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışma hayatının son 10 yılını yoğun bakımda geçirdiğini söyledi.

"HİÇ KOLAY OLMAYAN SÜREÇLER"

"HİÇ KOLAY OLMAYAN SÜREÇLER"

Yoğun bakımı, "Çoğu zaman yaşamın kıyısına gelmiş insanların bulunduğu alan." olarak tanımlayan Koç, "Biz genelde yoğun bakımda yaşamın kıyısına gelmiş, artık çoğu zaman yaşam şartları açısından zor durumda olan insanlarla karşılaşıyoruz. Bu yaptığımız işin zorluğu yanında bir de hasta yakınlarıyla olan ilişkilerimiz var. Bu da bizim için hiç kolay olmayan süreçler. Psikolojik olarak, hatta bazen fiziksel olarak da zorluk yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

"İNSANIZ SONUÇTA MUTLAKA ETKİLENİYORUZ"

"İNSANIZ SONUÇTA MUTLAKA ETKİLENİYORUZ"

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Suna Koç, ailesinin de çalışma temposuna alıştığını dile getirerek, "Burada yaşadıklarımızı bir şekilde burada bırakıp gitmek zorundayız, insanız sonuçta mutlaka etkileniyoruz. Genç hastalar olunca, yapacak bir şey olmayan hastalar olunca bundan mutlaka olumsuz etkileniyoruz ama bunu çevremize yansıtmamaya çalışıyoruz. Her ne kadar ben burada bir şeye çok üzülsem de çok yorulsam da buradaki her şeyi burada bırakıp gitmeye çalışıyorum." diye konuştu.

"RUHEN VE BEDENEN GÜÇLÜ YAPIYA SAHİP OLMAK GEREKİR"

"RUHEN VE BEDENEN GÜÇLÜ YAPIYA SAHİP OLMAK GEREKİR"

"Bu meslek sevilmeden yapılacak bir meslek değil. Ama sevmek de yetmiyor. Gerçekten 'Ruhen bunu kaldırabilecek miyiz?' diye düşünmemiz lazım karar verirken." diyen Koç, yoğun bakım servisinde çalışmak için ruhen ve bedenen güçlü bir yapıya sahip olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

"MUTLAKA İŞİ SEVMEK GEREKİR"

"MUTLAKA İŞİ SEVMEK GEREKİR"

Biruni Üniversitesi Hastanesi Başhekimi ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Türkan Özer de sözlerine mesleğini çok sevdiğini ifade etti.

Özer, "Stresli alanlarda çalışan hekimlerin mesleklerini devam ettirebilmeleri için mutlaka o işi seviyor olmaları gerekir. Bu hepimiz için geçerli diye düşünüyorum." dedi.

İşlerine hep severek geldiklerini, eve gittiklerinde dahi akıllarında takip ettikleri hastalar olduğunu vurgulayan Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Durumunu merak ettiğimiz hastaların gidişatlarını görmek üzere bir heyecan vardır içimizde. Zaten geceden aramışızdır, sormuşuzdur, 'O nasıl oldu, bu hasta nasıl oldu, öbürü nasıl?' Bir şekilde bir haberimiz vardır zaten. Geldikten sonra da hastalarımızı tek tek dolaşır, genel durumlarıyla ilgili bildirimlerini alırız, tedavilerini planlarız, muayenelerini yaparız. Hasta yakınlarıyla belirli zamanlarda, görüşmelerimiz olur. "

"Hemşire arkadaşlarımız olsun, yardımcı sağlık personelimiz olsun sürekli bir devinim içerisinde kulaklarımız birbirimizde olacak şekilde hareket ederiz. Sürekli bir enformasyon zinciri vardır, herkes herkesten haberdardır, bir şeyi bir kez söylediğimizde bütün ekip onu halletmek üzere koordinedir, hızlı bir hareket zinciri vardır."

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.