Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Açılım terörü hortlattı

Pazar, 20 Haziran 2010 - 05:00

Kürt açılımı deyip içini doldurmayınca, üstelik ‘elçi’ diye yollananları da geri adım atıp içeri tıkınca, terör örgütü diş gösteriyor. Sürpriz değil, zaten söylemişlerdi, “Bu memleketi cehenneme çeviririz!” diye gırtlağını yırtarak bağırışı bugün gibi gözümün önünde, BDP milletvekilinin. Terörün hortlamasının birkaç nedeni var: Terör örgütü, “Ben terör yaparak isteklerimi elde edebiliyorum” diye düşünüyor ve bunu da yüksek sesle söylüyor. Kürt açılımının içi boştu ama içi dolu olsaydı da fark etmezdi çünkü artık örgütün dayattığı en önemli istek, ‘Onursal başkanları’nın serbest bırakılması! İmralı sakini Diyarbakır Seçilmiş Valisi olmadan rahat etmeyecekler. Ayrıca adını koymadan, sağlık, eğitim gibi temel konularda da kendi ‘seçilmiş’ temsilcilerinin işleri bölgeden yürütmesini, yani yarı özerk, federal sistemi istiyorlar. Buna razı mı olmalıyız, ver kurtul mu demeliyiz, yoksa ulusal devlet deyip çarpışa çarpışa karşı mı koymalıyız, karar verilmeli. Ancak kısa vadede daha az can kaybı için en azından bölgede profesyonel asker kullanımı şart gözüküyor. Nefes filmini seyretmeyen kalmasın orada ne olup bittiğini görmek için! Son saldırıda ABD istihbaratının kesildiği de ortada. E tabi İran’ın yanında yer almanın, İsrail’e provokasyon yapmanın bedeli olacak, bununla bitmez bile. Yakında büyük kentlerde canlı bombalara geldi sıra. Şimdi Hakkari şehitlerini ve yaralılarını Arınç ve AKP’li milletvekilleri Esenboğa’da uçağın başında karşılayacak mı, onu bekliyoruz!

Belediye evinize el koyabilir!

Melih Gökçek’in mahkemeye düşmüş usulsüzlüklerinden kurtulmak için istediği ve Beyoğlu eski belediye başkanlarından Nusret Bayraktar’ın girişimiyle meclisten gece yarısı çıkarılıveren yasaya göre mülkiyet hakkına gölge düştü! Eğer belediyelerin gözünü diktiği bir mahalde eviniz varsa yandınız. Kentsel dönüşüm yapıyorum diye evinizi elinizden alacak, size başka bir yer gösterip ‘Git orada ev yaptır’ diyecek ve bunun mahkeme yolu da olmayacak! Bu anayasaya da, babayasaya da aykırı tabii ama karşı çıkmak lazım. Bu yasanın iki mağduru var: İlçe belediyeleri ve ev sahipleri! Bu yasayla ilçe belediyelerinin kentsel dönüşüm yapma hakkı da büyükşehir belediyelerine geçiyor
Acaba bu yasanın kotarılmasında özellikle İstanbul’da gelişme potansiyeli olan ilçelerin AKP’den CHP’nin eline geçmesinin payı var mı? Biz kendi derdimize bakalım: Örneğin benim 20 yıl önce uzak görüşlülükle makul bir fiyata aldığım ve orada nasıl oturursun diye eleştirildiğim, kimsenin gitmek istemediği Galata’daki evim, mahallenin toparlanmasıyla değer kazandı. Belediye, turistik yatırım yapacağım deyip elimden alabilir ve bana da “Sen de git Kasımpaşa’da otur” diyebilir ve bunun için ben üste para vermek zorunda kalabilirim! Üstelik de beni çıkarttığı evimi yandaşlarına peşkeş çekebilir! Ve mahkemeye gitme hakkım bile olmaz! Tıpkı Sulukulelilere yaptıkları gibi. Zaten yasanın şimdiye kadar yapılanlardan ötürü başları ağrımaya başladığı için çıkarıldığı da iddia ediliyor. Okul ve hastaneler dışında kamu ve TSK’nın elindeki gayrımenkullerin de el konulabilmesine olanak sağlayan yasa, bu haliyle tam bir “Yağma Hasan’ın böreği” görünümünde! AKP’nin yeni bir “Cambaza bak” derken elimizdekini alma numarası bu. Dikkatimizi Kürt, Ergenekon diye oyalarken evimize el koyacaklar. Mülkiyet hakkımızı koruyalım, evlerimizi kaptırmayalım!