Yazgülü Aldoğan

10 Mayıs 2018, Perşembe 05:00

Keşke garibanlıkta değil refahta buluşsak

Erdoğan, beklemediği bir seçim dönemiyle karşı karşıya: yüzde 40’larla ipi göğüsleyip başa geçebilecekken şimdi yüzde 50 artı 1 almak zorunda kaldı. Üstelik devreye yeni bir parti, yeni bir aday girdi, ekonomide de işler kötü gittiği, dolar ve avro rekor kırdığı için değişim rüzgarı esiyor. O da taktik olarak karşısındaki adayları küçümsemeyi seçti.

CHP adayı Muharrem İnce’yi “gariban” diye aşağılıyor. Türkiye’de asalet olmadığını unutuyor! Kendisi de çıktığında gariban değil miydi? İlk aday olduğu İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini hatırlıyorum. Muhalifleri onun ruhsatı olmayan bir gecekonduda oturduğunu öğrenip propaganda malzemesi yapmışlardı.

Belediye başkanlığına aday olan gecekonduda mı oturur demiştik. Tabii yanlış taktikti. Kendisi de gecekonduda oturan halk bayıldı, herkes onu İETT memuru, Kasımpaşalı, futbol oynayan, anasının ayağını öpen halk çocuğu diye bağrına bastı. Köylü dedikse, Yalova’nın köyünden, gariban dedikse üniversite mezunu fizik öğretmeni Muharrem İnce, Türk halkının ortalamasına göre, İnek Şaban türü bir gariban değil, olsa olsa onun öğretmeni gibidir.

Onun “garibanlığı” milletvekili olmasına rağmen halkın içinde kalmaya devam etmesi, kibir ve gururdan uzak, içten ve samimi olmasında. Korumaların perdelediği biçimde, sarayda, ihtişamlı bir hayat sürmeyi seçenlerin anlaması zor olabilir tabii. Tek adam rejimleri, yöneticileri böyle yaşama iter.

06 Mayıs 2018, Pazar 05:00

Parti rozetini çıkardı, Türk Bayrağı rozetini taktı

Hayırlı olsun, artık cumhurbaşkanı adaylarımız da tamam. Tek eksiğimiz Demirtaş’ın hapisten çıkması. Herkes biliyor onun tutuklu kalmasının tamamen siyasi nedenlerle olduğunu. Ama zaten sıkıntı da bu: İhtiyacımız olan adalet ve demokrasi! Oysa demokrasi ne kadar güzel; Kılıçdaroğlu, herkesin fikrini aldı, son ana kadar sordu soruşturdu ve kendisine iki kez rakip olmuş, yeri gelmiş en ağır sözleri söylemiş partidaşını cumhurbaşkanlığına kendi eliyle aday yaptı! Neden? Başından beri dedi ki, cumhurbaşkanı adayının parti genel başkanı olmasına karşıyım, çünkü cumhurbaşkanı tarafsız olmalı, herkesi kucaklamalı!

Milleti birleştirecek

Ve Muharrem İnce’nin adaylığı çok sembolik bir gösteriyle başladı: İnce, parti rozetini çıkardı ve Kılıçdaroğlu ona Türk Bayrağı rozetini taktı. O an gözlerim yaşardı. İşte dedim benim adayım bu; Türküyle, Kürdüyle, dindarıyla, seküleriyle, muhafazakarı, solcusuyla, alevisiyle, Yahudisiyle, genciyle, yaşlısıyla, kimseyi dışlamadan, kimsenin burnuna parmağını sallamadan, “onlar ve bizzzz” diye ayrıştırıp bağırmadan, hepimiz olacağımız bir aday! Kendisine özel bir sempatim yoktu, ama şimdi oldu: İnce, tipik bir Türk insanı. Cumaya gidip namazını da kılan, rakısını da içen, harmandalı da oynayan, denize de giren, normal bir insan! Yüzü de gülüyor, gerektiğinde bağırıyor, polemiğini yapıyor, şiir de okuyor, hem de Ahmet Arif’den, Nazım Hikmet’den; espri de yapıyor, sesi de gür çıkıyor, gerekirse seviyeyi de düşürürüm diyor. Tabii ki mesele sırf hitabet değil. “50 bin avukat cüppeleriyle hazır olsun, seçim gecesi çağıracağım” deyip oyları çaldırmayacağına garanti veriyor. Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyor.

Parlamento için ittifak da tamam

03 Mayıs 2018, Perşembe 05:00

Aday kadar seçmen önemli

Önce ortak aday arandı ama aklın yolu galip geldi; ilk turda muhalefeti birleştirebilecek bir aday olsa olsa Atatürk olurdu, o da hayatta değil! O kadar birbirine benzemez, ama ortak paydaları parlamenter demokrasi, daha fazla özgürlük ve herkese refah olan bir heterojen grup, AKP, MHP karşıtı muhalefet: CHP, İyi Parti ve Saadet!

Hatta buna ittifakın içinde olmayan, ama son tahlilde, onların da oyunun alınması gereken Kürtleri de koyun bir zahmet. CHP’nin adayı dışında herkesin adayı belli oldu. Çünkü CHP’nin de adayını belirlemesi kolay değil. Demokrasinin “oldukça” işlediği bir parti, hele seçmenleri hayli demokrat, yani biat kültürü geçerli değil, tartışma ve kendi fikrinin en doğrusu olduğuna inanma söz konusu.

Parti yönetimi, Genel Başkana adayı belirleme yetkisini verdi. Cuma günü aday açıklanacak. Herkes, hatta en çok da Devlet Bahçeli, meraktan ölecek. Kılıçdaroğlu, adayını tarif etti: her kesimden oy alabilecek, ekonomiden anlayacak, parti içinden olması da şart değil, hitabeti güçlü. Çünkü seçim eğer ikinci tura kalırsa, bu muhtemelen CHP adayı olacak ve bu adaya hem Saadet Partili, hem Kürt, hem İyi Partililerin oy vermesi gerekecek.

Bu kıstaslara bakarak muhtemel adayları tahmin edebilir, aday olma heveslilerinin de üstünü çizebilirsiniz. Muhtemelen Cuma günü açıklanacak aday, bütün CHP’lileri tatmin etmeyecek. Çünkü kolay beğenmeyiz, ancak razı olabiliriz. İşte tam da bu aşamada kazanmak isteniyorsa asıl dikkat edilmesi gereken başka bir nokta var: seçime katılmak!