Abdullah Gül'den ince dış politika eleştirisi

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından düzenlenen "Diplomat Okulu" programının açılışıda söylediği sözler gündem oldu. Fatih Altaylı da Abdullah Gül'e sert eleştirilerde bulundu

10 Kasım 2017, Cuma 08:05
Abdullah Gül'den ince dış politika eleştirisi
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen “Diplomat Okulu” programının açılışına katıldı. Gül’ün burada yaptığı konuşmanın görüntüleri paylaşıldı. Gül’ün konuşmasındaki “Her şeyi komplo teorilerine bağlamaya kalkarsak o zaman da o ülkeleri yönetenlerin hiç mi akılları yokmuş sorusunu sormamız gerekir” ifadesi dikkat çekti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen “Diplomat Okulu” programının açılışına katıldı. Gül’ün burada yaptığı konuşmanın görüntüleri paylaşıldı. Gül’ün konuşmasında iktidara yaptığı örtülü eleştiriler gözlerden kaçmadı.

O konuşmanın satır başları şöyle; 


"EVİN İÇİNİN DÜZENLİ OLMASI GEREKİR"


“Dış politikasının güçlü olabilmesi için bir ülkenin önce evinin içinin düzenli olması lazım. Evinin içi düzenli olmayan bir ülkenin çok güçlü bir dış politika güdebilmesi mümkün değildir. Onun için hep derler “Foreign Policy starts at home”, yani dış politika önce evinde başlar. Evin içi dediğimde sağlam bir siyasi yapı, kuvvetler ayrılığına bağlı demokratik bir sistem, hukukun evrensel şekilde eşit uygulandığı bir hukuk düzeni, güven veren, ayrım yapmadan sadece haklı ve haksız ayrımı yapan temel hak ve özgürlüklerin evrensel anlamda garanti altına alındığı bir ülke kastediyorum. Şeffaflık, hesap verebilirlik, iyi yönetişim (“Good Governance”) dediğimiz ilkelerin geçerli olduğu bir ülkenin dış politikası da muhakkak ki güçlü olur. Böyle bir ülkenin çizdiği porte bütün dünyada güçlü olur. 
 

‘O LİDERLERİN HİÇ Mİ AKLI YOKMUŞ?' DERLER 


“Genellikle dış politika dediğimizde komplo teorileri çok konuşulur. Tabi ki komplo teorileri vardır, siyasi tarih okuduğunuzda bunun çok örneklerini göreceksiniz. Öyle casuslar göreceksiniz ki, hele soğuk savaş döneminde, neler yapmışlar ülkeler nasıl nerden nereye sürüklenmiş, bütün bunları göreceksiniz. Hele Türkiye söz konusu olduğunda dünyanın birçok yerinde Türk düşmanı ve Müslüman düşmanı mihraklar, çevreler hep var, bunlar muhakkak var. Bunları bileceğiz, naif olmayacağız ama eğer her şeyi komplo teorilerine bağlamaya kalkarsak o zaman da o ülkeleri yönetenlerin hiç mi akılları yokmuş sorusunu sormamız gerekir. Allah herkese akıl vermiş. O ülkelerin yöneticilerinin, liderlerinin, sorumluluk taşıyanlarının hiç mi aklı yokmuş diye sorgulamamız gerekir. Bu anlamda baktığınızda şöyle geriye gittiğinizde öyle acı gerçekler vardır ki bugün çok üzüldüğümüz Irak ve Suriye gibi iki komşumuz, iki ülkenin de bel kemiği tamamen kırılmış durumda. Ne kadar acı.”
 

