Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

ABD’yle gerilimde Kürt meselesi

Çarşamba, 08 Kasım 2017 - 05:00

Türkiye'de, ABD düşmanlığı yeni bir mesele değil. Ancak, eskiden, yönetimler, ABD'yle çıkan krizleri idare ederdi. 1974 Kıbrıs müdahalesi sonrasında, ambargo dahil her türlü yaptırımla yüzyüze olunmasına karşın, ABD’yle ilişkiler kopma noktasına gelmemişti.

Şimdiki kriz ise daha farklı...

İktidara yakın kalemlere baktığımızda, öfkenin, değişik felaket senaryolarının, haddi hesabı yok. "Beka" sorunu diye devamlı tekrar edilen, vurgulanan analizlerin, "ABD'nin bölgedeki yeni hesapları"na odaklandığını görüyoruz.

Çözümden kopmak

Dünkü yazımda, Financial Times'tan aktardığım yorumda, "Türkiye'nin dış siyaseti yalnızca sınırındaki Kürt milislerin daha fazla toprak kazanmasının önüne geçmeye indirgendi" tahliline yer verdim.

Türkiye, çözüm sürecinde, Suriye Kürtleri dahil, bölge Kürtleriyle stratejik bir işbirliği hedefi içine girmişti. Bu yeni bir tercihti. Türkiye'nin yüz yıllık devlet paradigmasının değişimi söz konusu olabilirdi.

Bölge Kürtleriyle Türkiye'nin böylesine derin işbirliği içine girmesi, yalnızca Türkiye değil bölge için de yeni bir perspektif açabilirdi.

Çok olumlu sonuçları olabilecek böyle bir karara varmak, değişik riskleri de göze almayı gerektiriyordu.

PKK'nın Batı'yla işbirliği

PKK, Öcalan'ın çağrısına "uyuyormuş" gibi yapıp çekilmedi, işi yokuşa sürdü. Birinci kopma böyle başladı. Ardından, HDP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde, AK Parti ve Erdoğan'ı asıl düşman gören bir seçim stratejisi kurdu.

Erdoğan da genel seçimlerde Kürt meselesi yüzünden oy kaybettiği değerlendirmesini yapınca, "çatışma" yolunu tercih ederek geleneksel devlet paradigmasına döndü.

Bu dönüş, Kürtlerin bölgede etkili bir silahlı güç oldukları döneme denk geldiğinden, daha değişik sarsıntılar oluştu. ABD ve Batı; PKK/PYD güçlerini “terör örgütü” değil, “müttefik” gördüğünü ilan etti.

Bu stratejik ayrışma, Batı ile Türkiye arasındaki köklü güvensizliği derinleştirdi.

Türkiye'nin bölge Kürtleriyle ilişkisinin olumlu ya da olumsuz karakteri, bölgedeki tüm denklemleri etkiliyor/ etkileyecek...

Yalnızca PYD ile HDP ile değil, Barzani ile de ilişkiler bozuk. "Bunun sebebi Erdoğan ve AK Parti değil" diyebilirsiniz. "Kürtler Batı'nın desteğini görünce işbirliğini bozdular" diye de düşünebilirsiniz.

Farklı tezler üretilebilir, ama şu açık: Bu ilişkileri onarmak, yeniden bir düzene sokmak, sokabilmek; siyasi maharet istiyor. ABD'yle, Batı'yla, hatta Rusya'yla ilişkilerin geleceği; biraz da, Kürt meselesinde düğümleniyor gibi...
Yandex.Metrica