Zafer Ergin: 13 yıldır ekrandayız bizden final beklemeyin

‘Arka Sokaklar’ dizisi ne reytinglerdekine de halkın gönlündeki zirveyi bırakıyor. Dizinin ‘Rıza Babası’ Zafer Ergin, 13 yıldır evimizden biri gibi. Sette buluştuğumuzda yine aksiyon dolu bir sahne için nefes nefeseydi. Diyor ki: Bu dizi 27’nci sezonu da görür. Bizden final beklemeyin.

16 Eylül 2018, Pazar 05:00
A A

ALEV GÜRSOY CİMİN

Türkiye’nin en çok izlenen dizisi Arka Sokaklarda yeni sezona başladınız. Keyifler nasıl?

Gayet iyiyiz. İlk gün nasıl heyecanlıysak yine öyleyiz. Tüm ekipçe 12. sezonu geride bıraktık, şimdi aynı gayretle 13. sezona hazırlanıyoruz. Çekimler yoğun geçiyor ama ortaya doğru bir iş çıkınca bu yorgunluğu unutuyoruz. ‘Arka Sokaklar’ bu gidişle 27. sezonu da görür. Bizden final beklemeyin.

Bunca zamandır zirveden düşmeden devam etmenizin sırrı ne sizce? Bu dizi neden bu kadar seviliyor?

İyi ekip, iyi senaryo, iyi oyuncular ve özverimiz sayesinde. Aslına bakarsanız her dizi bu niyetle başlıyor, kimse biz iki bölüm ya da sekiz bölüm yapalım da konu kapansın diyerek başlamıyor. Bana sorarsanız yola çıktığımızda bu kadar uzun süreceğine asla inanmamıştım. Yapımcımız sevgili Türker İnanoğlu, “Uzun soluklu olacak” demişti. Hatta “150 bölümden aşağı olmayacak” diye de eklemişti. Bir de Temmuz gibi bir ayda başlıyorsunuz düşünün. Fakat İnanoğlu’nun o öngörüsü tuttu, 150 bölümü bile geçtik.

BİZ BAŞLADIĞIMIZDA DOĞAN ÇOCUKLAR ŞİMDİ DELİKANLI

Resmen bir nesil büyüttünüz...

Biz başladığımızda doğan çocuklar şimdi delikanlı. Biz bile bu dizide büyüdük, olgunlaştık, kimimiz yaşlandı (Gülüyor). Ama çok emek var, büyük özveri var. Emek büyük olunca başarı kaçınılmaz oluyor. Sanırım bizi kendisine yakın buldu halk.

Peki hiç mi sıkılmıyorsunuz hep aynı set, aynı kişiler? Konu aynı mı?

Değil.

Tekrara düşülüyor mu?

Hayır. Ömrümde hiç sıkıldığım bir işi yapmadım. Zaten bir oyuncunun sevdiği işi yaparken sıkılma lüksü olamaz. Bir kere oyunculuk zaten benim hayalimdi, tıpkı diğer arkadaşlarımın olduğu gibi. Sanat zaten zoraki yapılmaz. Sanat sıkmaz, yormaz. Aksine besler.

Bu kadar uzun zaman aynı kişiyi oynayınca rolün etkisinden çıkmak da zor oluyor mu?

Yok canım, asla! Kendimi polis ya da amir zannedemem değil mi? Sonuçta oyunculuk profesyonel bir iş. Daha önce başka bir dizide uzun süre farklı bir karakteri oynamıştım mesela. Fakat şu var; yolda yanıma gelip “Rıza Baba!” diyen seslenen çok oluyor. Bakmama gibi bir durum söz konusu değil, mutlaka dönüp bakıp tebessüm ediyorum.

BAZEN POLİSLER BANA 'AMİRİM' DİYOR

Polisler de sizi gördüğünde “Amirim” diyor mu?

Birkaç kez ilginç şeyler yaşadığım oldu. Gördüklerinde selam veren de vardı, “Amirim” diyen de. Bazen espri mahiyetinde de oluyor bu. Tabii sadece ben değil dizideki tüm arkadaşlarım zaman zaman bunu yaşıyor. Benimsenmek hoş bir şey. Neticede biz de kamu hizmeti yapan vatandaşları canlandırıyoruz. Onların da yapmak istedikleri, yapamadıkları bazı şeyleri dile getiriyoruz. Mesela belki aileleri ile olan sorunlarını kendileri dile getiremiyor, biz getiriyoruz. Ama verilecek mesajlara çok dikkat etmeliyiz. Toplumsal sorumluluğu her zaman cebimizde taşımamız ve elimizi de sık sık cebimize sokmamız lazım.

Türkiye’de polise bakışı ve o polis imajını da biraz değiştirdi bu dizi sanırım?

Biz Türkiye’deki polisi oynamıyoruz tabii. Yani aslında Türkiye’deki bütün polislerin sorunlarını ekrana taşımayı tabii ki isteriz ama bu zor. Büyük sorumluluk.

Rıza Baba, “Ha öldü, ha ölecek” hissine de çok kapılıyoruz...

Sanırım ölmem. Ama bunun yanıtını diziyi izleyerek öğrenmekte fayda var. Belki başka sürprizler olur, kim bilir. Ben de sizin gibiyim. Senaryo önüme gelince öğreniyorum.

Dizi sürelerinin uzunluğundan da birçok oyuncu şikayetçi.

Zaten buna başlarken 65 dakika diye başlamıştık. Türkiye genişledikçe bu 150 dakikaya çıktı. Şu bir gerçek, bu durumun sosyolojik yanlarının incelenmesi lazım. Niye yapıldı? Neden isteniyor? İsteniyor ki yapılıyor. Bu bir arz ve talep meselesi. Ama böyle gidecek olursa senaryolar Meydan Larousse ciltleri gibi olacak sonunda. Oraya doğru gidiyoruz. Tabii ki bu zor bir iş oluyor. Hem yapımcı hem yönetmen hem de oyuncular ve teknik arkadaşlarımız için de çok zor tabii.

Yakın zamanda sinemada da izleyebilecek miyiz sizi?

Zor. ‘Arka Sokaklar’ varken başka bir proje zor. Öyle bir vakit yok.

Sanatın Türkiye’deki geleceğini nasıl buluyorsunuz?

İnşallah iyi olur.

Sizin bir sanatçı olarak kırmızı çizgileriniz neler?

Kırmızı çizgilerim yok.

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Bir tek Instagram hesabım var. Bu işleri çok fazla beceremiyorum. Teknolojiyle aram iyi değil. Her sabah traş olurken bile “Bu makine nereden açılıyor?” diye bir daha bakıyorum.

UĞUR BÖCEĞİ BİZE KONDU

‘Arka Sokaklar’ gibi birçok polisiye dizi ekrana geldi ama tutmadı. Neden?

Bir tüy, bir sihir vardır ya da uğur böceği. O bize kondu. Mesela bazen bir diziye bakıp diyorsun ki, “Bu en fazla üç bölüm gider” ama neredeyse üç yıldan fazla gidiyor ve tutuyor. Bunu kestirmek kolay değil. Bir de her şey birbirinin aynısı olunca gitmiyor. Zaten bir tane olandan bir tane daha yapmanın pek manası yok. Farklı konular olmalı.

Türker İnanoğlu ile yaptığım röportajda, “Bu dizide oynayanların hepsi zengin oldu” demişti... Öyle mi?

Zengin mi olmuşuz bilmiyorum, eve gidince bakacağım.


SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.