NOKSANLARIN FARKINDA OLANLAR DÜNYADA İYİ BİR PORTRE ÇİZER 


“2008 yılında BM’de oylama yapıldı ve 192 ülkeden 151 oy alarak ilk turda seçildik. Batı Avrupa adayı olmuştuk. Daha sonra da Türkiye Cumhurbaşkanı olarak 2010 yılında başkanlık etmiştim. Şimdi çok basit bir örnek size. İçeride demokrasisi güçlü, hukuku güçlü bir reformcu zihniyet, noksanlarının farkında olan, noksanlarını kapatmak için bunları açıkça konuşan bir ülke bütün dünyada iyi bir portre çizer. Arap ülkelerinin tamamı oy vermişti. Afrika ülkelerinden sadece birisi -ismini söylemek istemem, o hariç- hepsi bize oy vermişti. BM’nin Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi beş ülkenin beşi de bize oy vermişti, öyle seçilmiştik. Daha sonra başka bir teşebbüsümüz olmuştu. 2014 yılında yine aday olmuştuk. Maalesef görüntümüz bozulduğu için o zaman 60 oy almıştık ve seçilememiştik. Dolayısıyla “dış politika içerde başlar sözü” çok doğru. İçerde güçlü olanın dışarda da çok güçlü bir dış politika gütmesi her zaman mümkündür ve dışarıya da her zaman doğru istikamet verebilir.”


Habertürk yazarı Fatih Altaylı da Abdullah Gül'ün sözlerini sert bir dille eleştirdi. İşte Fatih Altaylı'nın köşesindeki o bölüm:
 

HERKES KENDİ PAYINA DÜŞENİ ALMALI


ESKİ Cumhurbaşkanlarından Abdullah Gül, Türkiye’nin dış politikasını yönlendirenleri ince ince eleştirmiş, ince ince ama oldukça ağır konuşmuş.

Bahçeşehir Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada dış politikadaki hataları anlatmış ve her şeyi komplo teorilerine ve dış güçlere bağlamayı eleştirerek, “Peki o liderlerin, o yöneticilerin hiç mi aklı yokmuş?” demiş.

Gül’ün dış politikadaki hassasiyetini ve dış politikada hatadan kaçınmanın önemini iyi bildiğini daha önce de yazdım.

Yazdım ama şunu da söylemesem içimde kalır.

Türkiye’nin bugün dış politikası nedeniyle içine düştüğü durumun önde gelen sorumlularından birinin, hatta birincisinin Ahmet Davutoğlu olduğunu bilmeyenimiz, kabul etmeyenimiz yok gibi.

Davutoğlu’nun öğrencileri ve takipçileri bile bu hataları sıralamaktan imtina etmiyorlar.

İyi de Davutoğlu’nu bu hataları yaparak Türkiye’yi sıkıntıya sokabileceği bir konuma kim getirdi Sevgili Abdullah Bey!

2003 yılında 1 Mart tezkeresi öncesi Ankara’da gazete yöneticileriyle birlikte olduğunuz yemekte yanınızda “Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı” olarak oturan Sayın Davutoğlu ile benim yaptığım tartışmayı herhalde anımsıyorsunuzdur!

Davutoğlu Türkiye’nin Ortadoğu’da izleyeceği politikayı anlatırken benim yüksek sesle itiraz ettiğimi, hatta bir ara kendisi ile tartışmaya girdiğimi ve “Ahmet Bey, bu politikayı izlersek Ortadoğu felaket bir hale gelir ve Türkiye ile ABD karşı karşıya kalır. Bir Türk-Amerikan çatışması patlak verir” dediğimi herhalde hatırlıyorsunuzdur!

Ahmet Davutoğlu fikir cimnastikleriyle saygın ve değerli akademik bir çalışma yürütmüş olabilir ama Türkiye ve Ortadoğu’nun akademik çalışmanın test sahası haline getirilmesinde, kendisini o konuma getirenlerin hiç mi hatası yoktur Abdullah Bey?

Sizi 1990’ların başından beri tanırım, çok severim, çok da saygı duyarım Abdullah Bey.

Ama burada kendi payınıza düşeni de unutmayın lütfen.
Yandex.Metrica